Blog

Hukuktan Bağımsız Yargı… “Balbay’dan “

Hukuktan Bağımsız Yargı…
04.07.2011 10:56
Tutukluluğa devam kararı veren yargıçların ortaya koyduğu gerekçeler ve yargılama sürecinde yaşananlar,

evrensel hukuk ilkelerinden ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor.

Tartışmanın yeniden gündeme gelmesini dikkate alarak, toplumun neredeyse alıştığı, çekenlerin ve hassas bir kesimin sancısını hissettiği, kabul edilemez hukuksuzlukları satır başlarıyla ele alalım…

Tutukluluğun cezaya dönüştüğünü neredeyse kabul etmeyen kalmadı, bu cezayı verenler hariç. Evrensel hukukta, bir kişinin tutukluluk halinin devamına karar vermek ilk tutuklama kararından daha önemli bir olgu olarak kabul ediliyor. Bu nedenle de AİHM, Türkiye’yi de bağlayan, bağlaması gereken şu ilkenin mutlaka uygulanmasını istiyor:

“Eğer bir kişinin tutukluluğunun devamına karar vereceksiniz, mutlaka somut gerekçelerini belirtiniz.”

Silivri’de buna uyulmuyor. Herkese, her ay aynı gerekçeyle “tutukluluğa devam” kararı çıkıyor.

***

Hukukun alfabesi şu:

Kişi, hakkında kesin hüküm verilene dek suçsuzdur. Yani, masumiyet karinesi.

Türkiye’de uygulanan ilke şu:

Mahkûmiyet karinesi.

Yani bir kişi suçsuz olduğunu herkese kabul ettirene kadar, suçludur.

Evrensel hukuk, insanları yargılarken şüpheli bir durum varsa, şüpheden sanık yararlanır, diyor.

Bizim yargılama sistemimiz bunu tersine çevirdi:

Şüpheden savcı ve hâkim yararlanır.

O nedenle de insanlar, “hakkında kuvvetli şüphe var” denilerek yıllarca hapiste tutuluyor. Şüpheyi gidermek de sanığın görevi.

Ceza yargılamalarının olmazsa olmaz iki temel kuralı var: Şöyle:

1- Mutlaka suç – delil bağlantısı olmalı.

2- Net bir ifadeyle suç tarihi olmalı.

Özellikle Silivri’deki davalarda bütün olaylar ve sanıkların evlerinde, işyerlerinde ele geçirilen her şey yığıldı, bir araya getirildi. Mahkemeler bunların suçla ilişkisini ve birbiriyle bağlantısını bulmaya çalışıyor.

***

Hukuk, yargılamanın hangi usullerle yapılması gerektiğini ısrarla vurgularken şu tanımı getirmiş:

“Usul, esasın kapısıdır. Yanlış kapıyı açarsanız yanlış yere gidersiniz.”

Silivri’de öylesine bariz usul hataları yapılıyor ki, sanıklar bunu anımsattıklarında yanıt şu oluyor:

“Onu biliyoruz, geçin…”

Duruşmalara sonradan ya da seyrek katılan avukatlar, heyecanla usul hatalarını anımsatıp bu yanıtı aldıklarında Silivri gerçeğiyle de tanışmış oluyorlar.

Zira çoğu öteki mahkemelerde yaşanan kimi usul hatalarının burada olmayacağını, olamayacağını düşünüyorlar.

Özellikle ağır cezalık suçlarda önemli bir hukuk dalı daha var:

Delil hukuku.

Eğer bir delil hukuka uygun değilse ya da hukuki olmayan yollardan elde edilmişse delil değeri yoktur.

Mahkeme heyeti bu konudaki taleplere şu karşılığı veriyor:

“Bunun hüküm aşamasında değerlendirilmesine…”

O aşama ne zaman gelir?

Yıllar yıllar sonra…

Bütün bunların ardından şöyle bir tanım yapsak uygun düşmez mi?

Hukuktan bağımsız yargı…

Mustafa Balbay

Silivri

Dünyanın en eski sirketleri…!!

