Blog

% 10 Baraji Turkiye icin ideal ve gercekci oldugunu dusunuyorum..!

Barajin % 10 olmasi Turkiye icin cok ideal ve gercekcidir…
———————————————————–
Baraj her parti icin esit, % 10 barajinin azalmasi cozum degil sorunlar getirecektir, gecmis uygulamalar bize bunu gostermistir..

Siyasiler Demokrasi- saydamlik icin yarisiyor..

Bu hedefe gitmek icin bir cok tali fikir konusulacaktir , her fikir tek tek parti olup ulkede ana hedeften uzaklasilacagi gerekirse iki parti icinde bu fikirler yesermeli ana fikrin etrafinda tali fikirlerde yer bulabilmelidir.

Dogudaki vatandaslarimiz kendileri icin bir parti kurarsa, askerler bir parti kurarsa, isciler ayri bir parti kurarsa bu bizi icinden cikilmaz yerlere tasir.

Demokrasi ,saydamlik hedef alinirsa hem meclisteki bolunmeyi cozecek , her fikir parti olarak meclise girmek yerine ana fikir etrafinda birlesmeyi insanlar once parti bunyesinde ogrenerek ,meclise geldiklerinde sadece ana fikire ulasmayi hedefleyebilirler..

Mecliste cok parti ile temsil , koalisyonlari ve sorunlarida yaninda getirecek bizi ana hedef olan Demokrasi ve saydamliktan hep uzaklastiracaktir..

Bu her kafadan ayri bir ses cikartan Turkiyemizde asgari mustereklerin saglanmasi ve ayni cati altinda tali fikirlerin toplanip , ana fikir etrafinda odaklanmayi saglayacaktir..

Demokrasi 1776 ‘dan beri ustunde calisilan buyuk bir yonetim sistemi, demokrasi ancak liberal ekonomilerde kendini gelistirebilir. Ortadogu demokrasilerinde , her dine esit mesafede olmai gereken demokrasiyi tek dinin demokrasisi nasil olursa islam cumhuriyetleri ile vatandaslarina demokrasi getirmek isterler, askerle demokrasi veya askerin yaptigi anayasa ile demokrasi modeli bunlarin hic birinde demokrasiyi yakalamk mumkun degildir , ustelik liberal ekonominin uygulanmasinda serbest birakip , sonra denetlememek ortadoguya mahsus bir seydir . Demokrasi adaletin esit sekilde dagitilmasi demektir, eger gelir adaletini saglayamazsaniz ustune demokrasiyi insa etmenize mumkun degildir..

Bizde demokrasi fidani 1876’da dikildi yani birileri bizden 100 sene ilerde , onlarda henuz bu okuldan mezun olamadilar.. Birileri bu okulun universitesinde okuyor , bizler lisesindeyiz, Misir gibi bazi ulkelerde bu isin ilk mektebinde…

CHP alti oku ile yillarca bu ulkeyi yonetti, ozal okun dordunu aldi , Sn.Erdogan herseyi almak istiyor, en buyuk milliyetcide benim, en laikte benim, en muhafazakarda benim, en demokratta benim, en buyuk diktatorde benim diyor… Burada sayamiyacagim kadar her seyi ustleniyor..

Mevlana dedemiz gibi “kim olursan ol gel diyor ” hala bazi partiler ben MIlliyetciyim halkciyim diyerek halkin cogunlugunun oyunu alacagim diyorlar..

Bu olmayacagini AKP yonetiminde bulunanlar daha once MSP , Refah ve Fazilet partisinda gordu, MSP’de secime girip kazanamayan Ozal hemen dort akimla halkin karsisina cikti , hala bazilari akillanmayip, ben Kurtlerin , milliyetcilerin partisiyim diyor….Insanlar kendi fikirlerinin meclis disinda kalacagini anladiklari icin mecburen kendi fikrine daha yakin olan partiye oyunu veriyor..

Ustelik etnik ve milliyetci oylarin bu ulkede tek basina bunu savunan partilerle meclise girmesi bize Demokrasiyi getirmez, ustelik bizi Demokrasiden gun be gun uzaklastirir.

Sevgi, saygi ve selam ile
Mujdat guler

KAVANOZ VE KAHVE

KAVANOZ VE KAHVE

Ne zaman; hayatinda bazi seyler çekilmez hale gelirse,

Ne zaman; yirmi dört saat kisa gelmeye baslarsa,

O zaman; mayonez kavanozu ve iki fincan kahveyi hatirlayiniz…

Iþte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi söyle;

Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazi malzemelerle derse gelir.
Ders basladiginda ;
Hiçbir sey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alir.

