Blog

Pesinden kostugumuz “Basari ” nedir ?

Basari Nedir…?

4 yasinda basari ….donuna isememektir.
12 yasinda basari……….arkadas bulabilmektir.
16 yasinda basari……………..araba surebilmektir.
20 yasinda basari…………………….seks yapabilmektir.
35 yasinda basari …………………..para kazanabilmektir.
50 yasinda basari …………………..çok para kazanabilmektir.
60 yasinda basari ……………………..seks yapabilmektir.
70 yasinda basari …………….araba surebilmektir.
75 yasinda basari ………arkadas bulabilmektir.
80 yasinda basari ….donuna isememektir.

Prof. Albert Follanberg

5. Kasim .1983 secimleri oncesinde neler olmustu ??

‎Degerli Arkadaslar,

1983 secimleri oncesinde Kenan evren , Demirel -Ecevit ve Erbakana siyasi yasak getirmekle kalmamis destekledikleri tum partileri arka arkaya kapatmisti , secim artik cantada keklikti , is adamlari, medya ve kamu oyu tumuyle askerin arkasindaydi, kurduklari parti secimi alacak ve onlar yaptiklari dikta anayasasi ile demokrasiye gecis yaptik diyerek ulkeyi dikta ile yonetiyorlardi, yanlarina almadiklari 650.000 kisi zaten fislenmisti , 40.000 adetide yurt disindaydi… Hapishaneler agzina kadar doluydu, bugun deli fisek yazarlari zaten hapiste, fikrini rahatca soyleyebilenler ise yurt disindaydi ama tum bunlara ragmen halk gene yapacagini yapti ve beni gazeteciler yonlendiremez, beni diktatorler yonlendiremez diyerek oyunu bagimsiz olarak kullandi,bugun hep birlikte halkin oyunu yonlendirmeye calisiyoruz, birimiz kopru gecerken at degistirilmez , digerimiz istikrar icin tekrar AKP diyoruz , hatalari var ama , ekonomi iyi diyenler cogunlukta , mutlu azinliklar halki etkileme pesinde , secimlere az bir zaman kala birakalim halk karar versin, iyi oynayan maci kazansin… !!!

Halkin ustune cok gitmeyelim ve hep aklimiza 1983 secimleri gelsin, bugunku iktidarinda aklina 2002 secimleri gelsin, orada halk liderlerin cogunu siyasi arenanin disina atmis ve tek basina AKP’yi iktidar yapmisti..

Bu halkla fazla ugrasilmaz, fazla ustunede gidilmez, ona birakin en dogrusunu o bilir ve her zaman ben halkimizin sagduyusuna inanirim..

Onun sectigi partilere ve liderlerede saygi duyarim..

Secim oncesinde herkesin farkli gorusu olabilir, herkesin farkli partisi olabilir, secim bittiginde kazanan parti lideri artik Tum ulkenin Basbakanidir , en dogru proje bu secimi kazanabilsin, secim tum partiler ve halkimiz icin hayirli olsun… !!

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

Babalar ve kizlari…!

Silivri’deki Babalar ve Kızları

Bugün 1 Mayıs…

Emek Bayramı…

İşçi Bayramı…

Bahar Bayramı.

Doğanın, sevginin, aşkın, dayanışmanın, hakkın, hukukun, insanlık değerlerinin çiçeklendiği bayram.

İnsanlık kin ve nefretle, zulümle değil, sevgiyle, aşkla, dayanışmayla, üretimle çiçeklenir, yücelir, ilerler, gelişir.

İşte 1 Mayıs bunun bayramıdır!

***

Silivri’de yatan babalar…

En büyük hazineleri olan evlatlarından ayrı kalmanın işkencesini çekenler…

Mahpusluğun yanında, kahredici evlat özlemi…

Anılar, yaşanmışlıklar, umutlar, yaşanacaklar, hayaller…

Sevgilerin en hası…

Sevgilerin en karşılıksızı…

Evlat sevgisi…

Kırılgan, narin, üzerine titrenen kız evlada duyulan, koruma duygularıyla, gerçekleştirilecek başarıların özlemiyle bütünleşmiş o tarifsiz duygu!

***

Silivri’de yatan babalar…

Parmaklıkların dışındaki evlatlar…

İlkokul öğrencisinden, dünyanın en parlak üniversitesindeki hocaya kadar, her yaştan kızlar!

