Blog

Tayyip Erdogan Hayranligi …!

 

Degerli Arkadaslar

Gecenlerde Amerikali bir firma ile gorusmemiz vardi, sirketin yoneticilerinden biri Filistin kokenli imis , benim Turk kokenli oldugumu ogrenince toplantidan sonra beni odasina cagirdi, odasinda bir cok yerde Basbakanimizin resimleri vardi, her tarafa koymustu ve anlatirken gozlerine baktim dolu dolu idi ve o kadar minnettar ve o kadar sevgi dolu bir ifadesi vardiki, cok etkilendim..

Bizim ofiste Ataturk resimleri vardi, hatta bir kac yerde bulunuyordu ama Turkiye Cumhuriyeti Basbakanin resmini asmak adetten degildi, etkilendim ve bir resmini alip arkama koydum..

Siyasi olarak, ekonomik politikalari geregi zaman zaman tenkit ederiz , goruslerimizde bazi farkliliklar oldugu gibi anlastigimiz cok hususlarda olabilir bunlar hic onemli degil ben burada Benim ulkemin Basbakanina diger insanlarin verdigi saygiyi ve ona olan sevgiyi gordum..

Ben neden Kendi Basbakanimdan bunu esirgeyeyim , O benim Basbakanim diyerek sahiplenmek istedim..

Filistinliyede bana bunlari hissettirdigi icin tesekkur ettim.

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Posted by Picasa

Raki -Marka – Katma deger…!!

Degerli arkadaslar
Hukumet rakiyi ozellestirdi , alan iyi fiyatla aldi uce katladi ve satti..
Bu sefer alan yabanci sermaye idi onlar katma deger kazandirip, markayi hem icerde hem disarda tanittilar, siseden baslamak uzere bir yigin degisiklikler yaparak, urunu dahada gelistirerek , katma degerinide ustune koyarak baska bir gruba sattilar.. Ozellestirmeden itibaren degerinin kisa surede 10 misli artmasi olayinda bu urune bu degeri getiren Katma degere biz yatirim yapmiyoruz.

Markalaşma çalışmasıni yonetmek zamani ve maliyetini organize etmeye ozel sektorumuz zaman ayirmak istemiyor, devlet markalasmayi , markalarin yurt disina acilmasini tesvik ediyor ancak ozel sektor bu atakta devletin gerisinde kaldi,haberi bile olmayan yuzlerce firma var, devletin icinde vizyonu genis , dogru yol gosteren siyasetci ve burokratlar cogaldikca ozel sektor daha geri gitmeye basladi , ustelik bu marka tesviklerini alanlarinda ustune dusenleri tam anlamiyla yaptiklarini soylemek mumkun degil , cunku dunya ticareti arttikca ihracatimizin azalip, ithalatimizin artmasida bunun en belirgin gostergesi olarak karsimiza cikmaktadir..

Markalaşma konusunda firmalarimizin kurumsal kimlik çalışmaları, reklam ve personel konularındaki yaptıkları yatırımları görmek ve bunun markalaşma sürecindeki getirilerini anlamak icin Raki olayini devamli gundemde tutmamiz bize cok yarar saglayacaktir.

Raki olayini sayet bir devrim olarak gorup, el oglu cayin tasi ile cayin kusunu nasil vurdugunu bir ders olarak universitelere bile sokup bu alanda doktora tezi bile yazdirmaliyiz, simdi Ozellestirme ve yolsuzluk ile hukumetleri yipratmak isteyenlerede gun dogdu tabiki !!

Sevgi , saygi ve selam ile

Mujdat guler

Sicak para , Kara para , saydamlik ve Demokrasi…!!

Degerli Arkadaslar,

Tahminen 72 Katrilyon dolarlik dunya ekonomisinde kayit disinin onemli bir payi bulunmaktadir..

Dunyada bu kadar buyuk sicak ve kayit disi para varken bu paranin daha ak olanindan  uzak durmak bence yanlis, mesele bu parayi dogru sekilde kullanmaktir..

Kara parada ne yazikki ulkemiz en tehlikeli kara para olan uyusturucu gelirlerinden elde edilen parayi ekonomide aklandirmaktadir..

Gecmiste nasilsa bizimkiler icmiyor, gelirini ekonomide kullanalim diyenler soyle bir hata yapti, uyusturucu baronlari once mali ucuz vererek , icerde uretici yaratti, sonra icerde uretmeye basladi, sonrada bu urunun gelirlerini gerek borsada, gerek insaat sektorunde, gerek sanayide aklamaya basladilar..