En yaşlıları çoğumuzun düşündüğünden çok daha yaşlı aslında. Dünyanın en eski şirketi Japonya’da 578 yılında kurulan Kongo Gumi şirketi. Şirket 1.500 sene önce kurulmuştu ve Budist tapınakları inşaa ediyordu. Kulağa inanılmaz gibi gelen bu rakam ile bu şirket dünyanın en eskisiydi. Ancak bu 2006′ya kadar devam etti ve şirket finansal sıkıntılara dayanamayarak iflas etti. Başka bir şirket tarafından satın alındı. Şirketin son genel müdürü aileden gelen 40.kuşaktan gelen Masakazu Kongo’ydu. Bu hikaye, ünlü pazarlama gurusu Tom Peters‘ın “Gelecek 15 yıldaki değişimlerin yanında, geçmiş 15 yıldaki değişimler çok önemsiz kalacaktır” sözünü hatırlatıyor. Demek ki yaşadığımız değişimler o kadar büyük ki, 1500 sene ayakta kalabilen bir şirket bile yıkılabiliyor. Peki bu şirketin ayakta kalmasını sağlayan nedenler ne idi;

Çok istikrarlı bir sektör, (tüm pazarın yeni bir dine geçmesi çok düşün bir ihtimal.)
Japon halkının tapınak ziyaret etme geleneği
İnanç sisteminin güncelliğini koruması ile yeni tapınak inşaa ihtiyacı.
Başarılı tapınak yapma ustalığının yeni nesillere iyi aktarılabilmesi.
Etkin aile şirketi yapılanması
Şirketin genel müdürünü seçmedeki esneklik, aileden performans kriterlerine göre seçim yapılması
Damatlar ya da annelerin şirketin başına geçebimesi.
Zor zamanlarda farklılaşan stratejiler (2.Dünya Savaşı döneminde şirket tabut üretmiş)
Peki bu şirket 2006’da niçin zor duruma düştü?

1980’lerden sonra Japonya’da gayrimenkul piyasasının iflas etmesi
Gelişen teknoloji ve internet ile Japon halkının tapınaklara olan ilgisinin azalması
Görünen o ki yaşadığımız teknolojik değişimler büyük fırtınlara yaratmaya devam edeceğe benziyor. Peki Kongo Gumi’den sonra dünyanın en eski şirketleri kimler kalmıştır sizce. Sıra onlarda olabilir ancak bugün büyüklüğü ile övünen pek çok büyük şirketi bence daha büyük tehlikeler bekliyor.

1,293 Yaşında – Han ve Otel – Hoshi Inn, Japonya
1,207 Yaşında– Restoran – St. Peters Restaurant, Austria
1,125 Yaşında– Hatıra Parası Üreticisi, The Royal Mint, United Kingdom
1,000 Yaşında– Şarap Üretimi – Goulaine, France
971 Yaşında- Kilise Çanı Üretimi – Marinelli Bell Foundry, Italy
971 Yaşında– Biracılık- The Weihenstephan Brewery, Almanya
970 Yaşında– Tuz Madeni – The Wieliczka, Polonya

Yukardaki arastirmayi yapan arkadasimiz gayet guzel bir calisma yapmis ..!
Turkiye’mizde 100 yillik ve ayni ailenin hakimiyetinde tek sirketimiz varmi dersek acaba tek bir sirketimiz varmi ?

Sevgi ve selam ile

Mujdat guler

Turkler yurt disinda neden, birbirlerinden korkarlar…!

Degerli Arkadaslarim,

42 yil Turkiye’de yasadim, is seyahatlerim nedeniyle , yurt disina gittigimde Avrupa’daki Turkleri gordugumde aralarindaki kopuklugu gordukce uzulur ve neden bir araya gelemedikleri konusunu anlayamazdim..

15 yildir amerika’da yasadigimda bunun nedenlerini yasadikca anlamaya calistim.. Onceleri isim nedeniyle Amerikalilarla birlikteydim, isimde ,yasadigim mahallede herkes Amerikali idi, is hayatinda ve ozel hayatimda hep beraberdik..

Son 7 yildir isim nedeniyle Turkiyeden gelenlerle ve Amerika’daki turklerle islerim olmaya basladi, o zaman neden Avrupadakilerin turk gorduklerinde kactigini anlar hale geldim ..

Yahudileri dusundum..

Yahudiler toplama kamplarina gelene kadar , egolari yuksek , paylasimci olmayan  insanlardan olustugunu hepimiz biliriz ..

