Depreme Karşı Sessizlik Suçtur!
İstanbul, 2 Ekim 2026 | Müjdat Güler
23 Nisan 2025’te Trump Tower’daki ofisimde sarsıldım. Önce bina gitti geldi. Ardından birkaç küçük sarsıntı daha yaşadık. O gün kendime sormuştum: Bu bir ön uyarı mıydı? Belki de. Aradan neredeyse bir buçuk yıl geçti ve değişmeyen tek şey şu: Bilim insanları büyük İstanbul depreminin yaklaştığını söylüyor. Biz ise hâlâ üç büyük yanlışta ısrar ediyoruz.
Birincisi, fay hatlarını kâğıt üzerinde değiştiriyoruz. Yakuplu, Ambarlı, Avcılar, Mimar Sinan, Büyükçekmece ve Kocaeli-Gölcük hattına bina dikiyoruz. Fayın üstüne şehir kurmaya devam ediyoruz.
İkincisi, deprem koruma alanlarını imara açıyoruz. Rant uğruna insan hayatı hiçe sayılıyor. Afet toplanma alanları alışveriş merkezine dönüşüyor.
Üçüncüsü, doğanın dengesiyle oynuyoruz. Küçükçekmece Gölü’nün doğal yapısı tehdit altında. Kanal İstanbul gibi doğayı tahrip edecek bir projeye ısrarla zemin hazırlanıyor.
Deprem gelecek. Bu bir kehanet değil, bilimsel bir gerçek. Ama biz milletçe siyasi çekişmelerin, içi boş söylemlerin, günü kurtaran politikaların peşindeyiz. Yerel yönetimlerle merkezi iktidar el ele vermesi gerekirken birbiriyle mücadele ediyor. İstanbul’un yönetim aklına en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde o akıl cezaevinde. Buna akıl tutulması demek yetmez, bu topluca bir cinnet hâli.
Oysa neye ihtiyacımız olduğu belli. Rant ekonomisini çözmek için saydamlığa ihtiyacımız var. İnsanımızın içinde güvenle yaşayabileceği sağlam binalara sahip olabilmesi için gelir ve yargı adaletine ihtiyacımız var. Şehir plancılarının ve Başkan’ın Silivri’de değil, belediyede, görevlerinin başında olmasına ihtiyacımız var. Kentsel dönüşümün hızlanmasına, ama bilimsel verilere dayanarak yapılmasına ihtiyacımız var. Bunun için de 150 milyar dolarlık dış kaynağa ve bu işi üstlenecek yüklenicilere ihtiyacımız var.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyorsak, o milleti yaşatmak ilk görevimizdir. Yoksa çoğumuz göçük altında kalacağız, binlerce insanımızı kaybedeceğiz ve ülke olarak kırk yıl geriye gideceğiz.
Bütün siyasi partilere, belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına ve halkımıza çağrı yapıyorum: Depreme karşı ortak akılda birleşin! O gün yaşadığımız sarsıntıyı birlik ve kardeşlik için bir fırsat sayalım.
Çünkü başka Türkiye yok.
Müjdat Güler