Bu yazı onlardan sadece bir iki örneği anmak için yazıldı…

Evlada karşı duyulan sevginin ne olduğunu bilen…

Yaşamını, çocuklarının mutluluklarında gören biri tarafından.

***

Mustafa Balbay…

Gazeteci yazar…

Yağmur…

Daha çok küçük, ilkokul öğrencisi…

Babasından ayrı kaldığına ağlıyor, sevgisi cama çarpıyor, durumu anlamaya çalışıyor.

Tuncay Özkan…

Gazeteci, yazar…

Nazlıcan…

Ergenlik çağında, lise öğrencisi…

Kendi sorunlarıyla, okulla uğraşırken babasını özlüyor.

Dursun Çiçek…

Albay…

İrem…

Avukat oldu, babasını savunuyor…

Kışladan Hasdal’a, Albay Dursun Çiçek Vakası adıyla bir de kitap yazdı.

Çetin Doğan…

Emekli Orgeneral…

Pınar…

Harvard’da başarılı bir hoca, eşi ünlü ekonomi profesörü Dani Rodrik’le birlikte Balyoz, Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçeklerdiye bir kitap yazdı.

Ve Ali Tatar…

Haksızlığa uğradığı düşüncesini kaldıramayarak intihar eden Yarbay…

Kızı Gökçen’e, “Canım kızım, çok iyi çalış, iyi yerlerde ol ki, benim hesabımı sorabilesin” diye vasiyeti var.

***

Silivri’deki babalar, eşleri, oğulları ve kızları:

Yukarıdaki örnekler kamuoyuna yansıyan, aysbergin görünen yüzünün bir bölümü…

Kimbilir suyun altında, dört duvar arasında, parmaklıkların ardında, bilemediğimiz, göremediğimiz, duyamadığımız daha ne trajediler var!

Bir zanlıyı, bir tutukluyu, bir hükümlüyü hapse attığınızda:

Bir eşi, bir evladı, bir babayı, bir anneyi, bir kardeşi, tüm bir aileyi, üstelik de kişi daha yargılanırken hüküm giymeden cezalandırıyorsunuz!

Bu zulüm hiç bitmeyecek mi?

Emre Kongar

İstanbul’a Kıymak…

İstanbul’a Kıymak…

Ben onu hayat kadınına benzetmiştim…

İlk tanıdığımda hâlâ güzeldi…

Ve âşık olmuştum İstanbul’a…

Uzak Anadolu köşesinden gelmiş utangaç gence, tepelerini sere serpe gösterirken, onu ti’ye alarak kahkahalar atıyordu…

*

Zaman geçti…

Her geleni mutlu etmekten, her geleni kucağına almaktan ve simsarlar tarafından hovardalara satılmaktan bitkin düşmüştü…

Bacağında zampara siyasetçilerin, hoyrat müteahhitlerin, görgüsüz zenginlerin diş izleri vardı…

Sırtında kömür, kum, çakıl tüccarlarının bıçak yaraları…

Ormanımsı saçları yer yer açılmış, çelik çubuklara dönüşmüştü…

Eski güzelliğinden eser kalmamış, boğazında sahte taşlardan iki gerdanlık…

Güzel yüzünde silüetini bozan sivilceler, çıbanlar…

Ten kokusunun yerine, burunları düşüren kötü bir parfüm kokusu…

*

Eski sevgililerini anlatıyordu kahkahalar atarak, sarhoş olduğunda:

“İlk Mehmet aldı beni…

“Mehmet kim?..”

“Fatih…”

“……!”

“Büyük topu vardı…”

“…….!”

“Nice sultanlar, paşalar, devlet adamları koynuma girdiler sonraları… Süleyman Bey vardı Isparta eşrafından, şu boğazımdaki kolyeyi o taktı… Şunu da tombul sevgili Turgut Bey ‘bu hakikisi’ diye taktı boynuma, sahte çıktı…”

Kimi zaman ağladı:

“Ucuz ucuza sattılar beni… Köylüler bile ayakkabılarını kapının önünde çıkartıp çıkartıp geldiler, gece kondular her yanıma…”

Kimi zaman sildi akan rimelini:

“İmam nikâhı yaptı…”

“Kim?..”

“Şu badem bıyık…”

“…….!”

