Blog

Ruzgar Enerjisi ile ilgili akla gelen sorular ve cevaplari…!!

Rüzgâr türbinleri çok fazla gürültü çıkarır.

Modern rüzgâr türbinleri sahip oldukları güce rağmen çok az gürültüye sebep olurlar. Bunun sebebi üretici firmaların ürünlerini geliştirmeye ve daha sessiz hale getirmeye devam etmeleridir. Mekanik sesler daha tasarım aşamasında minimum seviyelere çekilir ve doğru yalıtım ile titreşimi engelleyici destekler sayesinde engellenir. Aerodinamik gürültü ise havadaki türbülanslarla karşılaşan kanatların ıslık benzeri bir ses çıkarmasıdır; fakat bu ses esen rüzgârın sesi, yaprak ve ağaç hışırtıları ile maskelenir.

Üreticiler yeni nesil kanatlarıyla bu sesleri azaltırlar. 250-300 metre uzağımızda çalışmakta olan bir rüzgar santralinin sesi, ev tipi bir buzdolabının sesinden daha azdır. Bir insana rüzgâr türbinlerinin sessiz çalıştığını göstermenin tek yolu çoğu zaman onu türbinlerin normal çalıştığı bir günde bir rüzgâr santraline götürmektir.

Rüzgâr türbinleri elektronik aletlerin çalışmasını engeller.

Eski nesil rüzgâr türbinlerinin metal kanatları vardı ve elektromanyetik etkileşimlere sebep olabiliyorlardı; fakat yeni nesil kanatlarda kullanılan sentetik materyaller ile bu sorun minimize edilmiştir. Günümüzde kullanılan kanatlar manyetik dalgaları etkilemekten çok onları engelleyebilirler, bu da çok kısa mesafeler için geçerlidir. Kulenin tepesinde bakım yapan ekipten bazı insanların telefonu çekmeyebilir; fakat uzaklık 20 metreden fazlaysa telefon ve telsiz gibi cihazların çalışmalarına bir etki yaşanmaz.

Rüzgâr türbinlerinin insan sağlığına zararlı elektromanyetik radyasyon sebebi olduğu da iddia edilmiştir. Bir rüzgâr santralinde elektromanyetik radyasyona sebep olacak kısımlar elektrik jeneratörü ve trafolardır; bunların yaydığı manyetik radyasyon da son derece düşük ve çok az bir alanda etkilidir. Yapılan ölçümler bu parçaların sebep olduğu manyetik radyasyonun türbinin tabanına geldiğimizde bile ihmal edilebilir şekilde düşük olduğunu göstermiştir.

Rüzgâr santralleri kuş ölümlerine sebep olur.

Uçan kuşlar zaman zaman binalara ve diğer kalıcı yapılara çarpabilirler. Rüzgâr türbinleri bunun dışında bilinen özel bir soruna neden olmamaktadır.

2001’de ABD’de “National Wind Coordinating Committee” tarafından yapılan araştırmaya göre o tarihte ABD’de kurulu olan 15.000 adet türbine
çarparak ölen kuş sayısı bir senede 33.000 olmuştur; türbin başına senede 2 kuştan biraz fazladır. Aynı tarihte ABD’de araba çarpması ile ölen kuşların sayısının 60 ile 80 milyon adet arasında olduğu tahmin edilmektedir.

2003 senesinde Ispanya’nın Navara bölgesinde yapılan bir araştırmada, bölgede bulunan 692 adet türbine çarparak ölen kuş oranı yılda türbin başına 0,13 olarak ortaya çıkmıştır.

Bu rakamlara eklenebilecek onlarca rakam, mukayese edilebilecek onlarca örnek bulunabilir. Tüm bunlar gösteriyor ki rüzgâr enerjisi kuşlara zararlıdır şeklinde bir yargıda bulunmak çok doğru değildir. Rüzgâr enerjisi kullanmanın CO2 ve diğer zehirli gazların salınmasında, su kaynaklarının kirletilmesinde sağladığı düşüş ise kuşlar ve diğer tüm canlılar için daha sağlıklı bir çevre sağlamamızda yardımcı olmaktadır.