Toplama kamplarina girdikten sonra , birlik olmayi ogrendiler..

Savas sonrasindada asli ozelliklerini kaybetmediler fert olarak hala boyleler ama beraber olmanin ortak menfaatlerini ogrenebildiler.


Biz Turkler ortak olmanin menfaatini bilmeyen insanlar olmaya devam ediyoruz..

Turkler , kendi vatandasindan, arkadasindan, is ogrendigi yere , onu destekleyenlere bile ihaneti adet haline getirmis insanlardir, yurt disina bir bakin parasi olanlarin akli cikar yaninda bir turk geldimi korkar , insanlari bu hale getiren nedenleri iyi bilmek gerekir..

Avrupa’da ve kuzey Amerika’da turku nerde gorsen kacan insanlar gorurdum bu insanlara cok kizardim , ama insanlari oyle hale getiren vatandaslarimiz varki, bu yuzden kendi vatandasinizi gordugunuzde kacar hale geliyorsunuz..

Bunun onune gecmek mumkun , belli kultur seviyesine gelmemis, gormemis , belli sehirlerde yasamamis insanlardan uzak durmak gerekiyor..

Sehir cocuklari icin bu tipler cok tehlikeli , bu insanlari Turkiye’den geldi diye insan adam saniyor, aman Turkler birbirini tutsun ve birlikte buyuyelim neden olmasin dediginizde, belli kulturden gelmemis, gemide calismis, varligi hic olmamis tipler cok ama cok tehlikeli, o yuzden bu tiplerle merhaba demeden ote gitmemek gerekiyor..

En dogru yapilacak is , kokenleri olan , kulturleri yerinde olup, gormus aile cocuklari ile iliskileri gelistirmek ve Amerikalilarla birlikte huzur icinde yasamak..

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

Asiye Nasil kurtulur….!!!

ASIYE ””’AMERIKA”” NASIL KURTULUR………!!!

Sari sacli , mavi gozlu kizimiz Amerika nasil kurtulur, bunu emlak piyasasindan bakarak irdelemek istedik, bugunku Haberlere baktigimizda bu guzel kizi dustugu durumdan kurtarmak mumkun gibi goruluyor.. Bunu sam amca yapamiyor , cunku bu kizin kotu yolu dusmesinden yararlanan , kriz tacirleri var, kriz ekonomisi kendi les kargalarini yaratti , devlette bu sisteme vermesi gereken tum destegi verdi ve halada vermeye devam ediyor..

Lesi yiyen Akbaba Bankacilar, Akbaba hukukcular, Akbaba emlakcilar, Akbaba yatirimcilar cikti ve ozellikle bunlar sosyal patlamaya sebebiyet verecek kadar isi ilerletiyorlar, hapishaneler agzina kadar dolu, her tarafta yeni hapishane yapiliyor, shelterlar agzina kadar dolu, kiliselerin onunde bedava yemek yiyen insanlar siraya girmis vaziyette ve en onemlisi Homeless’ler sokaklari doldurmus ve ustlerinden atlayarak gecerek yurudugunuz bir cok eyalet var…

Bunlarin hepsini cozecek olan Emlak sektoru Akbabalara ragmen gene en guvenilir yatirim araci olmaya aday gibi duruyor..

ABD’de ikinci el konut satislari Nisan ayinda da, vergi indirimi ve iyilesen tuketici guveninin sagladigi motivasyon ile, yukseldi. Tamamlanmis satislari gosten ikinci el konut satislari, Nisan ayinda mevsimsel etkilerden arindirilmis verilerle yuzde 7.6 artarak yillik bazda 5.77 milyon adete ulasti. Mart ayi verisi ise 5.36 milyon adet olarak revize edildi. Nisan ayinda satislar, gecen yilin ayni donemine gore yuzde 22.8 yukseldi. 2009 Nisan’da 4.70 milyon ikinci el konut satilmisti. Mart ayi satista artis orani ise revize veri sonrasi yuzde 7.0 oldu.

National Assocition of Realtors ekonomisti Lawrence Yun yaptigi aciklamada Nisan ayinda ikinci el konut satislarinda artisin genel olarak beklenen bir durum oldugunu, konut fiyatlarinin dengelenmesi, ekonominin iyilesmesi ve mortgage faizlerinin tarihi dusuk seviyelerde kalmaya devam etmesine bagli olarak su ana kadar kenarda bekleyen insanlarin, alici olarak piyasaya donmeye basladiklarini ifade etti. Nisan ayinda ortalama ikinci el konut satis fiyati 173.100 Dolar oldu. Fiyat, Nisan 2009’a gore yuzde 4.0 artti.

Genel satislarda % 7.6 satislarda artis oldugu gibi fiyatlardada % 4 luk aylik bir artis emlak piyasasinin iyilesmesinde oldugunun en belirgin gostergesidir… En onemli gosterde gecen seneye gore satislarin % 22.8 artmasidirki , normal uretimin 1.5 milyon oldugunu dusunursek son dort yilda uretiminde bunun cok altinda oldugundan burada bir acik olustu ancak pazara her yil giren 3 milyonluk icra evleri tum dengeleri degistirmektedir, ev satislarinda devlet piyasalari denetleme gorevini yapmaz ve kriz ekonomisinden buyuk yarar saglayan kesime yardim ederse, issizlik artacagi gibi, kredi kurumlarinin en buyuk musterisi olan ev ureticileri, ev alicilari pazarina kredi veremedikleri muddetce Finans kurumu dengelenemiyecek, ev uretimi artmazsa uretim dengelenemiyecek, araba pazari eski yerine gelemiyecek, 420 yan sektor calismazsa Amerikan ruyasi , Amerikan eziyeti olmaya devam edecektir, cozum kolaydir yeterki yukardaki basit rakamlari yorumlayabilecek Obamanin ekibinde hem ekonomi, hem tatbikat , hem ticaret, hem bankacilik hemde emlaki bilen insanlar olsun bunu bilenler olmadigi muddetce, kilavuzlarimiz isi bilmezse , Amerikanin isi cok zor gibi gozukuyor, sorunlar nereden basladiysa cozumlerde oradan baslamali, ev ekonomisini kurtarmadan , sokagi, issizleri, bankacilik sektorunu ve amerikayi kurtarmak mumkun degildir…

Yilda 5.7 milyon ev satilmasi ve hala bankalarda kredilerin kapali oldugu bir donemde insanlar bu kadar ev alabiliyorsa gercek piyasalar geri gelip

a. Ev fiyatlari daha nasilsa duser diye ev almayanlar ve alimi erteleyenler

b. Imigration reformu tamamlandiginda 14 milyon icinden ev alacak olanlar..

c. Avrupa’da bozulan ekonomiler ve yeni gelecek vergiler yuzunden daha guvenilir liman arayan global musteriler..

d. Faiz nisbetlerinin dusuk olmasi nedeniyle FHA loanlari alacak , kiradan daha dusuk mortgage odeyerek ev alacak olanlar , bu kesim kiralar dusuk diye ev alma taleplerini erteliyorlardi, ancak dusuk faizler ve fiyatlarin artiyor olmasi onlarin kararlarini ev alma yonunde kullanmalarini saglayacak, 165 milyon stok icinde kiracilarin sadece kucuk bir kismi bile pazara girse ev fiyatlari yukari cikacak..

Dunyadaki krizlerin basi Amerikaya konutlara kredi acmis Avrupa bankalarinda yasandi.. Hedge fonlar bu yuzden riske girdi bir cok banka bu yuzden batti…

Konut krizi bilincli olarakmi yaratildi diye dusunenler var, ancak bana gore Konut krizinde en onemli neden , Amerikanin gereginden fazla konut uretmesi ve bu uretimde satisi saglayan fiyat artislarini birakip, urun satmada zorlanan ve yillik kapasitesi 30 bin ev olan Lennar’in bir anda 50.000 ev/yil uretim sinirini gecmesi ve bu urunleri satmak icin fiyat kirmasi ile baslamistir, alici nasilsa dusuyor diyerek alimi erteleyince once Amerikada sonra dunyada kriz baslamistir..

Bu krizin simdi Ispanyaya geldigini goruyoruz , oradaki sorun daha yuksek uretim cok yuksek , issizlik cok yuksek , konut sektorunde iyilesme olmazsa Avrupada daha bir cok kriz gelecek ve en sonunda bu krizin merkezi Turkiye olacaktir..

Ilerdeki gunlerdeki siyasal krizler, referandum, secimin yaklasmasi ve muhalefet partilerinin devri sabiklar ve issizlik ve as sorunlarini gundeme tasimasi , hizli giden turkiye treninde sorunlarin olmasina neden olacak ve bundanda konut sektoru onemli olcude etkilenecektir..

Asiye’den bize ne demek durumunda olmayan dunya, birakalim bu devi diyecek durumda degil.. Asiyeyi kurtarmadan dunya Ekonomik sorunlari cozemiyecek..

Buyuyen cin ekonomisi bile , Amerika olmadan bir yere gelmesi mumkun degil ne yazikki…!

Dunya’yi kurtarmanin yolu , Asiye’yi kurtarmadan geciyor…!

Mayis 2011 Orlando

Mujdat guler

Askerin Demokrasi icin tehlike olmadigi goruldu !!!

Degerli Arkadaslar

Askere dogru ve guvenli yargilama sansi taninmadigi halde ,akerimiz buyuk bir sabir gostererek cozumu demokrasi disinda aramak yerine, sn, Genel Kurmay baskanimiz  tepkisini demokrasi sinirlari icinde kalarak , demokratik olarak “istifa “ederek ve cok guzel bir uyari ile tarihe gececek bir uyarida bulundu .

Yargiya ve siyasetciyede kendinize gelin diye uyariyi ihmal etmedi..
Demokrasi ehil ve bagimsiz yarginin ustune kurulabilir… sozu cok manidardi…!!

Gecmiste Askerimiz gerek icerden , gerek disardan gelen gazlar karsisinda kendini ulkenin kurtaricisi yerine koyarak , “Vatan kurtaran Asker olmaya ” soyunurdu, demokrasi ancak demokrasi icinde hatalari gorup, ogrenerek gelistirilebilecek bir rejim, halkin oyuna guvenmeyip, bu halk cahil secmesini bilmiyorlar diyerek onun yerine anayasa yapip, ona millet vekilini bile sectirmeyecek anayasalar yapanda asker, bugunku demokrasi icinde gerekeni yapanda Asker , kamu oyu bu yapilan hareketi iyi anlamali ve demokrasiye hizmet eden bu Genel kurmay baskanini sevgi ve saygiyla anmali ..!

1960 Ihtilali oncesindede Demokrasiye saygili generallerimiz halktan buyuk tepkiler almislar, albaylar cundasi tarafindanda Imralida apoletleri sokulerek mahkum edilmislerdi.. Askerimiz demokrasiye saygilidir, cok partili sisteme gecmede 1950 secimlerinde sandik guvenligini saglayanda askerimizdir..

Zaman zaman asker bu anayasa benim , ulkede benim en guclude benim diyerek ikide bir demokrasiye ince ayarlar yapmaya kalkismistir, ancak son yillarda siyasetci ipin ucu bende diyerek govde gosterisi yaparak , gozunun ustune kasin vardir diyerek generalleri iceri atmakta , kamu oyu onundede askeri ihtilallere
Askerimiz demokrasinin icinde nerede olmasi gerektigini biraz pahali ogrendi, bakalim siyasetciler, yargiclarimiz, medya ve denetim uzmanlarimiz demokrasinin neresinde durmasi gerektigini buyuk bedeller odemeden ogrenip, nerede durmasi gerektigini bileceklermi…?

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Dis ticaret acigini Amerikan pazarina girmeden cozmek mumkun degildir..!

Degerli Arkadaslar,

Türkiye, 2010 yılında toplam 113.7 milyar dolar ihracat yapti, ABD’ye yapılan ihracat 4.2 milyar’da kaldi .

Türkiye’nin toplam ihracatı içerisinde ABD’nin payı yüzde 3.2 oldu. Dünyanın dışa bağımlı en büyük ekonomisine sahip olan ABD, 2010 yılında toplam 2.3 trilyon dolarlık ithalat yaparken, Turkiye bu konuda gecmiste bir donemler arti verdigi dis ticaretinde Amerika bile Turkiye’ye karsi dis ticaret fazlasi vermeye basladi..

Türkiye, ABD’nin toplam ithalatı içerisinde sadece binde 18 paya sahip. Türkiye’den her yıl gelen ticari heyetlere, iş toplantılarına, fuarlara rağmen Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracat 2004 yılında yaptığı 4.9 milyar dolarlık ihracatın da gerisinde kaldı.

Kumanda merkezinin atlantigin otesinde olmasi ve cozumu Buyukelciler, ticaret ateseleri ve toplantilarda arayanlar en onemli yanlisi yapiyorlar, Amerikan uretim ve satis yapan kisileri bu sistemin icinde kullanmak cozumler gitmede isimizi kolaylastiracaktir..

Her gelen siyasetcinin , gorevlinin Amerikayi yeniden kesfetmeye calismasi,gecmiste neden yapilmadiginin analiz edilip, nasil yapilacagi anlasilmadan cozumlere gitmek mumkun degil, yanlisin nerede oldugunu gorup, gorevi iyi bilenlere vermeden amerika’ya ihracati, insaat sektorunu ve hizmet sektorunu gelistirmek mumkun degildir..

Firmalarimiz Atlantigin otesinde kalarak burada yapilanmadan bir anda pazara girmek istemekte veya buyuk ihaleleri almayi dusunmektedirler, Karsan olayi buna en iyi ornektir, red sebepleri firmalarin atlantigin otesinde yapilanmalarinin olmadigini gosteriyor.
..
Turk firmalari , uc gunluk fuarlarla pazari tanimaya calisiyor , bu pazar diger pazarlardan farkli , Amerikalilar dis ticaret yapmak yerine , mali kapilarinda istiyor, o yuzden bu ulkeye buyuk mal satanlarin hepsi bu ulkede yapilanmalarini tamamladiklarini ve 365 gunluk sabit merkezlerinin oldugunu goruyoruz..

Turk firmalarimiza devlet buyuk imkanlar saglamis olmasina ragmen , ev odevine iyi calismayan ureticilerimiz , burada imkanlari olan firmalarida kullanmakta dikkatli hareket etmemektedir.. Devletin ofis, magaza tesvikleri ile Turquality tesviklerini okumayan, devlet bunlari vermez diyen , bana su isi iki dakikada anlat diyerek , okumadan hoca kesilen arkadaslarimiz tabiki bu ulkeye giremiyorlar..

Amerikada kurulmus sirketler ve bu ulkeye gelmek isteyen dogru planlama yapamayan, butceleri ilk basta cok gereksiz buyuk tutanlar veya cok kucuk tutanlar, arkalarina devlet tesvigi alamayan firmalarin cogu kisa surede donmek durumunda kaliyor, burada en onemli is nasil, nerde ve ne sekilde baslanacagi, efendim hangi eyalette yapilanacagim diyorlar..

Sirketi kurdugun eyalet tax avantajlari en iyi olan eyalettir, yonetimi yapacagin eyalet 12 ay ucaklarin inebilecegi, fuarlarin en cok oldugu en ucuz elemanlarin oldugu eyalettir, mali pazarlayacagin eyaletler urettigin urune gore farklidir, bayilik vermek uzere gelmissen ilk orneklerini urununle ilgili eyaletlerden baslayacaksin.. Tek eyalate bagli kalanlarin tabiki global marka olma sanslarida olmuyor…

Amerika’da arkana iyi danisman, iyi avukat, iyi mali musavir, iyi pazarlamaci elemanlari, iyi e-mail tanitim ve e-trade firmalari ile dukkanlar konusunda tecrubeli emlakcilari ve brokerlari almayan , finans , borsa ve tesvik imkanlari ile hibe kredilerini kullanmasini bilmeyen ekiplerin basarili olmasi ve dunya markalar ligine katilmasi cok zordur..

Bunlari cok maliyetli yapmaya calismakta cok zararlidir,kaliteyi ucuza alabilmenin bugunlerde imkani vardir..

Turkler atlantigin otesinden burayi devlet, burokrasi , TOBB ve is adamlari olarak idare etmek yerine , gene patronajin onlarda oldugu yonetimin burada oldugu dort eyalette “Turk ticaret merkezlerini ” yapilandirmadan neticelere gitmek mumkun olamiyacaktir..