Hani son zamanlarda gordugumuz bahcesinde petrol cikmis zenginlerin cogunun arkasinda uyusturucu kaynaklari bulunmaktadir.. Bu kirli para ulkemizde tum degerleri yok etmis paradir, koku uyusturucuya dayanan paranin ulkemiz ekonomisini kalkindirirken tum degerlerimizin yok olmasini saglamistir..

Uyusturucu , beyaz kadin ticareti ve insan kacakciliginda ulkemiz onemli bir yere gelmis ve Dunya mafyasinin sampiyonlar ligine yukselmistir, bu tur islerden elde edilen Kara paralara hayir demek ancak sicak para ve vergi disi gelirlerden elde edilmis dunyadaki kayit disi paraya kapilari sonuna kadar acacak tesvik , vergi avantajlari ve kolayliklari saglamalidir..

Bazi teorisyonlerin eserlerine bakarak sicak para tehlikeli aman ulkemizden uzak tutalim demek cok yanlis olur, sicak parayada, gayri resmi kaynaklarada kapilari sonuna kadar acmak gerekir ancak bu kaynaklara  % 30 civarinda faiz vererek borcu borcla kapatma modeli ve devletin elindeki kaynaklari uc yillik gelirine satmak enayiligin aga babasi olmustur, deniz bitmistir simdi yepyeni bir model gerekir..

2002 ‘de iktidar olmussun, onunde bir enkaz var, tabiki iktidara gelir gelmez sorunu sadece ve sadece sicak parayla cozebilecegin icin

a.Once yerli sicak paraya “Mali milati kaldirdim ” diyerek kayit disi paraya ne yaparsan yap kardesim diyeceksin, hos zaten eger sn, Erdogan “Kayit disi paraya dokunmayacagini acikca beyan etmeseydi , Kayit disi para hic bir zaman icin onu iktidar yapmazdi..

b. Yabanci veya biyikli sicak parayada  borsada, insaat sektorunde ve sanayide  yuksek gelir vererek memnun etmesini bileceksin

c. Arap aleminin liderligine soyunup oradaki sicak paraya buyuk gelir vererek ulkeye cekeceksin ki bu ucude dogru yapildigi icin bugun cok iyi bir resim verilebilmektedir. Buraya kadar en dogrusu yapilmistir..

Ama zaman icinde saydamliga gecip, gelir idaresini bagimsiz yapmayip, kumese girecekleri artirip vergi adaletini saglayamazsan sorunlari cozemezsin, ustelik bu sicak parayida uretime yonlendiremezsin ..

Iki donemde yapilanlar dogrudur ancak bu andan itibaren disardan gelecek kaynaklar icin ulkeyi vergi ve yatirim cenneti yapacak alt yapiyi hazirlayarak , bunlarida en dusuk vergi oranlari veya 30 yillik vergi muaffiyetleri ile uretime yonlendirip, icerdeki kumese giren tavuklarin yukunu azaltmak icinde icerdeki kayit disini kumese sokup kaynaklari aklandirip, makul vergi oranlari ile insanlari saydam yapip, herkesi devlete karsi boynu bukuk hirsiz yapmak yerine, insanlara vergimi veriyorum deme sansini taniyacak, dunyada kayit disi olan 8 Trilyon dolarlik kaynaklardan pay almaya calisacak ancak 2.1 Trilyon dolarlik uyusturucu, insan kacakciligi ve beyaz kadin ticaretinden gelmis kaynaklarla mucadele edip , su anda oldugu gibi ekonomini bu kaynaklarla dondurmeyeceksin..

PKK’ya hayir ama kaynaklarina evet diyerek ne teroru cozebilirsin, ne ulkenin degerlerine sahip cikabilir nede saydamligi saglayabilirsin, o yuzden Sicak paraya ve vergi disi gelirlere evet diyerek uyusturucu olayini cozecesin, cunku Uyusturucu bugun ne yazikki, mecliste, poliste, yargida, finans , insaat ve sanayide onemli kaleleri ele gecirmistir, Turkiye ekonomik olarak bu paraya bagimli oldugu icin iki yakasi bir araya gelmemektedir..