Rüzgâr enerjisi güvenilmezdir ve diğer enerji kaynakları ile desteklenmek zorundadır.

Hiçbir elektrik üretim tesisi yüzde 100 güvenilir değildir. İster rüzgar santrali olsun ister başka bir santral, her elektrik üretim santrali çıkışında tüm elektrik sistemi tarafından desteklenir. Sistem bir bütün olarak hareket eder ve içerdiği tüm santrallerden en üst verimi almak için planlamalar yapar. Bu planlamalar için tüm elektrik üretim sistemlerinin çalışma karakterlerini, gün içinde talepte meydana gelen değişiklikleri kullanır ve olası hataları hesaba katar. Danimarka ve İspanya gibi ülkeler elektrik ihtiyaçlarının yüzde 20’si ile 40’ı arasındaki miktarı rüzgâr enerjisinden sağlamaktadırlar ve bunu güvenilirlikten bir şey kaybetmeden başarmaktadır. Rüzgâr enerjisini elektrik arzına eklemek ve sistemin devamlılığını sağlamak için herhangi bir yedek sisteme ihtiyaç yoktur.

Rüzgâr enerjisi bilinen enerji kaynaklarından pahalıdır.

Rüzgâr enerjisi ile elektrik üretmenin maliyeti her geçen sene gözle görülür şekilde düşmektedir. Piyasada oluşan yoğun rekabet ortamının fiyatları aşağı çektiği muhakkaktır, üreticiler daha uzun kanatlı, daha büyük jeneratörlere sahip ve daha verimli türbinler piyasaya sürmekteler. Ülkemizde kurulu gücün artması ile birlikte önemli bir servis ve bakım altyapısının oluşmuş olması da yeni projelerde ölçek ekonomisinin devreye sokulmasına ve servis maliyetlerinin bir miktar daha aşağı çekilebilmesine olanak tanımaktadır. Tüm bunları alt alta topladığımızda, ilk yıllarında göreceli olarak geleneksel enerji üretim yöntemlerine göre pahalı kalan rüzgâr enerjisinin giderek rekabet edebilir hale geldiğini görmekteyiz.

1990 ve 2002 yılları arasında dünya rüzgâr enerjisi üretim kapasitesi her üç yılda bir 2 katına çıktı ve her üç yılda bir maliyetler yüzde 15 azaldı. Şu an rüzgâr enerjisi çevreye verdikleri zararları ele almadan sadece maliyet açısından baksak bile nükleer enerji ve termik santrallerle rekabet edebilecek seviyededir. Gaz fiyatları arttıkça ve rüzgâr enerjisinin maliyetleri düştükçe ki bunların olması çok olasıdır, önümüzdeki yıllardan itibaren rüzgâr enerjisi, doğal gaz santralleri ile birlikte en ucuz elektrik üretim şekli olacaktır.

Rüzgâr türbinleri pahalı ek donanımlar olmadan elektrik şebekesine bağlanamaz.

Düşük güç dağıtımı yapan ve az kullanıcıya uzun iletim hatlarıyla ulaşan sistemlerde rüzgâr türbinlerinin bağlanması sorun yaratabilir ama çoğu durumda rüzgâr enerjisi ile üretilen elektrik dağıtım sistemine büyük miktarlarda bağlanabilmektedir. Siemens’in de kullandığı FSFC (Full Scale Frequency Converter) sistemi ile jeneratör ile şebeke arasına yerleştirilen convertör aracılığı ile jeneratörün şebekeden tamamen izole edilmesi sureti ile türbin tarafında meydana gelebilecek dalgalanmalardan bağımsız olarak minimum ilave ekipman ile şebekenin frekans ve voltaj değerleri desteklenebilmektedir.

Hakan Yildirim
Siemens Satis Muduru..

Turk Olcu Birimleri…!!

TÜRK ÖLÇÜ BIRIMLERI

1. ‘abi geçen bi balik yakaladik nah kolum gibi’

2. ‘muhsin abi geiçen bi woofer almisim öküz gibi ses çikariyo. Mukemmel abi’

3. ‘kaç karis?’

4. yol tarifinde bir ölçü birimi olarak yüz metre. 1 yuz metre = 300 metre

5. kedi kadar fare

6. basarili bir Türk asçi, Fransa’da bir luks otele transfer edilir. diger asçilara bazi tarifler ögretmesi gerekmektedir. geçerler ocagin basina, bizimki baslar: – bir tutam maydonoz, bir tutam karabiber, yetecek kadar su…
fransiz dayanamaz sorar: – bunlarin bir ölçüsü yok mu? -bizimki terslenir: – ben ne diyorum? bir tutam olacak demedim mi?

7. ‘göt kadar’ gibi söylendiginde sadece Türkler’in anlamasi muhtemel, hatta bazen Türk olanlarin dahi anlamakta zorluk çektigi ve sizin karsinizdaki kisinin nasil bir ortamda yetistigi, sosyo kültürel yasantisi gibi konularda
derin tespitler yapmaniza sebebiyet veren ölçü birimleridir.

-kac metrekare lan senin ev.?
-göt kadar ya. …

8. ayrica yön tariflerinde de çigir açmis olmalari kaçinilmazdir.
-ne tarafta abi bu dükkan.-seyimin istikametinde., gibi.

9. bir demet maydanoz.
10. iki tutam karabiber.
11. bir dis sarimsak.
12. bir avuç findik.
13. bir tepeleme çay kasigi tuz.
14. bir silme çay kasigi tuz.
15. iki rekât namaz.
16. bir adim yol.
17. bir dünya is.
18. bir araba laf. vs.
19. asure kazani
20. kafam kadar
21. burdan sana kadar, bilemedin kapiya kadar .
22. bir de bunlarin trakya insanina özgü olanlari vardir ki, genelde revaçta olmama nedenleri nezaketsizliktir:
iki güzel örnegi:
küçük ev = bülbüll büzügü kadar
yenilen az yemek = kedi çükü kadar bisey yedim .
23. üç kalem mal.
24. iki satir yazi.
25. bir tek raki.
26. iki duble raki.
27. bes posta … vs.
28. alabildigince un.
29. kasiktan dize kadar….

30. Türk’ün kendisi ölçü birimidir: Türk kadar kuvvetli, bir Türk dünyaya bedel


31. kavgaya giderken ‘bir kamyon adam’ toplanir, sayi belirtmek icin uygun bir sifattir.

32. çok uzakta: taa anasinin ..minda
33. çok uzakta: Allah’in unuttugu yerde

34. çok uzakta: Allahin s…tir ettigi yerde

35. iki biyik bükümü saga
36. üç evlek ileri
37. bir zaman ölçüsü olarak sigara:
– hadi ne zaman gidiyoruz?
– sigaram bitince gideriz.
38. bir cimcik un,
39. bir fiske tuz,
40. göz alabildigine genis…

Turkish National team New Jersey

 
Posted by Picasa

Degerli Arkadaslar,

Amerika’da bizim futbol onlarin “soccer” dedikleri spor cok gelisti, ligleri henuz cok genc olmasina ragmen son yillardaki tum dunya kupalarinda yer aldilar, bu stad New Jersey futbol takimi Red Bull arenaya ait olan bir stad.
Turk milli takimi Amerika’ya geldi ve burada bazi maclar yapacak bugun Cek cumhuriyeti ile yaptiklari maca gittik, bu resmi istiklal marsi sirasinda cektim..
Turkler stadi doldurmustu , herkes tek bir agizdan milli marsimizi soyluyordu, atlantigin otesinde bu manzara tabiki bizlere buyuk gurur veriyordu..
Turk milli takimi ve milli ligte oynayan takimlarin amerika ile iliskilerini gelistirmesi ve buradaki liglerde takim satin almalari , futbolcu tarlasi olan bu ulkeye hem genc oyunculari yollayip, daha iyi sartlarda yetismelerini saglamali hemde bizim liglerdeki yildizlari erken emekli etmek yerine bu lige yollayarak ulke tanitimina ve futbola katkida bulunmak gerekiyor..
Bu stad modern , kucuk ama mix use dedikleri stadin ici ve cevresi master planla duzenlenmis bir bolge idi, futbol amerikadada cok gelisiyor ve seyircisi olmaya basladi..
Turk milli takimi bugun Cekleri avrupa sampiyonasinda oldugu gibi gene maglup etmeyi basardi, bu programda Amerika ilede mac yaptik ve yenildik , topa bomba derler biz onlari nasilsa yeneriz mantigi tabiki buradaki futbolun geldigi yeri gormeyenler acisindan onemliydi..