Avrupa ekonomilerindeki küçülme dogal olarak Amerika pazarına duyulan ihtiyacı arttıracaktir. Afrika, Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki tüketim gücünün Amerika ile kıyaslanmasına imkan yok. Dünya markası olmak isteyen her markanın mutlaka yolunu düşürmesi gereken pazarlardan biri kesinlikle Amerikadir..

Türk ürünlerinin veya şirketlerinin Amerika pazarında karsilarinda buraya öğrenci veya çalışmak için gelmiş, kendi işini kurmuş, Amerika pazarının inceliklerini iyi algılamış girişimcileri goruyor, bu arkadaslar amerikan pazarini cok iyi biliyor ancak turk uretici ile ayni dili konusamiyor, Amerika’da insanlar iclerinden geldigi gibi konusur, Turkiye’de insanlar ise iclerinden geldigi gibi konusmazlar, ticari yapilari saydamlik ustune kurulmamistir, ana sorunlarda buradan baslar.

Onlari bir noktada bulusturmak sorunlari cozecektir, buda her iki ulkeyi bilen insanlarin yonettigi mekanizmalarda saglanir..

Bu blogta 2009’da yazdigimiz , sorunlar , cozum yollari ile ilgili degisen bir durum olmadi, birileri kulaktan dolma bilgilerle , kolay dedi hemen oncelikli eyaletler belirlendi tamamda oncelikli eyaletleri belirlediniz buralarda nasil bir yapilanma yaptiniz, akincilar olarak kimleri yerlestirdiniz, ne kadar butce ayirdiniz, ne yaptiniz, neden ihracati arttiramadiniz ?

Hala yerinizde sayarak, ne yapmayi dusunuyorsunuz ?
Diye adama sorarlar, makamlari doldurmak, gazetelere bol bol haber vermek, amerikayi kesfettik demek guzelde ne yazikki bu ulkeyi fethedemedik ve yerimizde saymayi birak dahada geri gitmeye basladik..

Yavas yavas artik takkeyi one koyup, nereye gidiyoruz, cozumlere nasil gidebiliriz demenin zamani gelmedimi ?

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Orlando

 
Posted by PicasaBurasi Orlanda down town ve arkadaki cadde Orange ave. Kutlamada arkadas en onde gecen asker, arkadada sonradan gelende Askeri cemseler ve o donemlerde ulke baskanlari General , her ulkenin gecirdigi belli evreler var, Amerika 1776’da bu yana ic savaslar, dunya savaslari yasamis, demokrasini gelistirmek icin cok mucadele vermis bir ulke, 1960 lardan sonra degisime girmis halada bu degisimin icinde , etnik koken kavgalari, siyahlarin hurriyeti ugruna uzun savaslar verilmis, her sey sut liman degil gene , 308 milyon insan var, aydi dinlerden, ayri kokenlerden geliyor, bunlari bir arada tutmak ve eyaletler sistemi ile yonetmek bu kadar buyuk bir ulkede ve bu kadar sorunlari olan bir ulkeyi idare etmek hicte kolay degil, ustelik dunyada her ulkenin ve her insanin basi agrisa kesin Amerika’dandir denen bir yapinin icinde ve 2000 -2008 donemlerindeki kotu yonetimlerde itibarlarinin kaybolmasina buyuk neden olmus vaziyette, bu 8 senenin getirdigi itibar, ekonomik sorunlari cozmesi icin 20 senelik bir zamana ihtiyaci var…

Adaletin bu mu, benim demokrasim?..

