Blog

Adaletin yuksek siyasete kurban edildigi davalar! (1 )

Degerli Arkadaslar

Her ulkenin yargisinda “Adaletin yuksek siyasete kurban edildigi ” davalar vardir ve bu davalar o ulkelerin demokrasiye gecme ve demokrasiyi gelistirmede onemli yararlari olmustur..

Bizde Adaletin siyasete kurban edildigi davalar gundem yapilmaz.Medyada , kamu oyunda, Hukuk ve iletisim fakultelerinde bu davalar tekrar acilip davalar gorulmez, hocalar bu davalari iyice analiz etmezler, yazarlarimizinda bu davalarla ilgili hatalari gosteren  eserleri hemen hemen yok gibidir..
Hukuk fakultesi ogrencisine Dreyfus davasini sor ezbere bilir ama kendi ulkesindeki Dreyfus davalarinin hic birini ne bilir , ne hukukcu gozuyle analiz etmistir…

Bu davalardan bazilari cok unludur..

1. Nazim Hikmet davasi ..
2. Adnan Menderes Davasi ..
3. Coca cola Davasi ..
4. Batan bankalar
5. Deprem davalari …
6. Parti kapatma davalari
7. Meshur siir okudu davasi ..

Biz bu yedi  davayi iyi analiz edebilseydik, adaletin yuksek siyasete kurban edildigini ispat edebilseydik bugunku gibi gozumuzun onunde gene
“Adaletin yuksek siyasete kurban edildigi davalari ” goremezdik..

Nazim Hikmet’in disariya gitmesine neden olan  davalarda  yargiclarin yuksek siyasete kurban edilmesini iyi analiz edemedik…

Menderesi dogru yargilayabilseydik cok yararli olurdu , oradada ihtilali yapan ulkenin sahibi olanlar tetikci diye askeri kullandi ve aydinlik isteyen demokrasi isteyenler kullanildi orada tetikciligi yargiclar yapti !!!

 Yassi ada davalarinda Basol yazdigi kitapta “Onlari oraya koyan idare mahkum olmalarini istiyordu ” diyerek yargicin yuksek siyasete nasil kurban edildigini en guzel sekilde acikliyordu.. Dogru ve guvenli yargilama yapilmadigi icin kisiler  “Madur ” olarak algilandi, yapilan yanlisliklar gorulmedi sadece haksiz yere idam edildiler, ulkenin moratoryum ilan etmesi, gereksiz borclanmasi , siyasetin kendi zenginini yaratmasi , gereksiz devletlestirmeler hic konusulmadi  ve sonucta ulkeyi ele gecirmeye calisanlar, halkin oyuna guvenmiyenler 1965 te ilk secimde gene yenilgiye ugradi..

Orada yarginin hatalari hic goz onunde tutulmadi.. Sonucta hatalar 20 yil daha devam etti ve yargiclar siyasi bir kimlige burunduler sonucta 80 yilindada Ihtilalciler tarafindan memurlastirildi..

Memurlastirilmis yargiclar, bazen sn, Kenan evren gibi Anayasa mahkemesinde kendi uyelerini secme sansini iyi kullanip , Anayasa mahkemelerini muhalefet partisi gibi calistirdilar..

Coca cola davalarini bu ulke tahlil edebilseydir, adaletin yuksek siyasete nasil kurban edildigini cok iyi gorebilirdi.. Ozal ailesinin bu davadaki yeri, Semra hanimin Bas Hukuk musavirligi ,  Adalet bakanligi mustesarinin akrabasi Avukatin davayi takip etmesi ve haksiz yere kazanilmasi ,  sonucta 10 yil ulkeye yabanci sermayenin gelmemesi incelenmedi bile…

Yargi erkinin ehil olmadigi gibi birde bagimli oldugu bir ortamda, yargic birde hakem degilde , tarafli oldugunda bugunku durum ortaya cikiyor..

Iste dunu iyi analiz edemedigin anda biz nerde hata yaptikte bu 5 ornek davada neleri yanlis yaptik diyemedik.. Bugune geliyorsun ve bugun yargiclar gene aydinin, siyasetin ve dunyadaki esen ruzgarin arkasinda kaliyor.

sn, Erdogan’in siyasi rakibi secime giriyor, secilemiyor , secilemeyen yargitay Mustesari kendini yargitaya uye secerken ne tesadufse sn, Erdoganin davasinin oldugu yargitay dairesine uye oluyor ve oradaki ayni siyasi gorusteki hakimlerimiz bir anda siir okudu diye ceza veriyorlar ve mazlumun yaninda olan halkimiz siyasi dengeleri bozuyor , sn, Erdoganin siyasi olarak onu tam kapandi derken bu yanlis musluklari sonuna kadar aciyor, artik muhalefetler icin iktidar olmak degil muktedir olmak icin yargiyi ele gecirmek ve yargiyi siyasetin arka bahcesi yapmak herseyden once geliyor, Memurlastirilmis , vicdanla cuzdani arasinda sikistirilmis, hukuk egitim kalitesinin yetersizligi nedeniyle ehil olmayan hakimi artik mufettis ve HSYK ile yonetmek siyasi iradeler icin cok kolay olmaktadir..

Turkiye en buyuk radikal devrimini siyasi partisine, yargicina, denetcisine ve medyasina bagimsizligini verdiginde yapmis olacaktir, iste o gun Turkiye’de

“Adalet yuksek siyasete kurban edilmeyecektir  “”

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Guler1@aol.com

Geriye dogru bakildiginda neleri basardik, neler eksik kaldi…!!

Degerli Arkadaslar,

Son 50 yila baktigimda Turk is hayatinda neleri yaptik, neleri yapamadigimiza bir bakip , o gunleri yasamamis  arkadaslara  bir yol haritasi verelim istedim … Takdir siz okuyuculara birakilmistir…!!

1. Turk is dunyasinda sermaye ile sokagi baristiramadik…

2. Hangi alanlara yonelecegimizi bizim adimiza birilerine biraktik ,

3. DPT siyasetin emrine verdik, uzun vadeli planlar gelistiremedik..

4. Siyasal istikrarsizlik , koalisyon partileri ulkeyi yonetemedi ..!!
    Siyaset bir proje yarismasina donusturemedik ….!!!
    Dort donem secim kazanmis tecrubeli siyasi parti yetistiremedik..
    10 donem mecliste olacak milli bir kalkinma projesi olusturamadik..

5.Emek yogun isletmelere eleman yetistirecek mesleki egitime onem vermedik, ormancilik, aricilik, balikcilik, tarim , sarapcilik, bagcilik , zeytincilik , turizm , tenkoloji , bilesim , e-market , innovasion , savunma sanayinde , otomotiv sanayiinde yan sanayi olacak isletmelere onem vermedik ..

6. 20 yil degismeyecek ulke sartlarina , dunyadaki gelismeye uygun bir model uretilmesi lazim oldugunu kabullenemedik..

Son donemlerdeki basarimizin en onemli nedeni Kemal dervis zamaninda yapilmis radikal reformlarin yeni hukumet donemindede benimsenmesi ve gelistirilerek uygulanmasidir, yeni hukumetin yaratttigi ve basarili oldugu bazi modellerinde benimsenmesi ve millilestirilerek mecliste grubu bulunan partilerce kabul edilip revize edilip , iyi taraflari takdir edilip, kotu taraflari revize edilmelidir, muhalefet partileri yenicerililer gibi hep istemezuk demek yerine , katilimci olmali, iktidar  partileride astigim astik, kestigim kestik politikalarindan uzaklasmalidir, bu takim calismasini getirecek ve ulke kazanacaktir..

Turk is hayati once insaatta uyguladigi sat-yap modelini dis ticarete aktarmalidir , su anda uretim kapasitemizi kullanamiyoruz, her yeri calismayan fabrikalarla doldurduk ulkede 150 milyar dolarlik sanayi batakligi var, birde kullanilmayan 150 milyar dolarlik kapasite var…

Bakmayin siz sanayi odalarinin kapasite kullanma oranlarina, dar bogaz giderme , kapasite arttirimi ve entegre yatirimlari yapamadigimiz icin hakiki kullanilmayan kapasite oranlari cok yuksek ..

Bunu degerlendirmek oncelikle ele alinmalidir, egitim sisteminde mesleki egitime onem verirsek 15 milyon gencin sorunlarini cozmemiz mumkundur, eger bu nufusu ekonomik bir plan yaparak Turkiye Cumhuriyeti iyi kullanamazsa funyesi cekilmis bu bombalari kullanacak  kisi ve kurum bulunacaktir.  Turkler icin 7 milyarlik dunya nufusu global pazardir ve bu ulke insani dis satima oncelik verip yillik ihracatini arttiracak radikal kararlar almalidir !!

Biz G7 ler arasina sokacak elimizde  demokrasi plani ve onun entergrasyonu olacak kalkinma , yatirim , egitim planimiz yoktur, aksam yatip sabah kalktiginda adina reform denen gunluk konularla siyasetcilerimiz hala kendilerini kandirmaktadir..!!

Demokrasimizi gelistiremedigimiz icin is hayatinin en onemli hammaddesi olan Siyasi parti-yargi ve denetim bagimsizligini saglayamadik, Liberal ekonominin serbest birak ayagini iyi calistirdik, insanlara vergi kacirin, devletin arazilerini, orman arazilerini gasp edin, devlet bankalarini soyun nasilsa affederiz diyerek buyuk serbeslik tanidik ancak liberal ekonominin denetim ayagini ehil ve bagimsiz yapmadigimiz gibi  siyasilere bagimli oldugu icin donemin zenginlerini yarattik.

Is  hayati istikrar ister, bizde siyaset degistikce ona bagli olarakta yargi-emniyet-denetim ve medya degisiyor , bagimsizligini saglayamadigimiz bu kurumlari ele gecirme mucadelesi ulkeye cok sey kaybettiriyor..

Ulkenin gundemleri hala kelimeler, gunluk olaylar ve guc mucadelesi seklinde geciyor, ekonomik bagimsizligi kazanamadigimiz icin siyasal bagimsizligimizda dip yapiyor…

Buyuk avantajlarimiz var, iyi kalkiniyoruz ancak eski kotu aliskanliklarimiz hala devam ediyor ve en onemliside hala elimizde bizi Demokrasiye, saydamliga, Liberal ekonomiye ulastiracak bir programimiz bile bulunmamaktadir..

Ne yazikki, buyuyoruz derken , gelinen yer budur..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Ekim 2010 Orlando FL

Mesut’tan once , Mesut’tan sonra….!!

Degerli Arkadaslar

Alamanya yollarina yolladigimiz vatandaslarimiz siyasiler icin oy ve doviz kapisi, sermaye acisindan ise iyi birer musteri idi…Vatandas icinde zaman zaman noel baba gibi hediye getiren bu doviz sahipleri ulkemize cok buyuk katkilarda bulundular…
Onlarin dovizini , emegini , tecrubelerini cok yerde kullandik.. Onlar sayesinde ulkemize doviz geldi, turist geldi, ev aldilar, ev aldirdilar, fabrika yaptilar ve fabrikalarimizin hisse senetlerini aldilar…

Artik onlar icin yeni bir donem basladi.. Ucuncu jenarasyon Alman vatandasi olarak siyasette, sporda ve is hayatinda onemli yerlere gelmeye basladilar..

Artik onlari Avrupa parlementosunda, guzellik yarismalarinda birincilik kursusunde , sanatta ve sporda onemli yerlerde gormeye basladik..

Mesut ozil genc 21 yasinda kardesimiz cok onemli bir atak yaparak yaklasik son iki yildir Almanya’da futbol hayatinda zirveler yapti, sirasi ile once UEFA kupasinda final oynadi, sonra Alman kupasini gol atarak Werder Bremen’a kazandirdi, Almanya’ya 21 yas alti sampiyonlugunu getiren takimda yer alarak buyuk sukse yapti..

Almanya ile bu yaz katildigi Dunya kupasinda artik tahtina oturmustu, Kral tabiki futbolun Krali olan Real Madrid takimini tercih etti , bu onun sporda yaptigi zirvenin kisa bir tarihiydi..

Bu hafta Alman milli takimi formasi ile Atalarinin takimi ile oynadi, bir oyuncunun zeka , ayak ve takim oyunundaki dengesini oyle bir anlattiki, her seyi ile seyretmesi cok zevk veren bir oyuncu idi… Tum dunya ondan Turk kokenli oyuncu diye bahsetti..

Turkiye adina yaptigi tanitimin bedelleri milyon dolarlarla olculemez ama en onemli yaptigi sey , arkadan gelen milyonlarca Turk kokenli cocuklara yol gosterdi, Almanyada yaklasik 3 milyon Turk var ve bunlarin bir milyonu alman vatandasligini secmis vaziyette , Mesutun basarisi artik Turk genclerinin onunu acacak onlar once bulunduklari ulke vatandasi olmayi , sonra sisteme uyum saglayip, dogduklari ve doyduklari ulke ile uyumlu yasamayi ogrenecekler..

Almanyayi siyasette, ticarette ve sporda zirvelere cikarak temsil edecekler ama hic bir zaman icin Mesut gibi Atalarinin vatanini unutmayip, gol atsalarda hep iclerinde buruk bir sevinc kalacak , hep ulkelerine saygili olacaklar..

Turk kokenli olarak anilacaklar ve Turkiye’deki vatandalarinada ayri bir mesaj verip, bizden cok sey olur, sorun insanda degil sorun sistemde , demokrasi , saydamlik ve iyi egitimin oldugu yerde takim oyununun alt yapisinin iyi saglandigi yerlerde , Turklerin ne kadar basarili oldugunu onlarada anlatarak cok ama cok sey yapmis olacaklar..

Mesut gibi bir kandasimiz oldugu icin ben sahsen cok gururluyum, ona o sahada islik calan ve yuhalayanlara kizmamak gerek, onlar neden onun gibi olamadik diyerek tepkilerini gosteriyorlar, Turkun onemli ozelligi olan yukseleni asagiya cekmek ve karalamak istiyorlar , bunlari hep normal kabul edelim , zamanla bunlardan uzaklasacagiz, boyle insanlari ayaga kalkarak her yerde alkislayip onlari basimiza tac edecegiz, herseyin zamani var.. Henuz yolun ortasindayiz..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Orlando Ekim 2010

Mehmet Ali Birand’in basina gelenler…!!!!!!!!!!!!!

İşin doğrusu şudur:

1993-1998 döneminde Devletimizin bazı kesimleri beni yok etmeye çalıştı. Özetle şöyle olaylar yaşadım:

– Devletin hangi kurumundan emir aldığını anlayamadım, ancak birileri arkama Yeşil adındaki katili taktı. Daha ayrıntılı bilgi isteyenler, Mehmet Ağar ile Mehmet Eymür’e sorabilirler.
– Asker kökenli olduklarını iddia eden, yasa dışı bir gurup, beni öldürme kararı aldı. Dönemin MİT müsteşarı Sönmez Köksal ve o zamanki yardımcısı Şenkal Atasagun’a sorarsanız, ayrıntılarıyla anlatırlar. Onların dikkati ve MİT’in sürekli korumasıyla hayatta kalabildiğime inanıyorum.
– TRT davasında, hem olayın hazırlanışı, hem de mahkeme sırasında Devletin parmağını da, avukatım olan değerli Prof. Köksal Bayraktar’a sorarsanız anlatabilir.
– Genelkurmay Başkanlığı yalan dolan bir Andıç hazırlattı ve beni kamuoyunun gözünde lekelemek istedi.Askerı mahkemelerde yıllarım geçti. Ancak sonunda yine kendileri yalanlarını kabul ettiler.
– Defalarca mahkemeye verildim, yıllarca yazdıklarımı savunmak zorunda kaldım.

Anlayacağınız, ben T.C Devletinin bazı kesimleri tarafından sistematik şekilde “yok edilmeye çalışılmış” bir insanım.

Neden biliyor musunuz ?

1. Başta Kürt sorunu olmak üzere resmi ideolojileri reddetmem ve liberal yaklaşımımı bozmamam.
2. PKK terörünün sadece silahla çözümlenemeyeceğini yazıp çizmem. (Bugün, eskiden yazdıklarım resmen uygulanıyor)
3. Fethullah Gülen hareketine karşı çıkmaman, başörtüsünün üniversitelerde serbest kalması gerektiğine inanmam.

Özetlemem gerekirse, bugün ortada kahraman gibi dolaşan bazı meslakdaşlarım beni Askere espiyonladıkları, televizyonlarda yalan haberlerle lekelemeye çalıştıkları, siperlerde saklandıkları dönemlerde, sesimi kısmadım, korkmadım. Bazıları gibi, Askere yaranmaya çalışmadım. Doğru bildiğimi yazdım.

Bütün bu yıllarda da, Hanefi Avcı , patronlarından korkmadan destek olan nice Devlet bürokratı gibi, manevi destek verdi. Hanefi Avcı ile birkaç defanın dışında temasım olmamıştır. Geçmişte neler yaptığı, kime ve neye inandığı da umurumda değil. Babamın oğlu hiç değil. Savunmasını da yüklenecek değilim, üstelik böyle birşeye de ihtiyacı yok.
Benim kafamdaki Avcı, başkaları ne düşünürse düşünsün, sağlam biridir. Yanılabilirim, ancak bu benim kendi değerlendirmemdir.

Benim asıl şikayetçi olduğum, beni dinleten, beni yok etmeye çalışan Devlet’in içindeki odaklardır.

Mehmet Ali Birand
Milliyet…

ABD ile işler nasıl düzelir?

ABD ile işler nasıl düzelir?
24 Ağustos 2010

Geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi’nden İstanbul’a gelen bir heyetin mensuplarıyla yaptığımız sohbet, Kongre’nin Türkiye’ye bakışı konusunda oldukça karamsar bir tablo serdi gözlerimizin önüne…
Demokrat bir temsilcinin yardımcısı, halen Kongre’de esen havanın “mart tezkeresi” dönemini anımsattığını ve “Türkiye’nin bir müttefik olarak güvenilirliğinin sorgulandığını” belirtti. Onun deyişiyle “Bu ortamda Kongre’nin, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nde İran’la ilgili yaptırım karar tasarısına karşı oy kullanmasının şokunu atması kolay olmayacak…”
Diğer bir Demokrat da, İran’ın yanı sıra Erdoğan Hükümeti’nin bir süreden beri İsrail’e karşı “sistematik şekilde” izlediği politikanın da Kongre’de kuşku ve kaygı yarattığını söyledi ve “Türkiye Meclis’te birçok dostunu kaybetti” dedi…
Bu sözler, ABD Kongresi’nin Türk dış politikasını ne şekilde algıladığını göstermesi bakımından kaygı verici. Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’nin Kongre’de kredibilitesi bir hayli düşmüş durumda. Bu ise Türkiye ile ilgili bir müzakere veya karar noktasına gelindiğinde, ciddi bir pürüz yaratabilecek bir faktör…

Yönetim cephesi
Başkan Obama’nın Başbakan Erdoğan’a iki ay önceki görüşmesinde, bu durumu aktarmış olması boşuna değil.
Aslında yönetim çevrelerinin özellikle İran meselesinde ve ayrıca İsrail konusunda, Erdoğan Hükümeti’nin tutumundan rahatsızlık duyduğu bir sır değil. Bu daha önce ABD yetkililerince de dile getirildi.
Kuşkusuz yönetimin bu olup bitenler karşısındaki tavrı, Kongre’ninkinden farklı. Yönetim, Türkiye’yi “kaybetmemek” için daha pragmatik ve yapıcı bir duruş sergilemek zorunda. Kaldı ki, ABD’nin Türkiye ile ortak çıkarlara ve benzer görüşlere sahip olduğu başka konular ve işbirliği alanları da var.
İşte Türk diplomasisi böyle bir ortamda, son iki olayın zedelediği Türk-Amerikan ilişkilerini “tamir” etme çabasını gösteriyor. Halen Washington’da bulunan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve iki yardımcısının amacı, ABD yetkililerine iki ülkeyi ilgilendiren tüm konularda Ankara’nın pozisyonunu etraflıca anlatmak, pürüz yaratan konularda da mümkün olduğu kadar ortak bir zemin bulmak veya görüşleri birbirine yakınlaştırmaktır.
Yönetim cephesinde bu önemli ölçüde sağlanabilir. Aslında gerek Obama yönetimi, gerekse Erdoğan Hükümeti, arada bazı pürüzler çıksa da ilişkileri geliştirmek iradesine sahip.

Kongre cephesi
Ama Kongre cephesinde durum farklı. Semih İdiz’in dün belirttiği gibi ilişkilerde asıl sorun, Kongre’den kaynaklanıyor.
Daha önceki deneyimler de gösterdi ki Kongre’yi “ikna” etmek yönetime dert anlatmak kadar kolay değil.
Peki bu nasıl olacak? Bunun bir yolu, yönetimi devreye sokmak, onun Kongre üzerinde baskı yapmasını sağlamak. Ama bu sağlansa bile, Kongre’yi yola getirmek her zaman mümkün olmuyor… Bu bakımdan umutları sadece yönetimin baskı yapmasına bağlamak doğru değil.
Kongreyi direkt olarak ikna etmeye çalışmak gerek. Bunun da çeşitli yöntemleri var. Kongre’den mümkün olduğu kadar çok kişinin Türkiye’ye davet edilmesi, etkin yöntemlerden biri. Türkiye’yi ziyaret edenlerin bazen fikir değiştirdiklerini bilenlerdeniz…
Ancak Kongre’de ve diğer çevrelerde de Türkiye’nin “güvenirliği” konusundaki olumsuz havanın değişmesi için, hükümetin dış politika yaklaşımında ve üslubunda bazı ayarlamalar yapması şart. Bu ayar yapılmadıkça, “ikna” turları, ilişkileri “tamir” etmeye yetmeyecektir.

Sami Kohen

Milliyet

Yurt disindaki Turklerin Organizasyon projesi !!!

Degerli Arkadaslar

Yurt disindaki turklerin organizasyonun basi , icerdeki organizasyondan geciyor.. 75 milyon organize ve uyumlu olursa disardaki 6.5 milyon Turk’te ana vatan gibi organize ve uyumlu olacaktir..

Ana vatanda organize olmak ve uyumu saglamak daha kolaydir, Yurt disi turklerin organize olmasinda ve uyum saglamasinda kucukte olsa tecrubelerimi ve cozum onerilerimi duvara yazmak istedim..
Sirasiyla gidersek..

1. Hedeflerde mutabakat..
1.1 Turk diasporasinin ekonomik ayagi saglanacak..
1.2 Bilek gucu disariya tek basina yollanmamaya ozen gosterilecek
1.3 Turk diasporasinin siyasi ayagi saglanacak ..
1.4 Turk firmalarinin yurt disinda yapilanmalari saglanacak onlar bilek gucunu organize bir sekilde kullanabileceklerdir..

Bilek ve beyin gucunu bugunku gibi saldim cayira mevlam kayira diye , biz icerde bakamadik hadi gidin disariya dersen , sonrada bu adamlarin gecim dertleri icinde , hadi organize olun demek haksizliktir..
Bugunlerde moda oldugu gibi bizim beyinlerimiz iyidir, beyin gucunu ihrac etttik , simdide para vererek ithal edelim demekte yanlistir, iceri getirmek yerine onlardan disarda azam faydayi saglamak oncelikle dusunulmesi gereken konudur..

2. Kaynaklari belirlemek ve bu cesmenin suyunu saglamak gerekir
Hedefler hep dahada iyi belirlenmis ama kaynaklar belirlenmedigi icinde hedeflere ulasilmamistir, hedefin kaynagi olmadan sadece hayal edilir neticeye gidilmez..

2.1 Siyasilere bagimli olmadan butceden her yil pay ayrilmasi
 Batan bankalarin, bankerlerin  zararlari icin fon yarattikta, Global dunyada bu buyuk hedefleri yaratmak icin fonmu yaratamiyacagiz, Ihracat, turizm , saglik sektoru , emlak sektorunde hizmeti alana hic bir yuk getirmeden alinan gelirlerden fona pay ayrilir, sabit geliri olan bu diasporanin hedeflere gitmesi saglanir.Is siyasilere kaldiginda kendi goruslerinden olmayana su bile vermezler…!

2.2 TOBB , Tusiad, Tubitak , Turizm Bakanligi, Turk tanitim fonu , v.s gibi bu organizasyonlardan buyuk menfaatleri olacak kuruluslarin maddi desteginin her yil muntazam olarak saglanmasi …

2.3 Bagis ve yardimlar..
2.4 Organizasyon gelirleri

3. Kadrolarin tayini
3.1 Profosyonel kadrolarla calisma
3.2 Turk evleri ve Turk ticaret merkezi gibi diasporasi kuvvetli ulkelerin modellerinin uyarilarak kullanilmasi gerekmektedir..

Turk diasporasini Dernekler ve Ticari ateseliklerle saglayamadik , kaynak yoktu, kadro yoktu, hedef yoktu, patron siyasetci idi, kar amaci gutmeyen , kaynagi belli olmayan kuruluslar ” Kanarya sevenler dernegidir ” ulkeye ve insana buyuk katki saglamaz..

Biz bunu yillardir denemisiz olmamis, lobileri kuvvetli olan ulkelere bakin nasil buyumusler , iste yukardakileri yapmislar o yuzden muaffak olmuslar. Son Yillarda sn, Ergun Kirlikova ve Ali Cinar gibi arkadaslarin ve ekiplerinin cabalari ile lobicilikte onemli basarilar elde edilmistir…

Elinde haritasi olmayan ve haritalari okumasini bilmeyenler icin yolu bulmak ve o yolda basariya gitmek cok zordur, Bu hedefler cogaltilabilir, kaynaklar cesitlendirilebilir..

Yurt disindaki Turklerin organizasyonu projesi ulke icin onemli bir projedir, ancak bu proje yillardir, siyasi hukumetlere gore olusmus , koklu bir proje olusmadigi icinde sorunlar cozulmemis ve zaman icinde artmistir..

Olayin artik cozumu sarttir.. Bu konuda sorunlari bilen cok insan var, cozumleri ise bilenler parmakla gosterilecek kadar azdir, onlarin coguda yasarken bu kisilerden olusacak bir heyetin yetkili kisilere proje olusturmasinda cok gec kalinmadan baslanmasi sorunun cozumu sansini yakalamamiza sebep olacaktir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Orlando Ekim 2010