Sonunda kavanozu agzýna kadar tenis toplari ile doldurur.
Ardýndan öðrencilerine kavanozun dolup dolmadýðýný sorar…
Bütün öðrenciler hep bir aðýzdan dolduðunu söylerler.
Bunun üzerine;
profesör önündeki kutulardan birinden aldýðý çakýl taþlarýný, kavanoza döker.
Çakýl taþlarý kayarak, tenis toplarýnýn aralarýndaki boþluklarý doldurmaya baþlar.
Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadýðýný sorar.
Öðrenciler yine hep birlikte;
‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa DA, masanýn üzerindeki diðer kutuyu eline alýr ve içindeki kumu yavaþça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar DA çakýl taþlarýnýn aralarýndaki boþluklarý doldurur.
Profesör yine ayný soruyu sorar.
Öðrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanýn altýnda hazýr bekleyen iki fincan kahveyi alýr.
Baþlar kahveyi kavanozun içine dökmeye.
Bu kez de kahve de kumlarýn arasýnda kalan boþluklarý doldurur.
Bunun üzerine öðrenciler gülmeye baþlar…
Ardýndan profesör öðrencilerine nasihat etmeye baþlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatýnýzdýr.
Tenis toplarý;
Hayatýnýzdaki önemli þeylerdir.
Yani aileniz, çocuklarýnýz, saðlýðýnýz, arkadaþlarýnýz gibi.
Diðer þeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatýnýzý doldurmaya yeter..
Çakýl taþlarý ise;
Sizin için daha AZ önemli olan diðer þeylerdir.
Yani iþiniz, eviniz, arabanýz gibi..
Kum ise;
diðer ufak tefek þeylerdir.
þayet kavanoza önce kum doldurursanýz;
Çakýl taþlarýna ve özellikle de tenis toplarýna yeterli yer kalmaz.
Ayný þey hayatýmýz için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi;
Ufak tefek þeylere harcar, israf ederseniz;
Bu defa DA önemli þeyler için vakit kalmayacaktýr.
Dikkatinizi mutluluðunuz için önemli olan þeylere çevirin.
Çocuklarýnýzla oynayýn.
Saðlýðýnýza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeðe çýkýn.
Evinizin ihtiyaçlarýný karþýlayýn.
Öncelikle tenis toplarýný kavanoza yerleþtirin.
Öncelikleri, sýralamayý iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’

Bu arada bir öðrenci merakla þu soruyu sorar;

‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’
Profesör gülerek cevaplan;
‘Bu soruyu bekliyordum.
Hayatýnýz NE kadar dolu olursa olsun;

Her zaman dostlariniz ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardir…

Holiday season…!!

 
Ayse Kasim ayinin 25 inde evdeki suslemeleri yapmamak icin israr ederdi ama bu yil onu ikna ettim ve kasim ayinda beni kirmayip tum evi susledi, Holiday season 30 ekimde Cadilar bayrami ile baslar, Thankgiving ( sukran gunu ) ile Kasimda artik sirve yapar ve 25 aralik christmas ile dususe gecer.. 

One day a man decided to retire…

One day a man decided to retire…

He booked himself on a Caribbean cruise and proceeded to have the time of his life, that is, until the ship sank.

He soon found himself on an island with no other people, no supplies, nothing, only bananas and coconuts.

After about four months, he is lying on the beach one day when the most gorgeous woman he has ever seen rows up to the shore.

In disbelief, he asks, “Where did you come from? How did you get here?”

She replies, “I rowed over from the other side of the island where I landed when my cruise ship sank.”

“Amazing,” he notes. “You were really lucky to have a row boat wash up with you.”

“Oh, this thing?” explains the woman. “I made the boat out of some raw material I found on the island.

The oars were whittled from gum tree branches. I wove the bottom from palm tree branches, and the sides

and stern came from a Eucalyptus tree.”

“But, where did you get the tools?”

“Oh, that was no problem,” replied the woman. “On the south side of the island, a very unusual stratum

of alluvial rock is exposed. I found that if I fired it to a certain temperature in my kiln, it melted into

ductile iron I used that to make tools and used the tools to make the hardware.”

The guy is stunned.

“Let’s row over to my place,” she says.

So, after a short time of rowing, she soon docks the boat at a small wharf.

As the man looks to shore, he nearly falls off the boat. Before him is a long stone walk leading to an cabin and treehouse.

While the woman ties up the rowboat with an expertly woven hemp rope, the man can only stare ahead, dumb struck. As they walk into the house, she says casually,

“It’s not much, but I call it home. Sit down, please.”

“Would you like a drink?”

“No! No thank you,” the man blurts out, still dazed. “I can’t take another drop of coconut juice.”

“It’s not coconut juice,” winks the woman. “I have a still. How would you like a Tropical Spritz?”

Trying to hide his continued amazement, the man accepts, and they sit down on her couch to talk.

After they exchange their individual survival stories, the woman announces, “I’m going to slip into

something more comfortable. Would you like to take a shower and shave? There’s a razor in the bathroom cabinetupstairs.”

No longer questioning anything, the man goes upstairs into the bathroom. There, in the cabinet is a razor

made from a piece of tortoise bone. Two shells honed to a hollow ground edge are fastened on to its end inside a swivel mechanism.

“This woman is amazing,” he muses. “What’s next?”

When he returns, she greets him wearing nothing

but some small flowers on tiny vines, each strategically positioned, she smelled faintly of gardenias.

She then beckons for him to sit down next to her.

“Tell me,” she begins suggestively, slithering closer to him, “We’ve both been out here for many months.

You must have been lonely. There’s something I’m certain you feel like doing right now, something you’ve

been longing for, right?” She stares into his eyes.

He can’t believe what he’s hearing. “You mean…” he swallows excitedly as tears start to form in his eyes,

“You’ve built a Golf Course ?”

Kuzey Afrika ruzgarlarini iyi anlayabilmek !!

Degerli Arkadaslar,

1776 yilinda Amerika’da ilk demokrasi basladi , Atlantik kiyilarindan gelip Avrupayi etkiledi , 100 yil sonrada Osmanli’ya geldi ,1876 da kurulan Mesrutiyet yerini 44 yil sonra Cumhuriyete birakti..

Kuzey afrika’da bu ruzgardan etkilendi , Ataturk onlar icin buyuk bir ilham kaynagi oldu.Onlarda Monarsiden kurtularak ilk demokrasi hareketini baslattilar… Tabiki demokrasi hemen monarsiden kurtulmakla saglanmiyor bunun bir evresi var ve onun yasanmasi gerekiyor..

Bizim ulkemizde yillardir tam demokrasiye gecmek icin caba sarfediyor..
Mehter takimi gibi iki ileri bir geri giderek ve hakemlerin ikide bir dudugu alip maci iptal etmesi ile ara verdigimiz donemler yasiyoruz..

Kuzey afrika ulkeleride simdi bizdeki ikinci evreyi yasiyorlar.. Onlarin
Yari demokratik saydam olmayan, denetlenemeyen, hesap veremeyen sistemi yok edip , tam demokrasiye gecmek istiyorlar..

Demokrasinin en dogru olan yolu Halkin talebi ile olusuyor..

Halkin uc turlu talebi var..
1. Saydamlik
2. Yolsuzluklarin engellenmesi
3. Gelir dagilimindaki dengenin saglanmasi ..

Bu talepleri dunyadaki tum halklar ve turk halkida istiyor, ancak Dunyadaki siyasetciler , Matbaanin icadi ile yeni bir cagin basladigini unutuyorlar, simdide Internet caginda , diktatorlerin , kralliklarin, yari demokrasilerin yasamasinin imkansiz oldugunu gormeleri gerekiyor .

Bu cabalarda ilimli islamin iktidat olacagini gormek icin pek fazla ileri goruslu olmaya gerek yoktur, ilimli islam kuzey afrikayi etkisi altina alacaktir, Turk halki ise artik tam demokrasiye gecmek istemektedir..

Turk siyasetciside bu istekler karsisinda artik durmanin imkansiz oldugunu gorup, halk istemeden bu talepleri yerine getirecek radikal reformlari yapmalidir.

Kuzey afrika ruzgarlari bu yuzden dunyadaki liderlerin dogru anlayabilmesi ve Demokrasi,saydamlik takiminin oyuncusu olmalari gerekiyor..

Colden gelen ruzgarlar tum dunyayi etkisi altina alabilecek gibi duruyor.

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

COK HOS BIR LISTE

Her gun bu onerilerden 5 tanesine daha islerlik kazandirin inanin
kazanan siz olacaksiniz. Sevgiyle kalin, saglikli kalin.
Prof. Dr. Imer OKAR

1. Vucudunuza dar gelen kiyafet giymeyin.
2. Ilacla yasamaktan kacinin.
3. Randevularinizi onceden ayarlayin.
4. Hafizaniza guvenmeyin; mutlaka yazin.
5. Aracinizi, bozulmadan servise goturup bakim yaptirin.
6. Her kilidin yedek anahtarini yaptirin
7. Daha sIk ‘hayir’ deyin.
8. Yapacaklarinizi oncelik sirasina sokun.
9. Zamaninizi israf etmeyin.
10. Ogle ve aksam yemeklerini basitlestirin.
11. Kotumser insanlardan uzak durun.
12. Onemli evrakin birden fazla fotokopisini cektirin.
13. Evde calismayan ne varsa tamir ettirin.
14. Yapmaktan hoslanmadiginiz isler icin yardim isteyin.
15. Ihtiyaclarinizi onceden belirleyin.
16. Bir defada yapilmasi zor buyuk isleri, kucuk parcalara ayirin.
17. Etrafi toplayin, daginikliktan kurtulun.
18. Gulumseyin.
19. Bebekleri gidiklayin.
20. Dost bir kediyi veya kopegi oksayin.
21. Kendinizi, butun sorularin cevabini bilmekle yukumlu hissetmeyin.
22. Karsilastiginiz insanlara, hos bir sey soyleyin.
23. Yagmur yagmasini isteyin; yaginca yagmurda yuruyun.
24. Arada bir carsi hamamina gidin.
25. Kendi kendinize, nerede eski gunler, demekten vazgecin.
26. Verdiginiz kararin ne anlama geldigini iyi dusunun.
27. Kendinize guvenin.
28. Nuktedan olun.
29. Sizi mutlu edecek bir sey yapmayi yarina birakmayin.
30. Hic tanimadiginiz insanlara yurekten bir merhaba deyin.
31. Eski bir arkadaslarinizla karsilasinca ona sIkica bir sarilin.
32. Hava aciksa, gece yildizlari seyredin.
33. Bir sarkiyi islikla calmayi ogrenin.
34. Arada bir siir okuyun.
35. Kendinize bir demet cicek alin. Bir cicek koklayin.
36. Yardim istemekten cekinmeyin; alamazsaniz uzulmeyin.
37. Gorunusunuze ozen gosterin.
38. Her seyi kararinda yapin; ifrata kacmayin.
39. Nerede gerekiyorsa, orada mutlaka gerekli emniyet tedbirini alin.
40. Daima daha iyisini yapmaya calisin, ama mukemmeliyetci olmayin.
41. Resim ve heykel sergilerini gezin.
42. Ayakkabinizi boyatin.
43. Berbere gidin.
44. Kendi kendinize bir sarki mirildanin.
45. Iyi bir muzik dinleyicisi olun.
46. Kendi kendinize yetmeyi ogrenin.
47. Her gun biraz idman yapin; her firsatta yuruyun.
48. Dunyanin en yetenekli insani olmadiginizi kabul edin
49. Yeni moda birkac sarkilarin sozlerini ezberleyin.
50. Ise erken gidin.
51. Ise her gun ayni yoldan gitmeyin.
52. Amirinizden izin alip bazen isten erken cikin.
53. Kirlarda dolasin.
54. Maca gidip bagirin.
55. Baskalari dilemeden, siz onlara iyi gunler dileyin.
56. Tesekkur edin.
57. Arabaniza guzel koku yayan bir alet koyun.
58. Evde kendi kendinize yemek pisirin, guzel bir sofra kurun
59. Baskalarini adam etmekten vazgecin.
60. Severken karsilik beklemeyin.
61. Sinemada film seyrederken patlamis misir atistirin.
62. Bir agac, olmazsa bir cicek dikin.
63. Sismanlamayin.
64. Hatira defteri tutun.
65. Bir hela temizleyin.
66. Kagittan bir ucak yapip ucurun.
67. Bir dernege veya kulube girin, arkadas edinin!
68. Mutlaka yeterince uyuyun.
69. Az konusun, cok dinleyin.
70. Is arkadaslariniza ve dostlariniza iltifati esirgemeyin.
71. Bir gune yapilacak cok sey tikistirmayin.
72. Acelesiz yasayin; daha onunuzde yasanacak cok guzel gunler var.
73. Stresli davranmak, sonradan kazanilan kotu bir huydur !

74. Son soz: Ofkeyi, kendinize zevk edinmeyin.

Karincaya sormuslar :
”Nereye gidiyorsun?”
”dostuma” demis.
”Bu bacaklarla zor” demisler.
Karinca : ”olsun, varamasam da yolunda olurum” demis…
Yolunda olunecek dostlara…

Turkiye otomobilde kendi markasini uretebilirmi ?

Degerli Arkadaslar

Basbakan bugun sanayicilere , Otomobil sanayiinde artik Kendi markanizi yaratin ve Turk mali bir otomobil uretelim diye yeni bir pencere acti..


Sanayinin icinde cirakliktan gelme hem ulkeyi hemde dunyayi iyi bilen
Mustafa Koc “O kadar kolay degil daha cok yapilacak isimiz var ” demesinde haklidir, otomobil sanayi ve yan sanayiinin cok kisa bir surede geldikleri yer takdir edilecek kadar degerlidir..


Tabiki bu konuda daha yapilacak cok sey var.. Bu sektorun icinde uretim yapmayan , fabrika isletmeyen , rakamlara cok hakim olmayan bir insanin sektorun ici ile gorus bildirmesi imkansizdir ama sektore uzaktan bakan , muntazam her yil uretim rakamlarina bakip 95 yilindan bu yana ozellikle Amerika’da otomobil uretimini , satis sekillerini ve satislari takip eden biri olarak Basbakanin sanayimize gosterdigi yolu cok dogru ve zamaninda bir uyari olarak goruyorum..

Bana gore birazda gec kalinmis olmasina ragmen hala Turk ureticisi icin onemli kararlarin verilmesi zamani gelmistir..

Uretim hatti olarak sadece Turkiye sinirlarini almak yerine uretim hatti yurt disina kaydirilmali ve zor durumda olan bazi tesisleri satin alma girisimlerinde bulunulmalidir..

Turk araba ureticileri once Montaj sanayi ile ise basladilar, Esegin yedigi araba yapmakla suclandilar, halkin gozunde yerli arabami kalitesiz ve pahali imajini delmek yerine gumruk duvalarinin arkasina saklanarak iyi sermaye yarattilar son donemlerdede yatirim tesvikleri ile yabanci ortakliklarla yaptiklari ortaklikliklarla onemli sermaye ve tecrube birikimi elde ettiler..

Bu sermayeleri Amerika’daki kriz donemlerinde , devletinde yardimlari ile Fabrika satin alinmasina girisebilirlerdi ama bu konuda bence gec kaldilar, ama genede biraz daha pahali olmasina ragmen bu yolun onu hala aciktir..

Guney Amerika’da bazi ulkelerde,cinde,  turki cumhuriyetlerde  Araba uretimi yapmak ve once buralarda Klasik marka ortaklari ile calisip , oralara ayni zamanda otomobil yan sanayicilerini, araba finansi yapacak financilarimizi ve turk tecrubeli emegini tasimak cok yarar saglayacaktir..

Bunu yapabilen global oyuncu olabilen araba uretmenin artik sadece araba uretimi degil, arabanin satisinin finans yolu ile organizasyonu , marketing ve satisi oldugunu gorebilen sektor zamanla Dunyada kendi markasini uretebilecek hale gelebilecektir..

Basbakan bu konularda yapin diyor, vizyon gosteriyor ama artik bu konularda ortaya dogru projelerin konulmasi ve yerli araba ureticileri ile dunyayi bilenler bir araya gelmelidirler..

Hala Atlantik otesinde olanlar neyi bilip neyi bilmediklerini tam olarak algilayamiyorlar.. Atlantigin bu tarafindakilerde Amerikan sirketlerini kurtarmakla ve onlara irgatlik etmekle mesguller , diger taraftakilerde her seyi biz biliriz , bilmesek nasil uretim yapariz demekle mesguller..

Sanayicilik, global dusunce, uretim teknigi ile degil devlet korumalari , tesvikler ve gumruk avantajlari ile bir yere gelmis insanlarin global olmasi , marka yaratmalari biraz zordur..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Gunun sozu !!!

Turgut Özal öldü, herkes liberal oldu…!
Ecevit öldü hepimiz solcu olduk…………………!
Baris Akarsu öldü hepimiz rock’ci olduk……..!..
Hrant Dink öldü hepimiz Ermeni olduk………..!
Muhsin Yazicioglu öldü hepimiz ülkücü olduk.!
Türkan Saylan öldü hepimiz Laik olduk ………!
Allah Bülent Ersoy ‘a uzun ömür versin…………!

Imza Anonim…!!