“Sonra taşlarımı, broşlarımı, kemerlerimi çalıp sattı…”

*

Ona şu çılgın kuma projesini söyleyemedim…

*

Çünkü ben bir zamanlar âşık olmuştumİstanbul’a…

Çok güzeldi…

Bazı zamanlar yine de gidip dizinin dibine oturmak, sonra koynunda kıvrılıp uyumak gelir içimden, geçmiş günlerin anısına…

Siz ona kıysanız da, kıymasanız da..!

Bekir coskun….!

AKP iktidari artilari ve eksileri …! 2023 Hedefleri …!

Degerli Arkadaslar

AKP iktidarinda 2011 yili itibariyla  Turkiyede siyasi istikrar ve guven saglandi ..
Dunya ekonomik krizlerin esigindeyken Turkiye kalkinma hamlesi yasayarak ekonomik olarak iyi yonetilen ulke goruntusu verdi ..

Icerde yapilan uygulamalarda halkimiza

1. Hastahane ve sağlık hizmetlerinde,
2. Yeşil Kart uygulamasında
3. Sosyal yardımlarla insanların aç ve açıkta bırakılmamasinda,
4. Duble yollarla ulasimda,
5. TOKI uygulamalari ile gelir durumu iyi olmayanlar konut sahibi yapildi,
6. Sehirlerin su ve ulasim sorunlarinin cozumunde basarili olundu.
7. Dokunulmayacak denilen guclere dokunuldu imaji verildi,
8. Kurt sorunu konusunda acilim arayislari icinde bulunuldu…
9. Yargiyi tarafli olmaktan cikartildi..
10. Anayasa kismide olsa revize edildi ,

Yapamadiklari

1. Demokrasiyi gelistiremedi, sivil anayasa yapamadi ..
2. Yargiyi ehil ve bagimsiz yapamadi, yargiya guven azaldi…
3. Kurt aciliminda acilim yapti ancak sonuca ulasamadi ..
4. Kayit disini 10 yilda % 37’den % 32’ye indirdi bu konuda basarisiz oldu,
5. Vergi adaletini saglamak icin kacaklari kumese sokamadi ..
6. Tarimda, hayvancilikta gereken radikal reformlar yapilmadi..
7. Medya’yi bagimsiz yapamadi, yandas medya uygulamalari endise verdi.
8. Uretim planlamasinda cok zayif kaldi, vasifli gencleri degerlendirecek proje uretemedi.
9. Dis ticaret acigina cozum bulamadi .. Acigi buyutmeye devam etti…!
10.Yabanci sermaye ithalatinda ve yabancilara konut satisinda gereken buyumeyi saglayamadi..

Turkiye bu sorunlari cozemeden 2023’teki hedefler bu yapiya gore buyuk ancak eger bu sorunlari ilk 5 yil icinde cozebilirse bu hedefler turkiye icin cok kucuktur..

Yukardaki zayif not aldigi 10 dersi iyi calisip o derslerden gecer not aldigi takdirde
 2023 yilinda G7 ler arasinda girmemiz cok olanagindir.. Bu eksiklikleri yapamadigimiz takdirde
artan genc nufusun olmasi, ulkedeki yasli nufusunda artmasi, gelir adaletindeki bozulmalar, siyasi
istikrarsizligi ve guvensizligi yaninda getirecektir…

AKP lider partisi olmaktan cikip, kadro partisi olmaya yonelir ve gerek sag, gerek sol, gerek sosyal demokratlarin ve genclerin katilip , delegeleri tabana yayilmis bir kesimin fikirlerini savunan tek tip insanlar yerine cogulculuk partiye gelirse bir kac listenin savastigi parti ici demokrasinin gelisip
milletvekilleri seciminde standartlari yukseltip , kadro kalitesi arttirilsa oy alamadigi kesimlere yonelik siyaset uretip, o kesime partisini acarsa cozumler gelecektir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat Guler

guler1@aol.com

Sen ki ….!

Sen ki…

Oturduğum yerden baktığımda, karşımda Ayasofya ile Sultanahmet Camii’ni görüyorum. Biri, klasik Yunan ve Roma kültüründen süzülmüş Hıristiyan bir imparatorluğun, diğeri geniş bir coğrafyanın dört bir yanından izler taşıyan Müslüman bir imparatorluğun mabedi.

Mirasçıları olduğumuz Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluklarının bize bıraktığı iki görkemli yapı.
Bin beş yüz yıllık bir medeniyete bakıyor pencerem.

Sandaletlerine altından kartallar işlenmiş erguvan rengi harmaniyeli Bizans İmparatorları da, inci işlemeli kavukları, samur kaftanlarıyla Osmanlı padişahları da benim baktığım kıyılarda gezindi.
Yunan filozoflarını doğurmuş İyonya da benim toprağım, Mevlana’yı dünyaya armağan eden Konya da benim toprağım.

Homeros’un anlattığı Truva da benim toprağım, Evliya Çelebi’nin anlattığı Anadolu da benim toprağım.
Hazreti Meryem Efes’teki kulübedeydi.

Anibal bu topraklarda öldü.
Yunus burada doğdu, Pir Sultan burada can verdi.

Cihanın dört bir yanına dağılan dinler, yeryüzüne ayak izlerini bırakan kavimler buradan geçti.
Trabzon’daki Rum kilisesi, Van’daki Ermeni şapeli, Sivas’taki Selçuklu camii, İstanbul’daki Yahudi sinagogu benim.
Cenevizliler Galata kulesinin dibinde yaşıyordu, Barbaros gemilerini buraya yanaştırıyordu.
Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Romalılar, Moğollar, Acemler, Araplar, Türkler bu topraklarda at koşturdu.
Dionysos ayinleri bu topraklarda yapıldı.
Ahi’ler bu topraklarda oturdu.
Semazenler bu topraklarda döndü.
Bektaşiler bütün aleme buradan güldü.
İncil’i İznik’te temize çektiler.

Kuran’ı hattın en güzeliyle burada yazdılar.
Bahçelerinde aşmalı çardaklar olan zaviyelerde tasavvufun derinliklerine daldılar.
Tekkelerde kendilerinden geçerek zikrettiler.
Şeyh Galip, şiirinin sesini burada buldu.
İsyanları gördük, savaşları gördük, cellatları gördük, canileri gördük, korsanları gördük, şairleri gördük, evliyaları gördük, velileri gördük, imparatorları gördük, padişahları gördük, düşmanlığı ve dostluğu gördük, efsaneleri ve gerçekleri gördük.
Sen, bu geçmişin çocuğusun.
Ruhunda, bütün cihanın ruhunu taşıyorsun.
Sesinde, bu seyyarenin sesi var.
Homeros seni anlattı, Yunus seni söyledi.
Şöyle bir başını kaldırıp baktığında binlerce yılı görüyorsun.
Kökleri binlerce yıla uzanmış, her bir dalında başka bir dinin, başka bir mezhebin, başka bir kavmin çiçeklerinin açtığı büyük bir ağaç gibisin.
Kimse sana yabancı değil.
Sen kimseye yabancı değilsin.
Kiliselerin çan sesleri de yankılandı bu topraklarda, müminleri her biri başka makamda Allah’ın huzuruna çağıran ezanlar da…
Kılıç şakırtılarını, top seslerini, en güzel şarkıları, en içten ayinleri bu topraklarda duydun.
Nasrettin’le güldün, Şeyh Bedrettin’le ağladın.
Zındık şeyhülislamlar, gizlice ibadet eden günahkârlar gördün.
Yaratılanı Yaratan’dan ötürü seven bir geçmişten geldin.
Sen, bu tarihin çocuğusun.
Meydan okumak yakışmaz sana.
Sen, meydan okunacak olansın.
Övünmek yakışmaz sana.
Sen, övülecek olansın.

Sen, “toprak vatanım, nev-i beşer milletim” diyen şairin çocuğusun.
Dünya senin vatanın, insanlar senin milletin.
Dininle, dilinle, inancınla, tevekkülünle, bu dünyanın kulu ve efendisisin, ne başkasını kendinden, ne kendini başkasından ayırırsın.

Sen ki bu geçmişin çocuğusun…
Hüzün kadar vakar yaraşır sana, tevekkül kadar tevazu yaraşır.
Sen ki bu geçmişin çocuğusun, ne başını eğersin, ne başları eğdirirsin.
Dünya vatanın senin, insanlar kardeşin.
Çünkü sen bu geçmişin çocuğusun.

Ahmet altan

68 ruhu , Amerikan elcisi konusmadan sokaga inemedi ne yazikki !!!

Degerli Arkadaslar

Gazeteciler iki yildir icerde, bir cogu gorevini birakmak zorunda kaldi, bazilarininda kalemini kirdilar ve gorevlerinden ayrilmak durumunda kaldi..
Bu gelismeler icinde arastirmaci gazeteciler iceri alindikca kalemler dahada susmaya basladi..

Bir cok unlu yazar, dokunulmaz denilen insanlara dokunuldu ve koselerini kaybettiler… Bizim ulkemizde siyaset ,medya iliskileri gariptir her donemde bunlara rastlamak mumkun olmustur bu sadece bugune mahsus bir sey degildir..

Ancak hic bir donemde gazeteciler bu kadar baski altinda kalmamisti , 4. kuvvet yasama, yurutme ve yarginin aksakliklarinin oldugu yerde devreye girmesi gereken kuvvetdir, onu iceri almak cozum degildir, onlarin sesine kulak vermek yasama-yurutme ve yargi icin cok yararlidir..

Artik top savcilar, yargiclar, emniyetciler ve gazeteciler arasinda gidip gelmeye basladi..

Bu acilan davalar saptirildi, gayesi demokrasiye ikide bir golge etmeyi dusunenlere bir gozdagi vermek olan bu davalar bir anda kin ve nefrete donusup, her olay icin joker olmaya basladi..

Siyaset kurumuda savciyim diyerek olayi sulandirdi, derin devletin ortaya cikmasini istemeyen , 60’dan bu yana derin devletin ortakligini yapan muhalefet partisi lideride dogal olarak bende bu davanin avukatiyim diyerek olayi icinden cikilmaz hale getirdiler..

Ehil olmadigi gibi birde saydam ve bagimsiz olmayan savcilarimiz kraldan fazla kralci kesildi, olayin ozunu unuttu, artik oyle bir havaya girdiki, kendi bile ne yaptiginin farkinda oldugunu unuttu…

Mahkeme hakimleride kapildim gidiyorum bahtimin ruzgarina diyerek topu taca atmaktan baska bir sey yapmamaya basladi..

Ne zamanki Amerikan elcisi bu davalarla ilgili konustu , iki yildir , sus pus olmus gazetecilerimize bir cesaret geldi, altinci filo geldi diye sokaga cikanlar, her tasin altinda amerikayi arayanlar bu sefer , sam amca icazet verdi diye sokaga cikti..

Ergenekon davasi iddianamesi , Balyoz davasi hicte fasa fiso olmayan ustelik dogru ve guvenli yargilama yapilsa , demokrasiye geciste onemli bir dava olabilirdi..Savcilar ve mahkeme olayin icinden cikamayinca , tutuklamalar ile iddianameyi guclendirmek istediler, ama kamu vicdanini karsilarina aldiklarindan iddianamede birakin halki arkalarina almayi , kendi iddialarini garip uygulamalari ile cokerttiler..

Olmadi ve kamu oyu vicdaninda yara aldi, bu sansida aynen susurluk davasindaki gibi kacirdik..
Artik sansimiz baska baharlara kaldi..

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

Arastirmacilik en buyuk suc oldu..

Bir ulkenin yasamasinda kanunlar saydamliktan yana degilse, arastirmaci kimlikler yasama ,yurutme , yargi ve medyada yer bulmakta zorlanirlar, memurlastirilmis, tamam efendim diyen tipler daha one cikar…

Tepeler boyle olursa is hayatindada arastirmacilik prim yapmaz ve argesa’ya ayrilan butceler yetersiz kalir, arastirma olmayan yerde Demokrasiye gecilemez, liberal ekonomi olmaz.

 O yuzden dikkat ederseniz bugune kadar oldurulen tum aydinlarimizin ve iceri atilanlarin tek ortak ozelligi vardir ..”Arastirmaci ” olmalaridir, ulkemizde en buyuk suc arastirmaci ve sorgulayici olmak oldugundan halkimizda o yuzden vazifesi olmayan hic bir seye burnunu sokmaz, bana dokunmayan yilan bin yasasin diyerek yasar….

Arastirmaciligin, yenilige acik olmanin, teknolojiye yatirim yapmanin yerini “Adamini bul ” tarzi uygulamalar moda olur..