Amerikalilar goze hos gelen ustalari ithal ediyor gencleri onlardan cok sey ogreniyor, milli takimlarindaki oyunculari onemli liglerde ozellikle ingiliz premier liginde oynatiyorlar tecrube kazanip , dunya yildizlari icindeki yerlerini aliyorlar..

Sezonlarinin enteresan zamanda olmasi bazen ligte oynayan oyuncularin munavebeli olarak hem ingiliz liginde hemde Amerikan liginde oynamasina bile rastlaniyor..

Ama ulkede en cok seyredilen spor once Beyzbol, sonrasinda NFL dedigimiz Amerikan futbolu geliyor. NBA ve digerleri onlari takip ediyor..

Yillar once buraya futbolu getiren clup kuran Cosmos’un Baskani rahmetli Ahmet ertegun’u burada anmadan gecemiyecegim, o donemlerde Pele , Beckenbaur v.d bizdende Yasin gibi bir usta kaleciyi transfer etmesine ragmen gencler bu sporu bilmedigi icin ligler kurulamadi..

Bugun ise milyonlarca genc soccer oynuyor, hem ligleri FIFA kriterlerine uygun , yavas yavas NFL’den bozma stadlar yerine soccer stadlari yapiliyor, Kadinlarda dunya sampiyonluklari var, cok yakin zamanda erkeklerde Amerika sampiyonlugu gorulurse hic sasirilmasin, yakin zamanda onemli turnuvalarda yari final ve final oynama sanslari var zamanla bu onlari kupaya tasiyacaktir , 20 yil icinde yasayanlar bunu gorecektir..

Sevgi, saygi ve selam ile
Mujdat guler

Yurt disindaki Turklerin daha iyi organize olmalari !!

Yurtdışında yaşayan Türkler’ in daha iyi organize olabilmeleri için
1- Bulunduğunuz ülkede uzun yıllar yaşayacaksanız mutlaka vatandaşlığa geçmeyi düşünün.
2- Eşleriniz bulunduğunuz ülke vatandaşı olursa uyum sorunlarınızı daha kolay aşarsınız.
3- Mutlaka ama mutlaka bulunduğunuz ülkenin yabancı dilini iyi öğrenmeye çalışın.
4- Koşullarınız uygunsa bulunduğunuz ülkede eğitiminizi arttırın.
5- Spor ve hobilerinizi geliştirin. Yerel kulüp ve derneklere üye olun.
6- Türk dernek ve kulüplerinde  politize etmeden faaliyet gösterin. Din, dil, ırk ve inanç ayrımına girmeyin.
7- Sizin gibi diğer yabancılarla da kaynaşın ve ortak sorunlar hakkında yardımlaşın.
8- Bulunduğunuz ülke vatandaşı olarak  yerel ve hukumet yonetimlerinde yer almaya gayret edin..!
9- Kendi ülkenizden davet edeceğiniz sanatçı, sporcu, bilimadamı vs. ile düzenleyeceğiniz seminer, fuar ve kongre gibi faaliyetlerle ses getirin.
10- Bulunduğunuz ülkedeki yerel idareci, politikacılar, basın gibi kişi ve kurumlarla iyi ilişkiler kurun.

Bunları tabi ki arttırabiliriz ve unutmayalım ki birlikten kuvvet doğar. Tek başınıza ancak kendinizi kurtarabilirsiniz ama birlikte hem kendinizi hem de başkalarını kurtarabilirsiniz..!

My Family!!!

 
Posted by Picasa

Ayse-Candas ve Cihan

Birdiler uc oldular, geriye baktigimda hayatta en buyuk hazinenin ailem oldugunu dusunuyorum , simdiki aklim olsaydi 5 cocugum olsun isterdim.. Cocuklar buyuyor, kendi hayatlarini yasamaya basliyor aynen bizim yaptigimiz gibi .
Babanizi ve annenizi  seviyorsunuz sanki hep yasiyacaklarmis gibi dusunuyorsunuz,,’
Gun oluyor hepsi birer hatira olarak kaliyor..
Annemide , babamida kaybettim , Agabeyimde rahmetli oldu.
Cekirdek ailemde henuz cok kucukken oglumuda kaybettim ..
Allaha hep duaci oldum, bana iyi bir es ve saglikli evlatlar verdigine hep sukrettim..
Annemi ve babami hic ihmal etmez, her hafta kesinlikle ziyaret ederdim…
Aileler  Amerika’da  sukran gununde, christmas’ta  toplaniyorlar, onun disinda aileler kopuk, cocuk 18 yasina geldimi kendi hayatini yasamaya basliyor..
Turk aile yapisinda ise cocuk hep cocuktur…

Turk is dunyasinin sorunlari ve cozum onerileri…

Degerli Arkadaslar,

Turk is dunyasini 50 yildir ic ticaret , 30 yildir dis ticaret yapmaya calisan yasi bir asri gecmeyen bir sirket gibi dusunmek lazim ..

Bir sirket dusunun eskiden merkez bankaniza para yatirirdiniz, merkez bankasi dovizleri alir kendi isinde kullanir sende bu parayi disardan temin eder , cifte odeme yaparak,deveye hendek atlatarak is yapmaya kalkardik…

Dis ticaret elemanin yoktu , haberlesme yoktu, ama basarmak isteyen bir kesim vardi, basarmak istiyordu ve basarildi ama bizim nesil sunu unuttu, ekonomide basarmak yeterli olmuyor, ekonomiyi bir agac dusunun o agac bu sene meyve verir ama onun suyu ve gubresi olan demokrasiyi vermez, onun meyvesini degerlendirirken saydam olunmaz ve meyveyi hirsizlara kaptirirsan o agac solar ve sonra curur yok olur…. !!

Gelinen yerde bence ana sorun budur , Demokrasiyi gelistiremedigimiz gibi Saydamligida saglayamadigimiz icin vergi mukellefi sayimiz az, kumese soktuklarimizdan aldigimiz yumurtalarla bu is olmuyor…

Kayit disi ile iktidar olan siyasi partilerden, kendi yapilari demokrat olmayan Diktatorlerden ulkeye demokrasiye tasimasini istiyoruz..

Bence is hayatinin en onemli sorunu Demokrasi ve saydamlik kisisel sorunlarin olmasinin ana nedenide buraya dayaniyor..

Turk is dunyasini bugun buraya tasiyan global dunya ile bizi ozdestiren Kasim 1983’deki reformlardir, o gazla bugune geldik ama simdi koklu uc reform yapilmasi lazim..
1. Demokrasinin saglanmasi .
2. Saydamligin saglanmasi ..
3. Denetimin ehil ve bagimsiz olmasi ..

Bugun her ucundende biraz daha uzaklasiyoruz, 10 milyar TL eger bir kisi vergi kacirabiliyorsa , denetimin ehil ve bagimsiz olmasinin artik zamani gelmedimi ?

ULkeyi idare edenlerin, burokratlarin , yargiclarin, medya mensuplarinin 3628 sayili mal bildirimleri yasasindaki 9 maddesindeki gizlilik maddesi olacak, kanunlarla onlara dokunamayacagiz.

Bakin cevrenize siyasetciden lider olmak istiyorsan , disarda abilerin olacak, icerde milletvekili olmak istiyorsan , lider adamin olacak, is adami olacaksan, tavlaci bakanin, aile dostu siyasetcin ve burokratin olacak, bunlarin yaninda is bulmak istiyorsanda adamin olacak, sen hem adamin yok , hem cevren yok, diplomam cok diyorsun kardesim burasi Turkiye eski koye yeni adetmi getireceksin yani !!!!

Turkiyede elinde 50 diplomasi olan , ulkeye hepimizden fazla katkida bulunmus insanlar Silivrilere yollanirken , ilkeli olmanin faturasi bu oluyor..
Ilkesiz olanlarin ise bahcesinde Petrol cikiyor..

O yuzden Turk is hayatinin en onemli sorununa katkida bulunki senden sonrakiler ilkesiz yasamak durumunda kalmasin …!!!

Ya hep birlikte ulkeye Demokrasiyi ve saydamligi getirecegiz yada getirecegiz..

Baskada bir cozum goremiyorum..

Turkiyenin, Turk is hayatinin, Turk gencinin, Turk aydinin, Turk siyasetcisinin, Sokaktaki insanin tek sorunu vardir, buraya odaklanmadan baska care yoktur..

Uretimle adam calistirmakla , ihracat yapmakla bu islerin cozulecegini sandim ama bir arpa boyu yol alamadigimi kendim gordum, dagin arkasinda umut aramayin lutfen, gunu kurtarmakla ve kisisel basarilarla bir yere gelinmiyor, sahsi kurtulmalarda cozum degildir, ulken iyiyse sen iyisindir….!!

Cunku yarin cok gec olacaktir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Mustafa Balbay !!!!

Mustafa Balbay arastirmaci ve sorgulayici yazarlarin yaninda ciraklik yasamis , nuktedan , hos bir insan … Son kitabinda;

Polisler geldiğinde ben 37 günlük oğlumu Yemen türküsü ile uyutmaya çalışıyordum! İddianamenin mantığıyla bakarsak ben belki de, hatta çok kuvvetli bir şüphe ile bir Ergenekoncu yetiştirmekte iken, ‘suçüstü’ yakalanmıştım! Bu zulüm değil midir?

Diyor , 6. Mart. 2009 ‘dan bu yana silivri’de ailesinden , okuyucularindan, bilgisayarindan ve hurriyetinden mahrum bir sekilde 20 aydir hapiste..

Tabiki yargiya intikal etmis bir konu , iddianamesini bile okumadigimiz, bir konuda gorus bildirmek son derece zararlidir.. Ben bu konulara girmeyecegim , daha oncede yakalanmis ve hapise girmis sonrasinda serbest birakilmis ve isine devam etmis, bu davada saniklarin tutuklanmasi yerine , tutuksuz olarak durusmalara girmesinin kime ne zarari vardir ?

Delilleri karartma veya yurt disina kacma tehlikesi olmadigina gore , tutuklamalarin bir iskenceye donusmesi yerine , artik bu kisilerin davalarinda tutuksuz olarak yargilanmasi hem turk adaletine hemde toplumdaki adalet duygusuna cok yarari olacaktir..

Gazetecilerin goruslerini bildirdigi icin cete suclamasi ile yargilanmasi ve kendi meslektaslarinin bile uzun zaman susup sonrasinda tepkileri gostermesi ne kadar yanlissa, yurt disindaki gazeteciler birligi ve insan haklari temsilcilerininde bu konuya duyarsiz kalmasi dusundurucudur..

Tabiki en onemli sorun , halkin tepkisiz kalmasi ve korku daglari bekler tarzi hareketleri tepkilerin olusmasinin onunude kesmektedir..

Eger bu islemler ozellikle bilincli yapiliyorsa cok basarili oldugunu soyleyip takdir etmemiz gerekiyor.. Bir tasla onlarca kus vuruluyor..

Ic dinamikler tamamen sindiriliyor, yeni tepki gostereceklerin onu kesiliyor , ozel mahkemeler , ihtilal donemlerindeki mahkemelerden daha etkin ve daha guclu hale getiriliyor…

Toplum sindirilerek , insanlar itiat etmeyi ogreniyorlar, en ufacik dogal tepki gosterenler bir bez acti diye eger 15 ay icerde yatiyorsa esasinda Mustafa Balbayin sucu cok ama cok daha agir oldugu icin sanirim o yuzden ozellikle icerde tutuluyor…

Sevgi saygi ve selam ile

Mujdat guler

Turk bayragindaki gibi ay ve yildiz arasinda kaldik……!!!