Adaletin bu mu, benim demokrasim?..
“Yetmez ama Evet” dediler, demokrat kardeşlerim, A’dan, Z’ye değişmesi gereken bir çağ dışı anayasanın bir kaç maddesinin değişmesi isteğine..
Daha adil bir Türkiye olacaktık, “Evet” dersek.. Çünkü değişecek maddeler, hukuku daha adil, adaleti daha hızlı yapacaktı.. Yaptı.. Buyrun..
***
Marmaris’te taksi şöförü sabaha karşı evine zurna gibi sarhoş geldi.. Meme kanserli eşine çattı.
Çatmakla kalmadı, tekme tokat, öldüresiye dövmeye başladı. Üç çocuk, annelerini, babalarının elinden alamadılar. Çığlıkları duyan komşular polis çağırdı. Polis yediği dayaktan bayılan kadını hastaneye kaldırdı. Kadın şikayetçi oldu. Savcı 1.64 promil alkollü çıkan ve kanser hastası kadını öldüresiye döven kocayı serbest bıraktı. Ayşe Paşalı olayı meydanda ve daha binlerce Ayşe Paşalı olayı her gün devam ederken..
***
Başbakan, Abdi İpekçi Spor Salonunda bir toplantıda konuşuyordu. Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer adlı iki genç “Parasız eğitim istiyoruz” yazılı bir pankart açar açmaz, polis tarafından derdest edildiler. Önce karakola, ordan savcılığa, ordan mahkemeye gittiler. Mahkeme tutuklu yargılanmalarına karar verdi.. Gençler, 14 (Yazı ile ondört) aylarını içerde geçirdikten sonra, Marmarisli şöförün serbest bırakıldığı gün mahkemeye çıkarıldılar. Savcı konuştu..
“Silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü, önceden izin alınmadan yapılabilir. (Altında Türkiye’nin imzaları bulunan) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, düşünceyi açıklama ve dernek kurma hakkını düzenliyor.
“Haklarında kapatılma ve yasaklama kararı olmayan dernek ve örgütlerin eylemine katılan sanıklara, sırf katılmaları nedeniyle sorumluluk yüklenemez. Bu anayasal hakların etkin bir şekilde kullanımının önüne geçer. Sanıkların eylemleri, anayasal düşünceyi açıklama ve ifade etme sınırları içindedir” dedi.
Dikkat buyurun.. Sanıkların avukatları değil, iddia, suçlama makamı, gençlerin eylemlerinin, Birlemiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları anlaşmalarına uygun olduğunu, bu eylemi suç saymanın, anayasal ifade özgürlüğünü yok edeceğini söylüyor.. “Eylem yasaldır. Ortada suç yoktur” diyor ve “Beraat” istiyor.. Tekrar ediyorum.. Savcı, 14 aydan beri yatmakta olan iki gencin beraatini istiyor..
14 ay, bu ülke infaz yasalarına göre, çok ciddi bir mahkumiyet sürecidir. Mesela o sarhoş Marmarisli şöför, karısını döveceğine, 1.64 promille kaldırıma çıkıp bir adamı ezse ve öldürse, 14 ay yatmadan serbest kalırdı. Yüzlerce örneği var, kayıtlarda..
Bu gençler, hiç bir şiddet olayına karışmadıkları, hiç bir eylem yapmadıkları, sadece pankart açtıkları için, 15 yıla kadar mahkumiyet istenerek, 14 aydır yatıyorlar ve sonunda Savcı “Olmaz böyle şey” diye isyan ediyor.
Peki karar, benim demokrat kardeşlerim.. Peki, karar, sırf daha adil, daha demokrat bir Türkiye için, “Yetmez ama evet” diye haykıran kardeşlerim.. Peki, karar?..
“Tutukluluk hallerinin devamına ve davanın 6 Ekim’e ertelenmesine..”
Yani.. 14 ay yetmez.. Gençler bir pankart, tek bir pankart açtıkları ve “Eğitim hakkı” istedikleri için” 4.5 ay daha yatacaklar en azından.. Bu yazı da içerde geçirecekler.. Peki, savcının dediği gibi beraat ederlerse, hayatlarından çalınan bu 18.5 ay ne olacak, benim demokrat, benim adil Türkiyem’de?..
Bu haberlerin yayınlandığı gün, Cumhuriyet’in birinci sayfasının köşesinde, “Mustafa Balbay 811 gündür hapiste, 87 gündür hücrede” yazıyordu..
3 yıla yakındır, hapis yatan, üç aya yakın da, hücre işkencesi çeken Mustafa Balbay hakkında bir “İnfaz” kararı var mı?. Yargısız infazın dik alası bu değil mi?.
Ne zaman çıkacağı bilinmeyen Mustafa Balbay’ın suçunu bilen var mı?.

***
Size ne kardeşim, eğitim hakkı, özgürlük, adalet, demokrasi falan istiyorsunuz bu ülkede..
Kafanız mı bozuldu, tepeniz mi attı?.. Çekin kafayı, gidin karınızı öldüresiye dövün, içinizi rahatlatın.. Keyfinize bakın..
Bu ülkenin adaleti bu..

Hincal Uluc