Sevgi saygi ve selam ile
Mujdat guler

Adalet -Cumhuriyet -Ihtilal ucgeni arasina sikismis Turkiye ….!!





Neden buraya geldik, buradan nasil kurtulabiliriz !!

Buyuk kurtarici Cumhuriyeti genclere emanet ederken, Savcilarimizada Cumhuriyeti koruma gorevi verdi ve onlara “Cumhuriyet savcisi ” unvanini verdi…

80 doneminde 12 eylul olayini yasadik , yeni anayasa ile yargici memurlastirip, once ekonomik bagimsizliklarini ellerinden aldilar, milletvekilleri ile ayni maasi alan insanlari cuzdanlari ile vicdanlari arasinda sikistirdilar, her turlu baskinin altinda kalan bu insanlar , siyasetcinin memuru oldugu gibi ,bazilarida  yargi cetesinin icinde yer aldilar..

Memurlastirilmis , hukuk egitim kalitesi dusunce , hukuk nosyonu elinden alinmis bu insanlari artik yonetmek cok kolay oldu , halkin kendi yargici, kendi bilirkisisi, kendi yargitay uyesi bile olusmaya basladi, herkes yargida adaleti degil, adamini bul sarkisini soylemeye basladi…

Dun yargi arka bahcesi iken , guvenilir diyenler bugun yargiya guvenilmez demeye basladi, iktidarda iken yargi guvenilir, muhalefete dustunmu yargiya guvenilmez demek yanlis , 30 yildir siyasete bagimli , ehil olmayan yargi hic bir zaman guvenilir olmadiki !!!

Dogrusu gerek Ergenekon , gerek Balyoz, gerek Internet andici  davalari Fasa fiso davalari degildir ama delil ureterek, saniklari daha yargilamadan kamu onunde suclu duruma dusurmek icin tutuklamalar davanin yonunu degistirmeye yoneliktirki bunlar ele gecmis firsatlari bile iskalama acisindan onemlidir..

Insanlarin en temel hakki olan tutuksuz yargilama hakkini bu insanlara vermeyip, ustelik gizli olmasi gereken savcilik sorusturmasi oncesinde delillerin ozel medya kanali ile onceden yayinlanmasi hicte etik olmamistir, sonucta siyaset, yargi , medya ve ordumuz itibar kaybetmektedir..

Bugunku bu yapi icinde neticelere gitmek mumkun degildir..Bankalar vurgunu, meclis soygunu, susurluk , deprem davalari v.d ulkenin onunu acacak hic bir dava neticelenmemis ve insanlarin siyasetcisine , yargiya , emniyete ve medyaya guvenleri sarsilmistir, buda kendilerine guveni yok etmistir , bu guveni insanlara saglayacak olan “Dogru ve guvenli yargilama olacaktir ” bunun yoluda ehil, saydam ve guvenilir olan yargiclarla saglanabilir, memurlastirilmis yargictan, cumhuriyet savcisina gecmeden basarmak zordur..

Adalet mulkun temeli olduguna gore bu ilk hareket yargi kurumundan ve yargiclardan gelecektir, yargicin cesur, yurekli ve ehil oldugu ulkede insanlar sisteme guvenir, Demokrasi ve saydamlik binasinida bu temelin ustune oturtmak mumkun olur..

Siyasetciden yargiclara bagimsizligini vermesini , onlarin patronlugundan uzaklasmasini istemek 30 yildir bir ruya olarak kaldigina gore , artik bu bagimsizlik mucadelesinde yargiclar ve halk dayanismasi ile sirasi ile

1. Yeni anayasanin yapiminda katilimci olup, yargica bagimsizligini verilmesinin saglanmasi ..
2.  Hukuk egitim kalitesinin arttirilmasi, 4+3 =7 yillik egitime gecilmesi.
3. Yeterlilik imtihanlari yapilmasi
    3.1  Sistemin icinden yetersiz olanlarin arindirilmasi
    3.2 Hukuk fakultesinden mezun olanlara uygulanmasi curuk elmalarin ikincil islerde kullanilmasi
 4. Mal beyanlari uygulamasindaki gizlilik maddesinin kaldirilmasi
 5. Hakime ekonomik ozgurlugun verilmesi , milletvekilleri ile esit maasa getirilmesi ..
 6 Adli, tip, bilirkisilik kurumlarinin islahi ..

Dogru ve guvenli yargilamayi saglayamazsak, yargi adaletini saglayamayiz, yargi adaleti olmadan gelir adaleti saglanmaz cok degil Apo’ya saglanan dogru , guvenli , hizli ve saydam yargilama hakkini  milletten esirgemek dogru degildir, dogru ve guvenli yargilama herkesin oncelikli hakkidir..


Nasil buraya geldik, buradan nasil cikabiliriz iyi anlasilirsa bu bir hayal degildir o yuzden takim tutmadan , buraya nasil geldigimizi gorup, burdan cikacak bilinci demokrasi sinirlari icinde kalarak cozmek zor olmayacaktir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Bu kadar mı vefasızsın Türkiye?..

Hasta…

Hastane odasındaki tutuklu hastanın doktorunu da alıp içeri attılar…

Peşinden hemşiresini gözaltına aldılar…

Arkasından refakatçisini götürdüler…

Yatağı kaldı…

Belki karyolasını dört ucundan taşıyıp içeri atsalardı, kendisi de karyolanın üzerinde olduğuna göre, sorun kalmayacaktı…

*

Olmadı, hastane odasını bastılar…

İlaç kutularını aradılar…

Röntgen aletinin içine baktılar, ne çekti diye…

Yatağını da aldılar sonunda…

Tekerlekli sandalyeye oturtup bir başka hastaneye taşıdılar…

*

Tüm bunları iktidarın getirdiği Adli Tıp heyetinin “O kadar da hasta değil” raporuna dayanarak yaptılar…

Heyet iki kişilik…

Eee birisi heyet başkanı…

Rapor kardiyoloji ile ilgili, ama raporu düzenleyen heyet başkanı ortopedist…

Önceki gün TTB (Türk Tabipleri Birliği) açıkladı; o raporu veren “gerçeğe aykırı rapor düzenlemekten” defalarca meslekten men cezası almış birisi zaten…

*

Ergenekon tutuklusu Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın öyküsüdür bu…

Ben onu, muhabirlerimiz haber verdiklerinde, bir gece sabaha karşı yatağından kalkıp, kimsesiz bir hasta için koşup geldiğinde tanımıştım.

Sonra da hep hastalara şifa dağıtmak için koşuştururken gördüm.

Kurduğu üniversiteden yetişen gençler dünyanın dört bir yanındalar…

Bozkır Ankara’nın kayalık-taşlık tepelerinde yetiştirdiği koca bir ormanın önünden geçerim her gün…

Bir hastane kurdu; on binlerce insan şifa buldu orada…

Geliştirdiği ve kurumsallaştırdığı organ nakli ile nice yetişkinler ve çocuklar yaşamlarını sürdürdüler…

*

Şimdi o hasta…

Tutuklu olduğu halde, odasını bastılar… Doktorunu, hemşiresini, refakatçisini, odasını, yatağını aldılar elinden…

Tek başınaydı…

Ne diyebiliriz ki!..

Bu kadar mı vefasızsın Türkiye?..

Bu kadar sessiz mi vicdanın?..

İnsanlık bu kadar mı uzaktı?..

bcoskun@cumhuriyet.com.tr

HOCANIN VAAZI

HOCANIN VAAZI

Of’lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:

– ” Paranızı sokağa atıyorsunuz ! Kazanan kim ? Meyhaneci…

En büyük dükkan kimin ? Meyhanecinin…

En güzel ev kimin ? Meyhanecinin…

Ya en güzel araba ? Meyhanecinin.

Bu paraları veren kim ? Ha sizin gibi kafasızlar…”

Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:

– ” Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu..”

Hoca memnun:

– ” Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum.” der. Adam düzeltir:

– ” İçkiyi bırakmadım hocam, MEYHANE AÇTIM ! “

Kagittan Kaplan

Birinci bölüm: Kâğıttan kaplan
13 Şubat 2011

İlk günden itibaren Balyoz planını ciddiye aldım. Kamuoyunda, basında tartışma yaratan boyutunu, yani sonradan eklendiği söylenen belgeleri, şüphelilere suç isnat edebilmek için üzerinde oynandığı anlaşılan evrakları, tarih ve isim karmaşasını bir kenara koyuyorum.
Varlığı sanıklarca da kabul edilen, ses kayıtları bulunan 5-7 Mart 2003 tarihli “Plan Semineri”, herhangi bir demokraside kabul edilebilir bir “oyun” değildir.
2 Kasım 2002’de seçim yapılmış.
4 ay sonra, komutanlar bir kışlaya kapanıp “günümüzdeki gelişmelerle paralellik taşıdığını” belirterek bir “jenerik senaryo” üzerinde çalışıyorlar.
Masa üzerinde isyanlar çıkarıp sıkıyönetim ilan ediyor, hükümeti devirip bir “milli mutabakat hükümeti” kuruyorlar.
Üstelik gerçek isimler kullanıyorlar.
“Kâğıt”tan bir “kaplan” yaratmaya çalışıyorlar.
Bu, tehlikeli bir “harp oyunu”dur.
Seminerde sunum yapanların, tarihimizdeki 3 darbeden ve pek çok darbe girişiminden hiç ders çıkarmadığının kanıtıdır.
Hiçbir sivil iktidar, kendi emri altındaki orduda yapılan böyle bir hazırlığa göz yumamaz; yummamalıdır.

İkinci Bölüm: Kaplandan kâğıt
Fakat basına yansıyan pek çok kanıttan anlıyoruz ki şu ya da bu nedenle “Balyoz dosyası” ile oynanmış.
Bazı marifetli eller devreye girmiş, belgelere müdahale edilmiş, o tarihte var olmayan şirketler kurulu gösterilmiş, yurt dışındaki isimler orada gibi kaydedilmiş, bazı tarihler yer değiştirmiş. Yani “fırsat bu fırsat” denilerek dosya şişirilmiş. Olayla ilgisiz bazı isimler sanık sandalyesine buyur edilmiş.
Bu “müdahale” ne sonuç doğurdu:
Mahkeme, mesaisinin çoğunu, belgelere dair bilirkişi raporu beklemeye harcar oldu.
Dava -en azından toplumun belli kesiminde- kuşkulu bir hal aldı. Kamuoyunun bir kısmı, asıl “plan”ı unuttu; bunun tümüyle fabrikasyon bir dosya olduğuna, nihayetinde “kaplan”ı buruşturulmuş kâğıt haline getirmeyi amaçladığına inandı.
Bu inanç, mahkeme heyetine yapılan müdahalelerle hepten kökleşti. Bu kadar önemli bir dava sürerken -her ne nedenle olursa olsun- hâkimleri değiştirirseniz, “tutuklamalara itiraz edenlerin yerine tutuklama isteyenlerin hükümetçe tayin edildiği” izlenimi doğurursunuz.
Dünkü abartılı tutuklama dalgasında bu izlenim zihinlere bir kez daha kazınmıştır.
* * *
Yazının ilk bölümü ile ikinci bölümünü karşılaştırayım şimdi:
Ben ordu içinde, hükümeti devirmeyi amaçlayan tehlikeli bir plan semineri yapıldığına inanıyorum. “Balyoz Davası”, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bu zehirli alışkanlıktan vazgeçirmek için bir fırsat olabilirdi.
Ama yazının ikinci bölümünde anlattığım şey, bu fırsatı heba etti. Çünkü adeta bir başka ekip, yeni bir “harp oyunu” düzenledi. Kayıtlara müdahale eden, sahte belge üreten, basına doküman sızdıran, hâkimlerin tayinleriyle oynayan, bilvesile muhaliflerini ezmeyi amaçlayan bu ekip, masa üzerinde bir başka tehlikeli senaryoyu uygulamaya koydu.
Bence ikisinin birbirinden farkı yok.
“Kaplan” kadar “kâğıt” da tehlikeli…

Can Dundar Milliyet..

Adalet Piyangosu bir gun sizede cikabilir !!

Degerli Arkadaslar

Sayin Ecevit , 1980 yilindan sonra , askeri idareye tek basina karsi cikabilme cesareti ve yurekliligini gosterebilmis bir siyasi kisiliktir.. Zaten bu tavirli davranislari ilerdeki yillarda onu iktidara kadar tasimistir.. Durust, saygin ve istikrarli bir kisilik sergilemistir..
Yargi mensuplari , o gunku siyasi iradenin gozune girip , daha yukari makamlara cikabilmek icin sn, Ecevit’e dogru ve guvenli yargilama hakkini vermedikleri gibi ustelik onun Hurriyetinide elinden almislardir..

O donemde yazmis oldugu yaziyi bir hatirlayalim..

“İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük kısıntılarına, baskıya zulme katlanabilirler; ama haksızlığa, adaletsizliğe katlanamazlar. En zayıf, en ürkek insan bile haksızlık, adaletsizlik karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa vurabilir.

Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş – devlet ilişkisini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir.

Adaletin dayanağı ise, yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır.

Yargı organları yeterince bağımsız değilse, yargıçlar yeterince güvenceden yoksunsa, mahkemelerin vereceği en adaletli kararlar bile inandırıcı olamaz; halk, adalet inancını, devlete güvenini yitirir.

Adalete inanç ve devlete güven sarsıldıkça da, hakkına razı olmayanlar artar, yargı organları dışında hak arama eğilimleri yaygınlaşır, toplumsal ilişkiler zedelenir ve en kötü anlamıyla anarşi ortaya çıkar. O durumda, anarşiyi önlemenin, koyu bir baskı rejimi kurmaktan başka çaresi görülemez olur ve demokratik hukuk devletinin yolu tıkanır.

Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar, demokrasinin de gereğidir.
Eğer Türkiye’de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa, yargı erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.”

Ayni Ecevit , Askerlerin yapmis oldugu bu anayasa ile iktidar oldugunda , Koalisyon hukumeti doneminde yarginin basina DSP milletvekillerini atadigi halde ne yazikki , yarginin bagimsizligi, yargicin ehil olmasi ile ilgili hic bir sey yapmamis ve o donemde yargiya kendi adamlarini yerlestirme savasini baslatarak ustelik adalet bakanlarini bile takip edememistir..

Her adalet bakani ve her mustesar yargiyi Babalarinin ciftligi yapma gayreti icinde olmus, o donemler Basbakan yardimcisi olan Kaytan biyikli bu ulkeye gelmis gecmis en Buyuk sahtekarlarindan biri olan Basbakan yardimcisida adalet kanaliyla buyuk haksizliklarin olmasini saglamistir..

Asker yargiyi bagimli hale getirmis , askeri siyasetcinin memuru haline getirecek yasayi yaparken, bu deli dumrullari birer tetikci gibi kullanmayi dusunmuslerdir ama bugun goruldugu gibi olay oyle bir terse donmusturki , sahibinin sesine gore hareket eden , bagimli ve ehil olmayan yargi sistemi bugun Askere dogru ve guvenli yargilama yapamamaktadir..

Askerlerimiz her hangi bir sucu oldugu icin degil, gozlerinin onunde bu tarz hukuksuzluklari gormemezlikten geldikleri icin yargilanmaktadir, insanlar bazen isledikleri suclardan dolayi degilde , yapmadiklari islemlerden dolayida yargilanir, ne yazikki ilahi adalet budur ve bu her kes icin gecerlidir, sivil toplumdada hepimizin dogru ve guvenli yargilama yapilmamasinda sucu vardir ve hepimiz bu suctan ama oyle ama boyle etkileniriz cozum sahsi sorunlari ortaya koymak yerine , dogru ve guvenli yargilamanin onunu acacak halkin bilinclendirilmesinden gecmektedir..

Siyasiler icinde ayni sey soz konusudur, her kimki yargi erkini bagimsiz ve ehil yapmaz onlarda bir gun aynen Ecevit gibi bu ulkede Adalet yokmu diye bar bar bagiracaklardir..

Ustelik Yargi erkinin sn, Basbakanimizin hem siyasi kimligini elinden alan, bazende bulundugu siyasi partileri keyfe keder kapatan yargiya karsi yapilacak en dogru olay ;

Hukuk egitim kalitesinden baslamak uzere refomlara baslayip 4+3=7 yillik hukuk egitimi saglayarak , ehil, ekonomik bagimsizligini verdigimiz , saydam , mufettis ve diger baskilardan uzak kalan yargiclarla dogru ve guvenli yargilamayi saglamak olmalidir…

Adalet her kes icin potansiyel tehlikedir..

Gecmiste nasil Basbakanlarimiz bu ulkede “Adalet yokmu ” diyerek asilmislar ve hapislerde surunmuslerdir, onlar yarginin ehil ve bagimsizligi icin mucadele etselerdi , yargic guvencesi saglanmis olsaydi, yargic sizi buraya atan irade sizin ceza almanizi istiyor demezdi …!!

Gecmisten ders alip , bu insanimiza Dogru ve guvenli yargilamayi saglamaliyiz !

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler