Blog

Nedim Sener’in Kitaplari , odulleri ve dustugu durum!

Degerli Arkadaslar

Savcilarimiz iddianame hazirlayacak, TCK ile ilgili kim suc islemisse onun hakkinda tabiki arastirma yapacak, gazetecilerde olaylara tarafsiz kisilik olarak bazen savci katibi gibi, bazende savunma avukatinin katibi gibi calisarak bazen savcinin bazen sanigin yaninda yer alarak tarafsiz iddianamelerdeki dogrulari dahada ileri goturecek bilgi ve belgeleri kamu oyuna aktaracak bazende arastirmaci kisilikleri ile savunma avukati gibi halkin avukatligina soyunacak, bunlari yaparsa o zaman kuvvetler ayriligi ilkesi isleyecek ‘DOGRU VE GUVENLI YARGILAMAYA” giden yolda Medya’da sorumlu olarak ustune dusen gorevi yerine getirecek.. !!

Siz simdi gazeteci en dogal gorevini yapiyor diyerek onlari iceri almak veya baski altina almak icin emniyeti ve savciligi kullanmak bir korku imparatorlugu yaratmak olurki buda demokrasiye gecmemizde en onemli sorun olarak karsimiza cikar..  !!!

Kamu oyu vicdani dedikleri olay cok onemlidir, davalar cok iddiali delillerede dayansa bile , her davanin en onemli savcisi halktir, kamu oyu destegi alinmadan , yargiyi ehil ve bagimsiz yapmadan, saydamligi saglayip, gazetecilerin kitap yaptigi konulari ;

Savcilarimiz, mahkemelerimiz, meclis arastirma komisyonlari, devlet denetleme kurumlari, vergi dairelerimiz v.d ortaya cikartip takim calismasi yapmadan, bugun oldugu gibi, herkes ayri telden calar ve bu kadar bilgi kirlenmesi icinde halk kime inanacagini sasirir, korkak , kendine guvenmeyen asalak bir toplum yetisir..  !!!

Iste en onemli tehlikede buradadir..  !!!

Eger hedef kendine guvenmeyen , bir halk yaratilmak isteniyorsa, arastirma lafini kafalardan silmek, arastirmaci gazetecilik istenmiyorsa yapilanlar cok dogrudur, yargiya guven zaten azalmis, onu dip yaptirmak isteniyorsa dogru yoldayiz, siyasetciye guveni sarsmak istiyorsakta  dogru yoldayiz, bu yolda devam edelim derim..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

KİTAPLARI-

Tepeden Tırnağa Yolsuzluk (Metis Yayınları 2001)

Naylon Holding (OM Yayınları 2002)

Uzanlar-Bir Korku İmparatorluğunu’nun Çöküşü(Güncel Yayıncılık) (2004)

Kod Adı Atilla (Güncel Yayıncılık) (2004)

Fırsatlar Ülkesinde Bir Kemal Abi (Güncel Yayıncılık) (2006)

Hayırsever TERRORIST(Güncel Yayıncılık)(2006)

Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları (Güncel Yayıncılık)(2009)

Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat(Güncel Yayıncılık)(2009)

UĞUR DÜNDAR-İŞTE HAYATIM (Doğan Kitap) (2010)

-GAZETECİLİK ÖDÜLLERİ-

1998, 1999, 2000 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Ekonomi Muhabiri

ödülleri.

1998 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü,

2002 Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü.

2003 yılında Transparency Internatiional (TI)’nın Türkiye ofisi Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği (TSHD) tarafından “Uluslararası Dürüstlük Ödülü” Türkiye adayı seçildi.

2007 yılında Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü kazandı.

2009 yılında da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti “Basın Özgürlüğü” ödülüne layık görüldü.

2010 Yılında Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü

2010 yılında Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabı nedeniyle Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü verildı.

2010 yılında merkezi Avusturya’da bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü(International Press Institute) tarafından dünya genelinde ismi belirlenen 60 “Basın Özgürlüğü Kahramanı” arasında yer aldı. Dünyanın değişik ülkelerinden 60 Basın Özgürlüğü Kahramanı listesinde Türkiye’den Abdi İpekçi ve Hrant Dink’in ismi de yer alıyor.

Milli gorus, Erbakan (2 )

Degerli Arkadaslar ,

Milli gorus ve Sn, Erbakan’la ilgili bu kosede 20 aralikta bir yaziya baslamistik ancak bugun sn, Basbakanimizin oldugunu ogrendim kendisine Allahtan rahmet diliyorum. Dirayetli ve pes etmeyen kisiligi ile hep hatirlanacak,nuktedan bir kisiligi ile bizleri hep guldurecek.. Ama en cok hatirlanak alani ekonomiye getirdigi ” Havuz sistemidir “

Sn. Erbakan iktidar oldugunda kamu iktisadi kurumlarinin paralari bankalara faizsiz mevduat diye yatiriliyor ama ayni devletin kredi isteyen kurumlarida bankalardan faizle para talep ediyor sonucta hepsinin sahibi benim diyerek bir havuz sistemi yarattilar ve devlette cok ama cok onemli bir faiz tasarrufu saglandi..

Erbakan hocanin Milli gorusunde en begendigim tarafi, faizle kalkinma yerine kendi kaynaklarimizla kalkinma ilkesidir, agir sanayi hamlesi , kalkinma ve adil duzeni siyasette cok kullanmistir ama bunlari cozme sansini yakalayebilecek kadar iktidarda yetkileri olmadigi gibi zamanida olmamistir ama ondan sonra gelen talebeleri milli gorusu, global ekonomi ile birlestirerek, halkin cogunluguna hitap eden bir merkez partisi haline gelerek tek basina iktidar olmuslardir..

Turk siyaset ve ogretim hayatindan Prof, Necmettin Erbakan guzel hatirlarla gelip gecti, ulkemize yaptigi katkilardan dolayi kendisine tesekkur ederiz ..

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

28 Subat’a nasil gelindi, 28 Subat’i nasil cozebiliriz !!

28 Haziran 1996 tarihinde Başbakanlık koltuğuna oturan Necmettin Erbakan, 28 Şubat 1997’de “post modern darbe” olarak nitelendirilen MGK toplantısı sonrasında alınan kararlar ile önce başbakanlık görevini koalisyon ortağı Çiller’e devretmek istemiş ancak Cumhurbaşkanı Demirel’in hükümet kurma görevini ANAP Lideri Yılmaz’a vermesiyle iktidarı bırakmak zorunda kalmış, kendisine siyasi yasak getirilmiş ve bir daha partisi Meclis’e girememişti.

28 ŞUBAT’A NASIL GELİNDİ

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakanlığı’nda kurulan RP-DYP koalisyonu sırasında yaşanan birçok olay 28 Şubat’ın nedeni olarak gösterilmiştir. İşte darbe nedeni olarak gösterilen olaylar: – 2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarf ettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.

– 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, -Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi.
 Karatepe konuşmasında şunları söylemişti: “ Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ” Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.

– Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997’de, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.

– Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.

– 30 Ocak 1997’de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.

– 5 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a birkaç mektup gönderdi.

– Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘irtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.

– 11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.

28 ŞUBAT KARARLARI

28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı. 28 Şubat 1997’deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

28 ŞUBAT SONRASI GELİŞMELER –

4 Mart’ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadı.

– 13 Mart’ta Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzalamak zorunda kalmış ve daha sonra bu kararları imzalamadığını sadece ön yazıyı imzaladığını iddia etmiştir.

– 21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, RP’nin kapatılması için dava açtı.

– 3 Haziran’da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM’de başladı.

– 7 Haziran’da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.

– 10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.

– 18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.

– 19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.

– 30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D hükümetini kurdu.

Bu donemde bermuda seytan ucgeni dedigimiz Is adami -Siyasetci -Medya bu iste askeri cok kotu kullandi , asker yukardakileri gordugu icin dogal olarak tepkili davrandi , halkin oyunu degistirenler aynen gunes otelinde oldugu gibi siyasetciyi , medyayi satin alanlardi .. Cozum icin

1. DYP milletvekillerinden ANAP ‘a transfer olanlarin mal beyanlari ve servet beyanlari alinsa, o tarihteki banka hareketleri izlense, kimin hangi baskilari yaptigini ogrenmek bu kisilerle konusarak saglanabilir hala bu milletvekillerinden bazilari sagdir.. Medya mensuplarinin o donemdeki para haraketleri izlense, cok gercek ortaya cikar..

2. 28 Subattan sonra iktidar olan Mesut yilmaz Hukumetinin is adamlari ile ilgili akceli isleri, servet beyanlari, burokratlarin ve medya mensuplarinin ve askerlerin mal beyanlari incelense devleti Kreiz silkeleme operasyonunda kimlerin keriz diye silkeledigi anlasilacaktir..

3. 28 subatta Turkiyede yasiyordum o donem oncesinde sermaye soyle olustu, Devletin parasini kendi bankalarinda mevduat diye tut, bunu bankalara gelmesi icin burokrati, siyasetciyi kullan sonra ayni parayi keriz devlete yuksek faizle sat.. “Keriz devleti silkeleme operasyonu ” dedigimiz bu olayi Prof. Osman hocam , sn, Erbakanin bas danismani olarak havuz sistemini kurarak cozdu , ulkenin % 88 vergi gelirleri faiz odemesine gidiyordu ve ulkede en onemli devrimlerden biridir, 28 subat kayit disinin , kendini kayit icine almasina yanasan iktidari atmasidir ve ondan sonra gelen hukumetler her ne kadar “Nerden buldun ” diye sormak istemislerdese gene iktidara “Nerden buldun ” diye sormayacagiz diyenler gelmistir, o yuzden 28 subatin ancak askerlerini yargilayabilirler, su anda 28 subati yapanlar zaten mevcut iktidarin yanindadir, resme bakin ilk siranin arkasinda kendini gostermek icin kafasini kaldiranlara bakin iste 28 subatcilar onlardir ve ulkede hala

Mal beyanlarindaki gizlilik maddesi kaldirilmadigi icin, nerden buldun sorusu sorulacak, saydamlik, demokrasi ve denetimin bagimsizligi ile siyasal partinin ve milletvekilin bagimsizligi ile yarginin bagimsizligi ve ehil olmasi , denetiminde ayni sekilde ehil ve bagimsiz olmasi saglanamadigi icin Kayit disi ulkeyi hala yonetmektedir.. Bu yapi 28 subatlari cozemez ancak oy almak icin bir kac pasayi daha iceri atar ve oyunu biraz daha arttirir, yarin bu cete bu seferde bugunku iktidar yolsuzluk yapti, kendi zengini yaratti diyerek onlar gene baska bir kullanacaklari kisileri iktidar yapar ama gene resme bakin onlarin kafasi 60 yildir hep ayni yerdedir, o yuzden “Keriz silkeleme operasyonlarinda ” dikkatli olup Keriz olmamaya bakin lutfen..’

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

KOÇ’SUZ 15 YIL

KOÇ’SUZ 15 YIL
Vehbi Koç’u kaybedişimizin 15. yılında onu anıyoruz. Vehbi bey “Türkiye varsa ben de varım” derdi.
Türkiye’ye olan sorumluluk izleri yaşamının her alanında görülür.
Bunlardan bazılarını daha önce yazmış olabilirim ama gene de vurgulamakta fayda var.
“Vergi” konusunda Vehbi bey miladı oluşturmuştur.
En fazla vergi ödeyenlerin her yıl açıklanması Vehbi Koç’un fikriydi. Bunun hayata geçirilmesi için uğraştı ve sonuç aldı.
Bir arkadaşının teknesiyle hayatının ilk mavi yolculuğunu yapmıştı.
Her sabah bir köyde karaya çıkıyor ve yürüyüş yapıyorlarmış.
Antalya yakınlarında köylüler ona sevgi gösterilerinde bulunmuşlar, şöyle demişler:
“İlk traktörü, ilk buzdolabını, ilk otomobili bize sen verdin teşekkür borçluyuz.
Ama biz seni asıl en çok her yıl vergi şampiyonu olduğun için başımızın üstünde taşırız.”
Kemer koyunda buluştuğumuzda bunu anlattı, gözleri dolu doluydu.

HEDİYE DEFTERİ
Vehbi bey “dürüst” insandı.
Evine gelen hediyeler için özel bir defter tutuluyordu.
Hediyeyi getiren, hediyenin tanımı, geldiği tarih, getirenin adı, teslim alanın adı ve imzaları.
80’li yıllarda evlere, işyerlerine baskınlar yapılıyor, kaçak kahve, viski aranıyordu.
Millet şişe şişe viskiyi, neskafeleri tuvaletlere dökmüştü.
Vehbi bey ise haftanın 5 günü akşamüstleri yaptığı gibi bir kadeh bol sulu ve buzlu viskisini gönül rahatlığıyla içmeye devam etmişti.
Veremeyeceği hesabı yoktu.
Bu defter tutma adedini İsmet İnönü’den öğrenmiş.
Uygulamış.
Neden sadece haftanın 5 günü birer kadeh viski?
Sağlığa faydalı olduğunu düşünüyordu.
Ancak perşembe akşamı ve camide namaz kıldığı cuma günleri içmezdi.
Günde 5 sigara kontenjanı tanımıştı kendine.
Her sigara için de bir saat belirlemişti.
O düzene dakikası dakikasına uyardı.
Vücudun içe çekmeden 5 sigarayı tolere edebildiğini söylemişlerdi.

VEHBİ?BEY VE İNANÇ
Vehbi Koç’un inancı kuvvetliydi.
5 vakit namaz kılar, ramazanda oruç tutardı.
Hacca gitmişti.
Bazen bir fikrini “hacı baban işte böyle düşünüyor” söylemiyle gülümseyerek noktalardı.
Namaz ve oruç inançlarının gereği olmasının yanı sıra kendine güven testiydi.
Bir gün o yaşında hâlâ 1 ay boyunca oruç tutabilmesi nedeniyle kendine sözlü ödül verdiğini şöyle söylemişti:
“Ramazan bittiğinde ‘aferin Koç’ dedim kendime…”
Son yıllarında eğilmekte zorluk çekiyordu.
Masanın üzerine bir yastık konmuştu. Alnını secdeye böyle getiriyordu.
“Tutumlu” olduğu bilinir ama yardım severdi.
Yardım isteğini yansıtan mektupları mutlaka okutturur eğer bir katkıda bulunması gerektiğine ikna olursa, önce ciddi bir araştırma yaptırırdı.
Acaba mektupta yazılanlar gerçek mi?
Yardımı istek sahibine nakit olarak vermek yerine istediğini sağlamayı tercih ederdi.
Örneğin hastane parası istenmişse bu bedeli doğrudan hastaneye öderdi.
Kendini emekliye ayırdıktan sonra 3 hizmete yoğunlaşmaya karar vermişti.
“Türk Eğitim Vakfı, TEMA, Türkiye Aile Planlaması Vakfı…”
Eğitim, kaliteli insan yetiştirecek kadar kaynak için nüfus planlaması ve kaliteli toprak…
Artık Zincirlikuyu’da…
Üzerine nur yağsın
Guneri civaoglu Milliyet

Tayyip Erdogan Hayranligi …!

 

Degerli Arkadaslar

Gecenlerde Amerikali bir firma ile gorusmemiz vardi, sirketin yoneticilerinden biri Filistin kokenli imis , benim Turk kokenli oldugumu ogrenince toplantidan sonra beni odasina cagirdi, odasinda bir cok yerde Basbakanimizin resimleri vardi, her tarafa koymustu ve anlatirken gozlerine baktim dolu dolu idi ve o kadar minnettar ve o kadar sevgi dolu bir ifadesi vardiki, cok etkilendim..

Bizim ofiste Ataturk resimleri vardi, hatta bir kac yerde bulunuyordu ama Turkiye Cumhuriyeti Basbakanin resmini asmak adetten degildi, etkilendim ve bir resmini alip arkama koydum..

Siyasi olarak, ekonomik politikalari geregi zaman zaman tenkit ederiz , goruslerimizde bazi farkliliklar oldugu gibi anlastigimiz cok hususlarda olabilir bunlar hic onemli degil ben burada Benim ulkemin Basbakanina diger insanlarin verdigi saygiyi ve ona olan sevgiyi gordum..

Ben neden Kendi Basbakanimdan bunu esirgeyeyim , O benim Basbakanim diyerek sahiplenmek istedim..

Filistinliyede bana bunlari hissettirdigi icin tesekkur ettim.

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Posted by Picasa

Raki -Marka – Katma deger…!!

Degerli arkadaslar
Hukumet rakiyi ozellestirdi , alan iyi fiyatla aldi uce katladi ve satti..
Bu sefer alan yabanci sermaye idi onlar katma deger kazandirip, markayi hem icerde hem disarda tanittilar, siseden baslamak uzere bir yigin degisiklikler yaparak, urunu dahada gelistirerek , katma degerinide ustune koyarak baska bir gruba sattilar.. Ozellestirmeden itibaren degerinin kisa surede 10 misli artmasi olayinda bu urune bu degeri getiren Katma degere biz yatirim yapmiyoruz.

Markalaşma çalışmasıni yonetmek zamani ve maliyetini organize etmeye ozel sektorumuz zaman ayirmak istemiyor, devlet markalasmayi , markalarin yurt disina acilmasini tesvik ediyor ancak ozel sektor bu atakta devletin gerisinde kaldi,haberi bile olmayan yuzlerce firma var, devletin icinde vizyonu genis , dogru yol gosteren siyasetci ve burokratlar cogaldikca ozel sektor daha geri gitmeye basladi , ustelik bu marka tesviklerini alanlarinda ustune dusenleri tam anlamiyla yaptiklarini soylemek mumkun degil , cunku dunya ticareti arttikca ihracatimizin azalip, ithalatimizin artmasida bunun en belirgin gostergesi olarak karsimiza cikmaktadir..

Markalaşma konusunda firmalarimizin kurumsal kimlik çalışmaları, reklam ve personel konularındaki yaptıkları yatırımları görmek ve bunun markalaşma sürecindeki getirilerini anlamak icin Raki olayini devamli gundemde tutmamiz bize cok yarar saglayacaktir.

Raki olayini sayet bir devrim olarak gorup, el oglu cayin tasi ile cayin kusunu nasil vurdugunu bir ders olarak universitelere bile sokup bu alanda doktora tezi bile yazdirmaliyiz, simdi Ozellestirme ve yolsuzluk ile hukumetleri yipratmak isteyenlerede gun dogdu tabiki !!

Sevgi , saygi ve selam ile

Mujdat guler

Sicak para , Kara para , saydamlik ve Demokrasi…!!

Degerli Arkadaslar,

Tahminen 72 Katrilyon dolarlik dunya ekonomisinde kayit disinin onemli bir payi bulunmaktadir..

Dunyada bu kadar buyuk sicak ve kayit disi para varken bu paranin daha ak olanindan  uzak durmak bence yanlis, mesele bu parayi dogru sekilde kullanmaktir..

Kara parada ne yazikki ulkemiz en tehlikeli kara para olan uyusturucu gelirlerinden elde edilen parayi ekonomide aklandirmaktadir..

Gecmiste nasilsa bizimkiler icmiyor, gelirini ekonomide kullanalim diyenler soyle bir hata yapti, uyusturucu baronlari once mali ucuz vererek , icerde uretici yaratti, sonra icerde uretmeye basladi, sonrada bu urunun gelirlerini gerek borsada, gerek insaat sektorunde, gerek sanayide aklamaya basladilar..

Hani son zamanlarda gordugumuz bahcesinde petrol cikmis zenginlerin cogunun arkasinda uyusturucu kaynaklari bulunmaktadir.. Bu kirli para ulkemizde tum degerleri yok etmis paradir, koku uyusturucuya dayanan paranin ulkemiz ekonomisini kalkindirirken tum degerlerimizin yok olmasini saglamistir..

Uyusturucu , beyaz kadin ticareti ve insan kacakciliginda ulkemiz onemli bir yere gelmis ve Dunya mafyasinin sampiyonlar ligine yukselmistir, bu tur islerden elde edilen Kara paralara hayir demek ancak sicak para ve vergi disi gelirlerden elde edilmis dunyadaki kayit disi paraya kapilari sonuna kadar acacak tesvik , vergi avantajlari ve kolayliklari saglamalidir..

Bazi teorisyonlerin eserlerine bakarak sicak para tehlikeli aman ulkemizden uzak tutalim demek cok yanlis olur, sicak parayada, gayri resmi kaynaklarada kapilari sonuna kadar acmak gerekir ancak bu kaynaklara  % 30 civarinda faiz vererek borcu borcla kapatma modeli ve devletin elindeki kaynaklari uc yillik gelirine satmak enayiligin aga babasi olmustur, deniz bitmistir simdi yepyeni bir model gerekir..

2002 ‘de iktidar olmussun, onunde bir enkaz var, tabiki iktidara gelir gelmez sorunu sadece ve sadece sicak parayla cozebilecegin icin

a.Once yerli sicak paraya “Mali milati kaldirdim ” diyerek kayit disi paraya ne yaparsan yap kardesim diyeceksin, hos zaten eger sn, Erdogan “Kayit disi paraya dokunmayacagini acikca beyan etmeseydi , Kayit disi para hic bir zaman icin onu iktidar yapmazdi..

b. Yabanci veya biyikli sicak parayada  borsada, insaat sektorunde ve sanayide  yuksek gelir vererek memnun etmesini bileceksin

c. Arap aleminin liderligine soyunup oradaki sicak paraya buyuk gelir vererek ulkeye cekeceksin ki bu ucude dogru yapildigi icin bugun cok iyi bir resim verilebilmektedir. Buraya kadar en dogrusu yapilmistir..

Ama zaman icinde saydamliga gecip, gelir idaresini bagimsiz yapmayip, kumese girecekleri artirip vergi adaletini saglayamazsan sorunlari cozemezsin, ustelik bu sicak parayida uretime yonlendiremezsin ..

Iki donemde yapilanlar dogrudur ancak bu andan itibaren disardan gelecek kaynaklar icin ulkeyi vergi ve yatirim cenneti yapacak alt yapiyi hazirlayarak , bunlarida en dusuk vergi oranlari veya 30 yillik vergi muaffiyetleri ile uretime yonlendirip, icerdeki kumese giren tavuklarin yukunu azaltmak icinde icerdeki kayit disini kumese sokup kaynaklari aklandirip, makul vergi oranlari ile insanlari saydam yapip, herkesi devlete karsi boynu bukuk hirsiz yapmak yerine, insanlara vergimi veriyorum deme sansini taniyacak, dunyada kayit disi olan 8 Trilyon dolarlik kaynaklardan pay almaya calisacak ancak 2.1 Trilyon dolarlik uyusturucu, insan kacakciligi ve beyaz kadin ticaretinden gelmis kaynaklarla mucadele edip , su anda oldugu gibi ekonomini bu kaynaklarla dondurmeyeceksin..

PKK’ya hayir ama kaynaklarina evet diyerek ne teroru cozebilirsin, ne ulkenin degerlerine sahip cikabilir nede saydamligi saglayabilirsin, o yuzden Sicak paraya ve vergi disi gelirlere evet diyerek uyusturucu olayini cozecesin, cunku Uyusturucu bugun ne yazikki, mecliste, poliste, yargida, finans , insaat ve sanayide onemli kaleleri ele gecirmistir, Turkiye ekonomik olarak bu paraya bagimli oldugu icin iki yakasi bir araya gelmemektedir..

Sevgi saygi ve selam ile
Mujdat guler