Adamini bularak yaptigin islerde eger one cikiyorsan o yuzden insanlar tum zamanlarini adamlara yakin olmaya calisirlar..

Orada ahbap-cavus ekonomisi isler, dostun yukarlara ciktikca sende yukari cikarsin ancak ulkede bilgi, arastirmacilik, ehil olmak, kurumsallasmak prim yapmadigi icinde ulke olarak her zaman sorunlarla karsi karsiya kalmaya devam ederiz..

Arastirmaci, sorgulayici insanlara sahip cikmaliyiz, saydamlikla ilgili yasalari ve yasalarda saydamligin onunu kesen gizlilik maddelerini kaldirip, denetimi ehil ve bagimsiz yaptigimiz zaman Demokrasinin gelistigini gorecegiz, Demokrasinin en onemli ozelligi sorgulamak, arastirmak ve saydamliktir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Milletvekili adayi olan degerli Kardeslerimize ….!!!

Degerli Arkadaslar

Yaklasan secim oncesinde Siyasi partilerimizin liderleri devletin imkanlarini halka nasil ulufe olarak dagitiriz telasesine dustuler, oy toplamak icin devleti noel baba gibi gosterip, vatandasa bol keseden devlet imkanlarini dagitmak icin acik arttirma yapmaya basladilar..

Bu ulkede anahtarlar havada uctu, gelir adaletinde denge saglanacak, adil duzen kurulacak densede ,siyaseti ele gecirenler kendi aralarinda Lale devrini yasarken millete kan kusturdular bu zavalli milletde “duzen ” dedikce duzuldugunu gordukce hep siyaset arenesinda degisikliklere gitmek durumunda birakildi..Simdi atanmis olarak , liderin vekili olarak halkin karsisina cikip, halkin oyu ile halkin vekili olacaksiniz, parti ici demokrasi olmadigi icin belkide susmak durumunda kalip, secilip, parmak kaldirip, lidere biat ettiginiz icin yukselecek veya halkin vekili olma mucadelesi verdiginiz andada siyaset disinda kalabileceksiniz ancak siz ne olursa olsun , gunu kurtarmak yerine , meclisin o catisi altinda, group toplantilarinda, gorev aldiginiz komisyonlarda, halkla birlestiginde ne olursa olsun ileriye yatirim yapin !!

Siyasetde tarihe gecmek ve halki yaniniza almak, siyasi partileri lider sultasindan ve kayit disi paradan , ihalecilerden kurtarmak icin ..

1. Demokrasiye yatirim yapin …!
Demokrasiye yatirim yapmadiginizda ne yerli nede yabanci yatirimci gelir, su anda dunyada bu pastadan aldigimiz pay cok komiktir. Demokrasinin onemli temel tasi olan dogru ve guvenli yargilamayi yapamadigimiz icin yabancilara bizim yargimizi kullanmayin diye kanun cikartiyoruz , ama yerlilere ne yaptigimiz ortada siz dogru ve guvenli yargilamanin saglanmadigi bir ulkede uretimden ve verimlilikten soz acmaniz mumkunmu ?

2. Saydam olun ve saydamligi saglayin…!

Saydamlik, kayitli ekonomi olmazsa ulkeye ancak cok kar etmek isteyen, cok risk alacagi icin hep yere dusmus elmalari toplayarak anormal para kazanmak isteyen firmalar gelir.. Saydamliga, kendi mal beyaniniz ve yakinlarinizin servet beyanlarini internet ortaminda teshir ederek baslayin , sonra ben siyasetle zengin olmadim diye bar bar bagirmayin..

Bu ikisini saglayamadiginiz andada egitim programiniz olmaz, hukumetlerden hukumete degisen , ailelerin kendi kafasina gore olusturdugu sacma sapan bir egitim politikasi olurki, milli bir egitim politikasi olmadiginda bugunku gibi kendine guveni olmayan toplumlar yetistiririz..

Egitimin olmadigi yerde kurumsallasma olamaz , kurumsallasma olmayan yerde verimlilikten soz acmak mumkun degildir..

Uretime verilen katkilar cok onemlidir, sokaktaki halkin sermayeye hirsiz diye baktigi yerde, dogru adamlari uretici diye bulmaniz mumkun degildir, (istisnalar kaideyi bozmaz) genelde sistemin adamlarini uretiriz, bu kisiler siyasetcilerin, yargiclarin, burokratlarin yalakaligini yapmaktan verimliligi getirecek argesa yatirimlarina verecek zamani bulamazlar, sistemde adamini bul one cikmissa , koseyi donme politikalarinin agir bastigi ulkede verimlilik tabiki dusuk olur..

Uretimle ilgili risk sermayesi yoksa , buyuk girisimleri baslatacak dehalarin ve fikirlerin onunu kapatmis olursunuz .

Planlama safhasindaki devletin, belediyelerin universitelerin, odalarin, danisman firmalarin desteginis saglayamadiginiz zaman ithalata bagli bir kalkinma modelini uygularsiniz, cunku yapida ithalatcilik one cikar, ekonomik bagimsizligi saglayacak yukardaki unsurlardir, emekleme donemlerindeki ekonominin en dogru yaptigi is, kendi yaginla, kendi imkanlarinla kalkinma ve denk butce ile hareket etmedir , savastan cikmis insanlarla bu ekonomik model basarili olmustur ama artik bizim nufusumuz fazla, kaynagimiz az ve yeni is sahalari acmadan , bugun uygulanan model olan borclanma yerine , yanimiza ortak almadan cozumlere gitmemiz mumkun degil..

Dunyada cok buyuk bir para fazlasi var ve Turkiye bu paradan onemli bir pay almiyor, korumacilik ekonomisi ile bir yere gelmek mumkun degil, G20 ler arasinda kumeye dusme hattinda oyun oynamakta o kadar onemli degil..
Kalkinma rakamlari yuksek olsada, ithalata bagli kalkinma ve denetim olmadigindan gelir belli bir zumreye gittiginden gelir adaletini saglayamadigimiz icin ulkede refahi tabana yayamadik…

Biz hatalarimizi hepimiz biliyoruz onlarla buralara geldik, onlari yasamak ve geriye donup tekrar , tekrar konusmak yerine, biz o donemde neler yapmadigimiz icin bu hatalari yasadik , buradan cikisin recetesi nedir ona bakmak gerekir..

Osmanli bunlari hep erteledi sonra yurt disinda kahvelerde aman biz ne yaptik dediklerinde cok gec olmustu..

Cumhuriyetin kurulusundan itibarende sivil insanlar, askerler, burokratlar, muhafazakarlar , sosyal adaleti savunanlar, dort egilimi bir araya getirenler hepsi iktidar oldu ama hic biri ulkeye demokrasiyi ve saydamligi getirmeye muktedir olamadi..

Bunlari saglayamadiklari icinde geldikleri gibi gittiler…
O nedenle artik ulkede kalici parti programlarinin yapilip, ayni programi mukemmel sekilde uygulayacak liderlere ve onlarin ekibi olan sizin gibi degerli adaylara ihtiyac bulunmaktadir..

Her lider geldiginde degisecek, her siyasi deprem oldugunda olusacak yeni anayasalar, yeni siyasi partilerle ulkenin bir yere gelinmedigi goruldugu icin artik bu ulkenin Demokratik bir anayasaya, demokratik bir siyasi partiler kanununa, dogru ve guvenli yargilamayi saglayacak adalet programina , saydamligi saglamis ehilve bagimsiz denetcilerden olusan bir denetim anlayisi ile gelir dagilimindaki dengenin saglanmasina ihtiyac vardir..

Bunu yapacak olan siyasi partinin uzun yillar iktidar olma sansi yuksektir, siyasi partilerin secim oncesinde yapmalari gereken en onemli husus secimi kazanmak ustune kuruluna ulufe dagitim programlarindan ziyade bu ulkede demokrasinin ve saydamligin saglanmasini saglayacak parti programlari olmali ve halkta programlarin takipciligini yapmalidir..

Eger biz secimleri bir proje yarismasi haline donusturursek bir gun bu ulkede iktidara en iyi proje gececektir, en iyi projeniz olduktan sonra o projeyi en iyi uygulayacak uygulamacilari bulmak zor olmayacaktir..

Bu ulkeden gelip gecen binlerce milletvekili oldu, mezarliklar bunlarla dolu ancak tarihe gecen milletekili o kadar az olduki, tarihe gecmek sizin elinizde bunu kendinizden esirgemeyin lutfen..

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler