Blog

Milli gorus , Erbakan ….. ( 1 )

Degerli Arkadaslar

Milli gorusu ve Erbakan’la ilgili biz yazi dizisi yapabilmek icin once sn, Erbakan’in gecmisine bakmak gerekiyor..

Necmettin Erbakan, (d. 29 Ekim 1926, Sinop). Türkiye Cumhuriyeti’nin eski milletvekili ve başbakanı. Mühendis, akademisyen, siyasetçi.

İlk öğrenimine Kayseri’de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon’da tamamladı. İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirdi . Üniversiteye sınavsız girişi hak kazanmıştı ancak. Sınava girmeyi tercih etti ve birinci sınıftan değil ikinci sınıftan öğrenime başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden 1948 yılında mezun oldu. Teknik üniversitedeki sınıf arkadaşları arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. Fakülte’ye 2. sınıftan başlamıştı. Aynı yıl aynı yerde “Motorlar Kürsüsü”nde Asistan oldu.(1948-1951)

Üniversite tarafından 1951’de gönderildiği Almanya’da Reinisch Westfalische Technische Hochschule Aachen: RWTH Aachen (Aachen Teknik Üniversitesi)’da doktorasını yaptı. Alman Ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi’nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı ve Alman Üniversiteleri’nde doktorasını verdi, 1953’de Doçentlik sınavını vermek üzere İstanbul’a döndü. 27 yaşında 1954’de İTÜ’de Doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere tekrar Federal Almanya’nın Deutz fabrikalarına gitti. Leopard tanklarını geliştirme çalışmasında araştırma başmühendisi olarak görev aldı (1951-54). Mayıs 1954-55 arasında askerlik yaptı. Tekrar Üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor’u kurdu ve Motor üretimini gerçekleştirdi. 1965’te Profesör unvanlarını aldı. 1967’de TOBB Genel Sekreterliği’ne seçildi. Aynı yıl Nermin Erbakan’la (1943-2005) evlendi.

1969’da Adalet Partisi’nden milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için,Konya’dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 1970’de Milli Nizam Partisi’ni kurdu, ancak parti kısa bir süre sonra Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 11 Ekim 1973’de MNP kadrosuyla Milli Selamet Partisi’ni kurdu. 1974-1978 döneminde üç ayrı kaolisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı yaptı. 1973 seçimlerinde Milli Selamet Partisi 48 milletvekili çıkardı.Bu dönemde, Kıbrıs Harekâtı’nın yapılmasını savundu, harekattan sonra adanın tamamının ele geçirilmesini savundu. Fakat Ecevit bu görüşte değildi. 17 Kasım 1974’de hükümet dağıldı.Daha sonra 1977 seçimlerinde Milli Selamet Partisi yarı yarıya oy kaybederek 24 milletvekili çıkardı.

6 Eylül 1980’de partisi Konya ‘da Kudüs Mitingi düzenledi.Sonraları 12 Eylül’ü yapan generallar bu mitingin 12 Eylül Askeri müdahalesi’nin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.

12 Eylül’de bir süre İzmir Uzunada’da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980’de 21 MSP yöneticisiyle birlikte ‘MSP’yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak ‘ suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981’de serbest bırakıldı ve beraat etti.

1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 1987’de halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 19 Temmuz 1983’te kurulan Refah Partisi’ne daha sonra genel başkan seçildi. 1991 seçimlerinde Konya’dan milletvekili oldu.

Refah Partisi 1995 seçimlerinde 158 milletvekili ile birinci parti oldu. DYP-ANAP koalisyonu başarısız olunca DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde 28 Haziran 1996’da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükümeti Başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası bir yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7.5 oranında büyümüş ve Türkiye’nin GSMH’si Dünya toplamının binde 11.96’sınden binde 12.37’sine yükselmiştir.[1] Yaptığı çeşitli reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir. 28 Subat olaylari ile post modern darbe ile savastigi Faiz cetesi tarafindan belli guclere tasaronluk gorevi verileren uzaklastirilmak istendi ancak genede muaffak olamayan bu gucler sonucta , ezeli rakibi olan yukardada goruldugu gibi partisine onu almayan sinif arkadasi sn. Suleyman demirel Cumhurbaskani iken , kural geregi sn, Erbakan’nin koalisyon ortagi olan sn, Ciller’e basbakanligi birakmasi gerekiyordu ve o arada bir anda sn, Demirel hukumeti kurma gorevini sn. Yilmaz’a verdi ve sonrasindada Turkiye cok agir ekonomik ve siyasal darbelerle karsi karsiya kaldi…

21 Mayıs 1997’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, RP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu ve RP kapatıldı. Kurucusu olduğu Milli Görüş Hareketi’nin 2001 yilinda dagilmasi ile partinin birinci parti olmasi icin “Ampul ” olayini bir onceki secimlerde iyi kullananlar , yarginin islemedigini ,adaletsizlikleri iyi isleyen halki iyi taniyanlar , Ozal gibi genis tabanli bir siyaset uygulayarak Merkez sag partisini kurdular halkin cogunlugunu kucakladilar.

Bugunluk bu kadar yeter, kafalari fazla karistirmadan sonradan devam edecegiz…

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Demokrasimizi ucuncu kumeden alip , birincli lige nasil tasiyabiliriz ?

Degerli Arkadaslar,

2006 yilindan buna yana The Economist dergisinin her yil yaptigi arastirmada bu yilda “2010 Yili Demokrasi Endeksi” yayinlandi..

Demokrasileri uzmanlar..

Tam demokrasiler.
Kusurlu demokrasiler.
Melez rejimler.
Otoriter rejimler.


olarak dort grupta inceliyor..

Demokrasinin tarihi cok yeni 1776 dan bu yana demokrasi ruzgari dunya ustunde dolasiyorsada henuz Tam demokrasiye gecmis ulke yok ama bu yolda buyuk gelismeler olduguda bir gercek..

Mevcut duruma gore demokrasiye en yakin olanlara “Tam demokrasi ” demisler bizide “Melez rejimler” arasina sokmuslar.. Melez rejimleride soyle acmislar..

1) Seçimler genellikle özgür ve adil degildir.
2) Genellikle muhalefet partileri ve adaylar üzerinde iktidar baskisi vardir..
3) Siyasal kültür, hükümetin fonksiyonlari, siyasal katilim konusundaki ciddi eksikler vardir..
4) Hukuk devleti zayiftir.
5) Sivil toplum zayiftir.
6) Tipik olarak gazeteciler üzerinde baski vardir.
7) Adalet bagimsiz degildir.


***

Kapsanan 167 devletin dagilimi ise söyle:

1) Tam demokrasiler: 26.
2) Kusurlu demokrasiler: 53.
3) Melez rejimler: 33.
4) Otoriter rejimler: 55.

Arastirmaya göre dünya nüfusunun sadece yüzde 12.3’ü “Tam demokratik” rejimlerde yasiyor.

Yüzde 36.5 ise “Otoriter rejimlerde”.
“Kusurlu demokrasilerde” yasayanlar yüzde 37.2.
Yüzde 14 de “Melez rejimlere” sahip.

***
Türkiye “Melez rejimler” kategorisi içinde.
Banglades, Arnavutluk, Malawi, Lübnan, Honduras gibi ülkelerden bile sonra geliyor.
167 ülke arasinda, 5.73 puanla 89’uncu sirada.
2008’de ise 87’nci sirada oldugunu dusunurken , ucuncu kumede oldugumuz ligtede , ikinci kumeye gecmek icin cabalamak yerine dahada asagiya gittigimizi gormek sonucta onemli bir aksakligimiz olarak goze carpiyor.

Demokratik acilimlar,anayasa degisiklikleri insan haklari konusunda cok ileriye gittik demek , denetimin-yarginin -siyasetin -medyanin bagimsiz olmadigi ulkemizde cok kolay ama rakamlara bakildiginda durum hicte ic acici degil dogrusu ekonomik alanlarda basarilar elde eden hukumetin, demokrasi ile ilgili onemli radikal reformlari yapmasi gerekmektedir..

Bir an icin Tarafli yargi , medya ve denetim siyasi partilerin onunde buyuk bir engel olmussada bunlari yanli hale getirme cabalari , kesin cozumlere gitmek yerine Ucuncu kumede bizi daha asagilara tasimistir, once ikinci kumeye sonrada birinci lige cikmanin yolu anayasayi sivil anayasa yaparak , siyasi partiler kanununu degistirip sirasi ile

a. Siyasi partileri lider sultasindan,kayit disi kaynaklardan,
b. yargi ve denetimi ehil ve bagimsiz yaparak siyasetciden,
c. medyayida kayit disi paradan ve siyasi baskilardan

kurtarmakla mumkun olabilecektir, bunu yapabilmek icinde egitim kaltesini artirabilirsek , sivil toplum anlayisini gelistirebilirsek, halka neden buradayiz, buradan nasil cikarizi ogretebilirsek,  orta vadede neticeye gideriz, bugunku durumda “Tam demokrasi” biraz hayal gibi duruyor.

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

International Home Buying Activity

NAR’s 2010 Profile of International Home Buying Activity cites the strength of the dollar, value and desirability of U.S. real estate as the chief factors making U.S properties increasingly attractive to international buyers. Between April 2009 and March 31, 2010, $66 billion of residential property, amounting to 7 percent of the total U.S. residential market, was sold to foreign nationals, recent immigrants and temporary visa holders. More than a quarter of REALTORS® – 28 percent – reported working with at least one international client in the past year, up from 23 percent in 2008.

 The median price paid by foreign buyers ($219,400) is higher than the national median price. Fifty-five percent of foreign buyers paid cash compared to about 8 percent of domestic buyers, according to NAR’s study.

Buyers from 53 different countries around the world bought residential property in the U.S last year. The leading sources of buyers were Canada, Mexico, the U.K. China, Germany and France. The top sources of international visitors to Realtor.com are Canada, the U.K., Germany, Australia, Japan and Mexico.

ABOUT MOVE, INC.

Move, Inc. (NASDAQ:MOVE) is the leader in online real estate with 12.29 million monthly visitors to its online network of websites. Move, Inc. operates: Move.com, a leading destination for information on new homes and rental listings, moving, home and garden and home finance; REALTOR.com®, the official website of the National Association of REALTORS®; Moving.com; SeniorHousingNet; ListHub, and TOP PRODUCER Systems. Move, Inc. is based in Campbell, California.

ABOUT REALTOR.COM®

Realtor.com®, where the world shops for real estate online, is operated by Move, Inc., (NASDAQ:MOVE) and is the official website of the National Association of REALTORS®. Ranked as the #1 homes-for-sale site, Realtor.com® currently offers potential home buyers access to over four million property listings, as well as the most brokers and agents. It also provides REALTORS® and the home sellers they represent with the Internet’s largest real estate marketplace, reaching more than 10.0 million1 consumers in October 2010. Agents and companies have the power to customize Realtor.com® resources to maximize their brand and productivity.

ABD üretmeyince borçlanıyor

ABD üretmeyince borçlanıyor
22 Kasım 2010

Japonlar tarafından hazırlanan “Amerikalılar ile alay etmek için hazırlanmış” kısa bir filmi CNBC-e’de izledim. Bir Japon Hoca, Japonları toplamış. Onlara anlatıyor: “Büyük ülkeler neden başarısız oldu? Eski Yunan, Roma İmparatorlukları, üzerinde güneş batmayan Büyük Britanya İmparatorluğu ve şimdi de Amerikan İmparatorluğu? Onlar, kendilerini büyük yapan faktörün üretim olduğunu unutarak, aynı hatayı yaptılar.
ABD ‘Büyük resesyon’dan çıkmak için önce piyasaya para akıttı. Sektörlere büyük paralarla destek verildi. Sağlık sisteminde yapılan değişikliklerle harcamalar artırıldı. Ardından para toplamak için vergiler artırıldı. Özel sektör kuruluşlarına el konuldu. Ülkede üretim artacak yerde, ülkenin borçları arttı. Şimdi bize borçlular. Bundan sonra kendileri için değil, bizim için çalışacaklar.”
Bu filmin, FED’in (Amerikan Merkez Bankası’nın) ekonomiyi canlandırmak ümidi ile piyasaya 600 milyar dolar daha sürme kararını almasından önce mi, sonra mı hazırlanmış olduğunu bilemiyorum ama, verilen mesaj düşündürücü.

Borç 10 trilyon dolar
ABD hazinesi doları basıp basıp piyasaya sürüyor? Bu dolarlar nereye gidiyor? ABD’nin borçları ne kadar?
Özet olarak ABD ekonomisi hakkında bilgi vereyim:
– ABD’nin milli geliri (GSYH) 2010 yılın için 14.7 trilyon dolar, 2011 yılı için 15.5 trilyon dolar olarak tahmin ediliyor.
– ABD’nin bütçe geliri 2010 yılı için 2.1 trilyon dolar, 2011 yılı için 2.5 trilyon dolar. Bütçe gideri 2010 yılı için 3.7 trilyon dolar,2011 yılı için 3.8 triyon dolar.
– Bütçe açığı 2010 yılı için 1.5 trilyon dolar. 2011 yılı için 1.2 trilyon dolar.
– Bütçe açığının milli gelire oranı 2010 yılında yüzde 10.6 oranında, 2011 yılında yüzde 8.3 oranında olacak.
– Bütçe açığını finanse etmek için borçlanmaya gidilecek.
– ABD’nin toplam kamu borcu 2010 yılında 9.2 trilyon dolar, 2011 yılında 10.4 trilyon dolar olarak tahmin ediliyor.
– Kamu borcunun milli gelire oranı 2010 yılında yüzde 63.6 oranında, 2011 yılında yüzde 68.6 oranında olacak.

4.2 trilyonluk bono
ABD’nin kamu borcu 2007 yılında 5.0 trilyon dolar, 2008 yılında 5.8 trilyon dolar iken, krizde piyasaya akıtılan dolarlar nedeniyle 2009 yılında 7.8 trilyon dolar oldu. 2010 yılında 9.2 trilyon dolara yükseldi. 2011 de yükselmeyi sürdürerek 10.4 trilyon dolara çıkması bekleniyor.
İyi de ABD’nin piyasaya sürdüğü, piyasaya sürüldükçe dolarları kim toparlıyor? ABD’ye hangi ülkeler borç veriyor?
ABD’nin kamu borçlarının finansmanı için Amerikan Hazinesi tarafından çıkarılan kağıtlarının (borç senetlerinin/bono ve tahvillerin) değişik ülkeler tarafından satın alınan miktarının 4.2 trilyon olduğu belirtiliyor. Bir yıl önce bu miktar 3.5 trilyon dolar imiş. Demek ki ülkeler ABD kağıtlarına yatırdıkları parayı bir yılda yüzde 20 oranında 681 milyar dolar kadar artırmışlar.
ABD Hazine kağıtlarını satın alan (ABD’ye kaynak sağlayan) ülkelerin başında Çin geliyor. ABD kağıtlarına 868 milyar dolar yatırmış. Çin’i 836 milyar dolar ile Japonya, 448 milyar dolar ile İngiltere izliyor. Türkiye bile 29 milyar dolarlık tahvil almış.

Gungor Uras

Dunyadaki Kerizleri silkeleme operasyonu !!!!

Degerli Arkadaslar,

Keriz silkeleme operasyonunu tum dunya’ya uygulamak ve bunu yonetebilmek ustelik hukuki , ticari ve mali alt yapisini yapmak buyuk sanattir, 7.2 milyar insanin yasadigi bu dunyayi silkeleyen 10 aile vardir ve bunlar Amerika’da yasarlar, yaptiklari cok zor bir istir..Bunun adi

“Dunyadaki kerizleri silkeleme operasyonudur “

Japonya’da, Çin’de ve Hindistan’da insanlar yemez icmez, kazandıkları parayı harcamaz,  Biriktirir. Tasarrufları ile yeşil yeşil Amerikan kâğıtlarını (banknotlarını) satın alır. Dolara yatırım yaptıklarını sanırlar . Amerikalılar da bu paraları bir guzel harcarlar….! ( Bizim ulkemizde Amerika’ya borc verenler listesinde vardir, ilerde bu borc rakamlari daha artacak bununlada ovunulecektir )

Sonuç: Amerika dünyanın her köşesinden trilyonlarca  dolar toplamış. Dünya biriktiriyor. Amerikalılar doya doya harcıyor. Harcadıkça ekonomisinin çarkı dönüyor. Başka ülkelerde yaşayanlar bu çarkın dönmesi için yemiyor, içmiyor, Amerika’ya para gonderiyor , aman alin borcuda bizden mal alin bu mallari almaz ve tuketmezseniz ekonomilerimiz iflas eder diyerek , Kerizler ellerindeki degerli mallarin karsiliginda kagit alabilmek icin siraya giriyor…

 Koskoca Amerika harcadıkça ithalatı büyüyor. Amerika sattığından fazla o ülkelerden mal alıyor. İşte Amerika’ya mal satma ümidi var ya… İşte o ülkeleri sarhoş ediyor.

Fakir biriktiriyor zengin harcıyor
Netice: Dünyada ekonominin büyümesi, Amerikalıların tüketiminin artmasına bağlı. Amerikan halkının bu tüketim çılgınlığı devam etmeli ki, dünya ülkeleri Amerika’ya mal satabilsin. Amerikan halkının tüketim çılgınlığının sürmesi ise para bulmasına bağlı. O halde Amerika’ya mal satmak isteyen önce para göndermeli ki, Amerikalı o ülkelerin malını satın alabilsin.

Tabi bu kerizlerinde iyi birer tuketici oldugu unutulmuyor, onlarinda gelir sahibi olarak , tuketmesi hedefleniyor, Amerikali global is adamini, global bankaciligi uretmis vaziyette.. Isci,para, pazar bulabilirsiniz ama onlari idare edebilecek yaraticilarin cogu amerikali iste o yuzden dunyadaki Kerizleri idare edebilmek buyuk sanat..

Amerika bunu cok iyi yapiyor ve Kerizleri iyi silkeliyor….

Bu kadar az nufusla dunyaya hakim olmak kolay degil, Amerika bunu cok iyi yapiyor.. Turkiye hukumetleri faiz verdigi dolarlari merkez bankasinda rezerv olarak tutmayi basari olarak kabul ediyor, faiz verdigin, karsiliginin bile olup olmadigini bildigin para miktarini arttirip, Merkez bankasi rezervleri milyar dolarlar artiyor diye ovunmekte ayri bir kerizlik ornegidir..

Dusununki dunyada Trilyonlarca dolar Amerikan dolari var ve ithalatla her gun bunu arttiriyor, uretilmis urunu aliyor , karsiligi uc kurus olan kagidi veriyor, hem kagit degerleniyor, hem ulken degerleniyor, hemde dunyada tuketici ureterek en iyi teknoloji, en iyi uretim en iyi hammadde sende oldugu icin yarinlara dunyanin en buyuk uretim merkezi hazirlaniyor..

Amerika’da enerji var, teknoloji var, ustelik artik dunyanin her yerinde birlikte calistiklari dunya ortaklari var, en guvenilir ulke amerika olacagi icin, dunyaya krizi satip, Amerikayi ilerdeki gunlerde dunyanin en buyuk uretim merkezi olarak gorurseniz hic sasirmayin..

Kerizler balik kafasi yesede akli basina gelmiyecek , senaryo’yu sahneye koyanlar , kerizler aman uyanir diye dunya gundemini savaslarla, ekonomik ve siyasi krizlerle mesgul ediyor, kerizler her gun degisen gundemleri takip ederken sabah aksam amerika aman grip olmasin aman mal almayi durdurmasin diyerek dua ediyor..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Ersin Pasa’da Baba nasihati ….!!

BABA NASIHATI
Gönül verip gönül geçme..
Ekmedigin yeri biçme..
Benden sana bir nasihat..
Tek basina raki içme..

Meze mezedir deyip seçme..
Kavun peynirden vazgeçme..
Benden sana bir nasihat..
Çok yiyerek raki içme..

Içkini zevkinle iç..
Baslamadan kahir etme..
Benden sana bir nasihat..
Bir þey kurup raki içme..

Salataya itibar et..
Meyveleri ihmal etme..
Benden sana bir nasihat..
Kizartmayla raki içme..

Aksamciysan beni dinle..
Keraheti geciktirme.. .
Benden sana bir nasihat…
Baslamadan çorba içme..

Arkadasini iyice seç..
Nüktedandan sakin geçme..
Benden sana bir nasihat..
Dertlilerle raki içme..

Saki der ki neseli ol..
Muhabbetsiz kisi seçme..
Benden sana bir nasihat. Seftalisiz raki içme…

YoneticilerimizI disarda “VEZIR ” , Icerde “REZIL ” eden gercekler..!!

Dunyanin yonetimine gelen Turkler Nasil Basardi  !!!!

Ilk soz.. Bu yaziyi yurt disinda bulunan genclerimiz ve global dunyaya acilmak isteyen yoneticilerimiz dikkatli okusun, kendilerinde bu ozelliklerin gelismesine dikkat etsin, ancak tum bunlari yapsalarda bri seyi unutmasinlar, yazinin sonunda son sozu okumanizi rica ederim…!!

Bu bir arastirma yazisidir ve arastirmadan alintidir…!!

Son birkaç yıldır, büyük bir değişim, dikkat çeken bir gelişme yaşanıyor. Önce Muhtar Kent’in Coca Cola CEO’luğu, ardından PepsiCo, Pfizer, Roche, Unilever ve P&G’daki önemli terfiler, bu eğilimi destekliyor. Ardı ardına zirveye çıkan, global Türk yöneticilerin gücünü hangi özellikleri ortaya koyuyor?

16 Ağustos 2010

Peki, bu müthiş gelişmenin arkasında hangi etkenler, ne gibi liderlik özellikleri var? Global 50 listesine giren Türk yöneticileri öne çıkaran, dev şirketlerde zirveye taşıyan özellikler, kendileri ve onlara yakın çalışan yöneticilere sorularak ortaya kondu.*

1.İknada Güçlü ve Mücadeleci

“Muhtar’ın dünyanın her yerine uzanan, müthiş bir network’ü var. Ayrıca o network’ü hep canlı tutar. Herkesin doğum gününü bilir, bir yakını vefat edeni ziyaret eder, e-mail yollar, mektup yazar… Sosyal ve insani yanı çok güçlüdür. Önemli tecrübesi ve bilgi birikimi olduğu için, herkes tarafından saygı görür. Sözünün arkasında durur. Çok önemli bir ikna kabiliyeti vardır, mücadele eder, arkasını bırakmaz. İnsanlarla haşir neşirdir. Hem öğretir, hem geliştirir ve asla yılmaz…”

Bu sözler Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Muhtar Kent’i 1980’lerden beri tanıyan eski patronu Anadolu Grubu Başkanı Tuncay Özilhan’a ait. Özilhan, Kent’i Coca-Cola’nın zirvesine taşıyan liderlik özelliklerini böyle aktarıyor.

2. Hızlı Karar Alır, Güven Verir

Mey İçki Pazarlama Direktörü olan Çiçekten Becel, eski yöneticisi Kent’in nasıl bir lider olduğunu şu sözleriyle anlatıyor:

“Muhtar Bey ile 4 yıl Coca-Cola Türkiye ofisinde çalıştım. Kendisi beni Coca-Cola’da işe alan kişidir. İş başvurumu ona kişisel bir mektup yazarak yapmıştım. İnsan ilişkilerine çok önem verir. En önemlisi bunu sınıf, statü ayrımı yapmadan yapar. Yanında çalıştırdığı çaycının tüm ailesinin isimlerini ezbere bilir. Aynı zamanda iş yaptığı coğrafyadaki en etkili insanlarla uzun vadeli dostluklar kurar. Her zaman samimiyetini hissettirir. Söze ve taahhüdünü yerine getirmeye çok önem verir. Müthiş bir hafızası vardır, işini yarım yamalak yapan adamı bir saniye tutmaz. Çabuk karar alır, gerektiğinde risk almaktan çekinmez. En önemli özelliklerinden biri de dokunduğu herkese güven duygusu vermesidir.”

3. Sonuç Odaklı Liderlik

2010 yılında Global 50 Türk araştırmasında finans sektöründen isimlerin hızlı bir yükselişe geçtiğini görüyoruz. Bunlardan ilki listeye 4’üncü sıradan giren, Eylül 2010’da 12 milyar dolar piyasa değeri olan Western Union’un başkanlığını ve CEO’luğunu devralacak olan Hikmet Ersek…

Western Union’ın Yönetim Kurulu Başkanı Jack M. Greenberg, Ersek’in geniş global deneyiminin ve sonuç odaklı olmasının bu göreve getirilmesinde en önemli özellikleri olduğunu ifade ediyor.

4. Çok Yönlü ve Analitik

Finansın yükselen bir diğer ismi Ömer Aras ise Finansbank yönetim kurulu başkanlığının yanı sıra NBG Grubu’nda yürütme kurulu üyeliği ve Grup CEO’luğu pozisyonlarını yürütüyor. 20 bin kişiyi aşkın bir grup ona bağlı. 20 yıldır Ömer Aras’la çalışan Finansbank Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Şahinbaş, Aras’ın akademisyen geçmişinin liderlik özelliklerine, iyi öğreticiliği kattığını ifade ediyor ve şöyle devam ediyor:

“Akademisyenliği, birlikte çalıştığı insanları bilgilendirme, yönlendirme ve yönetme anlamında ona çok yüksek katkılar sağlıyor. O, kolay iletişim kurabilen, çok yönlü, objektif, dinleyen, analitik, sadece etrafındaki iş arkadaşlarına değil tüm çalışanlara saygısı ve sevgisi olan bir yönetici. Ona ulaşmak son derece kolay. Çünkü, yatay iletişimi benimseyen bir yapısı var. İş ve özel yaşamı arasındaki köprüyü çok iyi kurmuş, dünyayı izleyen, yeniliklere açık bir yönetici.”

5. Doğru Kişiyle, Doğru Yerde

Şahinbaş, Aras’ın en çok sevdiği ve örnek almaya çalıştığı yönünün ise yaptığı her şeye inanarak sarılması olduğunu belirtiyor. “Bu özellik, beraberinde başarıyı da getiriyor” diyen Şahinbaş şöyle devam ediyor:

“İleriyi iyi analiz edebilen yapısının, özellikle bankacılık sektöründe risklerin minimize edilmesi ve fırsatların yakalanabilmesi adına bize çok şans verdiğini düşünüyorum. Bir yöneticinin en önemli özelliklerinden bir tanesi olduğuna inandığım, doğru kişi ile doğru işte çalışma ayrımını da çok iyi yapabilen bir yönetici. Kimden nerede daha iyi performans alabileceğini ve nasıl bir organizasyon kurması gerektiğini de çok iyi biliyor.”

6. Cesaret ve Derin Analiz

Global50 arasında ilaç sektörünü temsil eden yöneticiler arasında Pfizer kökenli iki isim var. Bunlardan Özer Baysal, Gelişen Pazarlar İş Birimi içinde Avrupa Gelişen Pazarlar Bölgesi Başkanı olarak görev yapıyor. Baysal, 30 ülkeden, 4 bin 400 Pfizer çalışanından ve 1,6 milyar dolar cirodan sorumlu.

Yerleşik Ürünler Japonya, Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda Bölge Başkanı olan Ahmet Göksun ise 2,3 milyar dolarlık ciroyu yönetiyor. Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan, 29 yıllık arkadaşları Özer Baysal ve Ahmet Göksun’u şöyle anlatıyor: “Benim gözümde, Ahmet Bey’in öne çıkan liderlik özelliği sonsuz enerjisi ve cesaretidir. Özer Bey’in ise olayları ve konuları derinlemesine analiz etme becerisi, hepimize örnek olan lider özelliğidir.”

7. Karizmanın Gücü

Roche CEMAI (Orta ve Doğu Avrupa, Orta Asya, Ortadoğu, Afrika ve Hindistan) Bölgesi Başkanı ve Roche Global E7 Projesi Lideri Tuygan Göker’le çalışmış herkesin, onun liderliği hakkında söylediği ilk söz “karizmatik” olduğu. Göker de global büyük bir şirkette üst düzey yönetici olmak isteyenlerin öncelikle karizmatik olmaları gerektiğini düşünüyor ve devam ediyor: “Lider her ortamda, özellikle politik ve ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde çıkış yollarını aramalı. Her şeyden önce, hissedarların yatırım değerini muhafaza etmeye ve artırmaya çalışmalı.”

8. Kapılar Açık, Yönetim Çok Sesli

Global 50 listesinin 7’nci sırasında yer alan İzzet Karaca, Türkiye’den Asya, Afrika, Orta ve Doğu Avrupa’yı yönetiyor. Unilever gibi dev bir şirkette bu kadar bölgenin Karaca bağlı olmasının ardındaki liderlik özelliklerini Unilever Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü Ebru Şenel Erim şöyle anlatıyor: “İzzet Bey’le 7 yıldır birlikte çalışıyoruz. Kendisi yönetimde çok sesliliğe inanan vizyoner bir liderdir. Motive eden, yol gösteren son derece pozitif bir kişiliğe sahip. Kapısı her zaman, herkese açık. Dolayısıyla kolay iletişim kurulan bir özelliği var. Sezgileri çok kuvvetli, rakamlarla arası çok iyi.”

9. Her Zaman Doğru Soruları Sorar

Gürcan Karakaş, yaklaşık 3 yıldır Bosch’ un Automotive Aftermarket işkolunda, bağımsız yenileme pazarı bölümünde, tüm dünyadan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. 145 ülkeyi içine alan 60’ın üzerinde Bosch bölgesel kuruluşu Karakaş’a rapor veriyor. Karakaş, çalışma arkadaşları tarafından hayran olunan liderlerden biri. Onunla çok uzun yıllar birlikte çalışmış olan Bosch Orjinal Ekipman Ülke Satış Müdürü İlke Yalçındağ’ın Karakaş hakkında söylediği sözlerde de bu hayranlığın izlerini bulmak mümkün:

“Kendisi, birlikte çalıştığı kişileri geliştiren, çok zorlayan, aynı zamanda da motive eden ve bu üç unsuru da son derece ahenkli bir şekilde gerçekleştiren bir yöneticidir. Kendisini sürekli yenilediği için her zaman örnek olan, yeniliğe açık, gelişimi teşvik eden, hatalardan ders alan ve almayı öğreten bir lider. En olumsuz koşullarda dahi motivasyonu son derece yüksek olduğu için onun yanında bir çalışan, bir yönetici olarak kendinizi bırakmanız neredeyse imkansızdır.”

Yalçındağ, Gürcan Karakaş’a dair hatırladığı en önemli detayın ise onun her zaman doğru soruları sorabilme yeteneği olduğunu ifade ediyor. Yalçındağ, “Doğru soruları sormak bazen çözümün kendisidir. Gürcan Bey her zaman doğru soruları soran, vizyon geliştirebilen, kendini sürekli yenileyen, geliştiren ve değişim ışığında kendisi ile birlikte çalışanları da bu ahengin içine çeken bir yöneticidir” diye konuşuyor.

10. Dayanıklı ve Esnekler

Uzmanlar Türk yöneticilerin kriz yönetimindeki başarılarının onları global anlamda tercih edilir kıldığı konusunda hemfikir. HRM Yönetici Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, “Türkiye’de yaşanan krizler, yöneticilerin değişen koşullara çabuk adapte olabilmesini gerektiriyor. İşte bu özellik, Türk yöneticilerin dünyada daha geniş bölgesel sorumluluklar alabilmesini sağlıyor. Ayrıca daha kolay risk alabiliyor, astları ile çok kuvvetli bağ kurabiliyor ve farklılık yönetimine de önem veriyorlar” diyor.

PepsiCo Asya, Ortadoğu, Afrika CEO’su Saad Abdul-Latif de, Ümran Beba’nın dayanıklı ve vizyoner duruşuna dikkat çekiyor ve devam ediyor: “Güneydoğu Avrupa Bölge Başkanı iken, bir yıl bile dolmadan, Asya Pasifik Bölgesi Başkanı olarak atanmasının nedeni, kriz döneminde Türkiye’de ve sorumlu olduğu tüm bölgede gösterdiği inanılmaz performanstır. O, işle ilgili zorluklara ve fırsatlara uzun vadeli bir vizyonla yaklaşan güçlü bir lider. Ümran’ın liderliği sayesinde Türkiye, geçtiğimiz yıl olağanüstü bir performans sergiledi. Şirketimizin en hızlı büyüyen bölgelerinden Asya Pasifik’i bu nedenle Ümran’a teslim ettik.”

11. Duygu ve Mantık İç İçe

Bir diğer dev P&G’nin global sorumluluk alan en üst düzey yöneticisi ise Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya, İsrail Bölge Başkan Yardımcılığı ve P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Saffet Karpat ise Türk yöneticileri global pazarda öne çıkaran, farklı kılan özellikleri şöyle dile getiriyor; “Uluslararası arenada öne çıkmamızı sağlayan en büyük özelliğimiz zengin bir kültürle yetişmiş olmamız. Ayrıca kimi zaman duygusal kimi zaman mantıksal hareket edebilme esnekliğine sahibiz.”

12. Büyük Resmi Görür, Motive Eder

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, geçen yıl Microsoft merkez ofisine atandı. 6 yıl içinde “Türkiye Bilişimle Kalkınıyor” vizyonuyla Microsoft Türkiye’nin yüzde 300 büyümesine liderlik eden Arkan, artık şirketin merkezinde, kurumsal müşterilerden sorumlu organizasyonda, dünya üretim ve kaynaklardan sorumlu genel müdür olarak görev yapıyor. Arkan’la 10 yılı aşkın bir süre hem Siemens hem Microsoft’ta birlikte çalışmış olan Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Arkan’ı zirveye taşıyan özelliklerini şöyle anlatıyor: “Çağlayan Arkan, vizyon sahibi, her zaman büyük resmi gören, takımına, iş ortaklarına, sektöre yön gösteren bir liderdir. Takımını motive eder, prensip sahibi, heyecan dolu bir liderdir ve bundan dolayı ekibi onun için büyük bir zevkle çalışır. Dostluğu kalıcıdır, hiçbir zaman unutmaz, yıllar sonra ihtiyacı olanlara desteğini eksik etmez. Sözünün eridir, dediklerini önce kendisi uygular, sonra herkesten aynısını bekler. Bu özellikleri Çağlayan’ı başarılı ve sevilen bir lider yapmıştır.”

13. Olasılıkları Hızlı Analiz

Bilişim sektöründe global sorumluluk alan Oracle Türkiye ve Orta Asya Bölgesi Lideri Gürhan Kalelioğlu’nun nasıl bir lider olduğunu ise yine Global 50 Türk listesinde yer alan bir diğer Oracle’lı Atilla Kıral şöyle ifade ediyor:

“12 yıl boyunca birlikte çalıştık. Gürhan’ın müthiş bir beyni vardır. En önemli özelliği tüm olasılıkları büyük bir hızla aynı anda değerlendirebilmesi ve doğru seçimi yapmasıdır.”

Global 50 Türk Listesi Nasıl Hazırlandı?

Global yönetim sahnesinde her geçen gün daha fazla Türk, üst düzey yönetim kademelerinde görev alıyor. Son yıllarda bu sürecin hızlandığına tanık oluyoruz. 2008 sonunda patlak veren global ekonomik kriz de Türk yöneticilere olan talebi artırdı. Dünyanın hızla değiştiği, riskleri yönetmenin çok daha zor hale geldiği bir ortamda krizlere, hızlı karar almaya alışkın ve bulunulan coğrafya itibarıyla çok farklı kültürlerin tüketim tercihlerini çok başarılı şekilde analiz edebilen Türk yöneticiler bugün çok daha fazla tercih edilir hale geldi. Capital Dergisi titiz bir araştırma sonucunda dünyanın en önemli şirketlerinde global anlamda en üst düzey pozisyonlara yükselen “Global 50 Türk”ü belirledi. Aslında sayı çok daha fazla. İletişime geçtiğimiz 50’den fazla uluslararası şirket, 200’e yakın üst düzey pozisyonda global sorumluluk alan yöneticinin ismini ve özgeçmişini Capital’le paylaştı. Capital, bu profesyoneller arasında öne çıkan en güçlü ilk 50 yöneticiyi sıraladı. Sıralama, görev aldıkları şirketin büyüklüğü ve bulunulan pozisyonun önemi göz önüne alınarak danışmanlar, iş dünyasının önemli isimlerinin önerileri doğrultusunda ve Capital tarafından yapıldı. Bu çalışma için dünyanın dört bir yanındaki şirketlerde çalışan Türk yöneticilerin özgeçmişleri, yönettikleri iş biriminin büyüklüğüne ait ulaşılabilin veriler bir araya getirilip, analiz edildi.

Türkler Neden Yükseliyor?

Krizlere Antrenmanlılar

Fortune Danışmanlık’tan Ayşen Arıduru, son yıllarda global anlamda Türk yöneticilere daha fazla iş fırsatı sunulmasının nedenlerini şöyle açıklıyor: “Dünyada, özellikle Avrupa’da bu kadar değişim ve küresel kriz ortamı yaşanırken ve birçok yapının kaldırabileceğinden çok hesaplanmamış riskler aldığı gözlenmekteyken, ülkemizde birden çok kriz ortamında kriz yönetimi yapmış yöneticilerimizin, diğer profesyonellere göre daha antrenmanlı olduklarına ilişkin algı oluştu.”

Sonuç Odaklı ve Hırslılar

My Executive Yönetici Ortağı Müge Yalçın, “Türkiye pazarının zor bir pazar olduğunu göz önünde bulundurursak, yurtdışı görevler için seçilen Türkler’in işlerinde gerçekten başarılı, sonuç odaklı ve hırslı olduklarını söyleyebiliriz. Ayrıca farklı kültürlerin hakim olduğu çalışma ortamlarında görev almak onların adaptasyon yönlerini de güçlendiriyor. Çalışma ortamında genel olarak iyi ilişkiler kuruyorlar ve özgüvenleri de oldukça yüksek” diyor.

Önce Hayal Etmek Gerekiyor

Ümran Beba / Pepsico Asya Pasifik Başkanı

Türkler’in Yolu Nasıl Açılır?

Global anlamda liderlik için öncelikle yurtdışında çalışmayı düşünmek, hayal etmek ve kabul etmek gerekiyor. Bizler ülkemizi çok seviyoruz ve her Akdeniz insanı gibi bağlılıklarımız var. Bunları bir süre kenara koyup bu tecrübeye evet diyebilirsek diğer yöneticilerin yolunun da açılacağına inanıyorum. Sonra yeni bir ülkenin kültürüne alışmak önem kazanıyor. Kültürü, dili, alışkanlıkları anlamak istemek birinci adım.

Türklüğün Fizibilitesi

Hem Avrupalı, hem Asyalı biraz da Ortadoğuluyuz. Bu özelliklere sahip çok fazla ülke insanı yok. Bu bize esneklik ve adapte olma gücü veriyor. Ekonomik iniş ve çıkışlar yasamış olmak da bize ayrı bir tecrübe sağlıyor. Biz bunları zaten yasamıştık diyoruz ve şaşırmıyoruz. Aksiyon alma süremiz daha hızlı oluyor. Dezavantaj olarak baktığımızda ise, Türkler iniş çıkışlara rağmen büyümeyi yaşamış yöneticiler. Bu kişilerin büyüme olmayan daha durağan ülkelerde zorlanma olasılıkları olabilir.

Son soz… Bunlarin hepsini basardiniz ve siz cok iyi bir yonetici oldunuz ama cevrenize baktiginizda layik oldugunuz makamlara gelemediginizi gorup, sonrasinda sakin olaki bana git isine be kardesim demeyin , cunku bizim insanimiz tek basina iyi bir oyuncudur bu oyuncunun basarili olmasi icin iyi takimlarda oynamasi gerekir.. Ne yazikki ulkemizde iyi oyuncularin takim icinde sans bulma sansi cok yuksek degildir, ise adam almak degil , adama is bulmak onemlidir, siyasete, kayit disina yakin olmadan , global yonetici degil, siyasetciyi , rusvetci burokrati , hakim abiyi, imari yuksek veren yerel yoneticiyi , vergi dairesinde isleri halleden denetciyi tanimayan iyi yonetici olamaz, is bitiren adam olacaksin derler, gerektiginde patronun icki arkadasi, gerektiginde ona tercumanlik yaparak ozel dostlar bulmaya calisacaksin, ne yazikki bizdeki patronlar isin adamini degil, kendi islerine gelen adami ararlar, iste o yuzden bu sartlarin hepsi gelismis bir elin parmaklarini gecmeyecek kadar olan Yerli global sirketlerimizde ve yurt disinda gereklidir…

O yuzden sakin bunlari yaptiginizda icerde vezir olacaginizi dusunmeyin hatta rezil bile olabilirsiniz, ama yurt disinda bunlari yaparsaniz kesinlikle Vezir olabilirsiniz, benden size 13.uncu tavsiye o yuzden arkadan gelenlerin sorun yasamamasi icin , iyi yoneticinin en iyi takimda oynayabilecegi liglerin gelismesine yani Demokrasinin, saydamligin gelismesine yatirim yapin,once Demokrasi nedir, saydamlik nedir, yargi bagimsizligi nedir siz ogrenin ve bunu gelismis ulkeler nasil gelistirmis zamanlarimizin bir kismini buna ayirin, ayirinki yarin siz Vezirlige disarlarda degil, kendi ulkenizde sahip olun.. Rezil olmamak , vezir olmak icin artik neler yapilir , biliyorsunuz. Hayirli olsun..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

guler1@aol.com