 
Posted by Picasa

Esasinda biz ay ve yildiz arasinda sikimis bir ulkeyiz, ay islami , yildiz demokrasiyi temsil ediyor diye dusunsek biz o ikisi arasinda takildik, kaldik..

Buyuk kurtarici ekonomik olarak batmis  bir ulkeyi alip, toplu igne yapamayan ulke insanina “Turk ulustur, zekidir, caliskandir ” diyerek moral verdi ve ulkede ekonomik bagimsizligi sagladi, buda siyasal bagimsizligi getirdi..


O Hasta yatagina yatana kadar butce hep arti bakiye verdi, hem iyi bir asker, hem iyi bir yonetici, hem devrimci hemde cok iyi ekonomistti..

Ondan sonra hic bir zaman denk butce saglanamadi, ulke hep borclanarak kalkinma modelini denedi .
Mendres doneminde moratoryum ilan ettik, Ecevit doneminde konkordato ilan ettik.

Simdi borcla kalkinma modelini aynen uygulamaya devam ediyoruz , 10 yil icinde 100 milyar dolar olan borcumuzu 300 milyar dolara cikarttik.. Muntazam dis ticaret acigi veriyoruz, ithalata bagimli bir buyume modelinde her sey cok iyi gibi gozukuyor aynen dun hakkinda harikalar yaratilan Irlanda, Ispanya ve Yunanistan orneginde oldugu gibi bu ulkelerde borcla kalkinma modelini tercih etmisti simdi dustukleri durum ortada…


Turkiyede devlet, ozel tesebbus , halkta sermaye birikimi yok tabiki borc alacaklar ancak  borcu borc odemek icin alirsan bu zararlidir ve muntazam borcun artar borcu eger yatirim icin alir , uretim yapar ve ihracaat yaparak , sattigin aldigindan fazla olursa dis ticaret acigi vermezsin, ulke olarak 30 milyar $ turizm geliri elde ediyoruz, 40 milyar $ kayit disi para geliyor, varlik barislari ile ulkeye 70 milyar $ kaynak girdi, yabanci sermaye olarak bu donemde 100 milyar $ dan fazla kaynak girdi bu inanilir gibi degil, emlak satiyoruz  bu yil 2.5 milyar $ kaynak giriyor, gorunmeyen gelirler adi altinda giren cift haneli milyar dolarlar giriyor , Yabanci sermaye her yil  10 milyar $ in altina dusmuyor , Bu kadar buyuk avantajlar varken ustelik 10 yil icinde 40 milyar $ ozellestirme geliri elde etmisken ve simdide 2B ler ve Kentsel donusumle ulkeye milyarlarca dolar girecekken , vergi gelirlerimiz hem artmis hemde vergiyi tahsil ederken dunyada en az gider yapan ulke olmamiza ragmen dis ticaret acigimiz devamli artiyor, borcumuz katlaniyor ,  ama gelirlerimiz nedeniyle butce acigi vermiyoruz..

Kazaniyoruz , buyuyoruz , harikalar yaratiyoruz ancak gelir dagilim dengemiz cok bozuk oldugu icin ukede henuz tuketiciyi uretemedik, onuda 150 milyar YTL kredi vererek kredi karti ve konut kredileri ile tuketici uretmeye calisiyoruz, hala yargi ve gelir adaleti sorunlarini cozemedigimiz gibi , saydam olup demokrasiye gecemedik , o yuzden ekonomiz hakkinda uc kredi kurumuda notumuzu dusuruyor.




Biz ise not artarken kredi kurumlarina ovguler yagdirip , not dusunce
basliyoruz bagirmaya, bu kadar borcla disariya bagimli iken siyasal
olarakta mecburen sahibinin sesi olan politikalar uretiyoruz…!
O bakimdan bu bayragin hep bu ulkede serefli bir sekilde dalgalanmasini istiyorsak ekonomik bagimsizligi saglamamiz gerekir, ekonomik bagimsizligimiz olmadan
SIYASI BAGIMSIZLIGIMIZ OLAMAZ..




Orlando 10.18. 2010  




Mujdat guler