Blog

Babalar ve evlatlari birbirinden ayirmayalim …!!

Silivri’deki Babalar ve Evlatlari

Bugün 17 Haziran

Babalar gunu !!

Babalarin ve cocuklarin en mutlu oldugu gun…!!

***

Silivri’de ve tum hapishanelerde yatan babalar…

En büyük hazineleri olan evlatlarından ayrı kalmanın işkencesini çekenler…

Mahpusluğun yanında, kahredici evlat özlemi…

***

Silivri’de yatan babalar…

Parmaklıkların dışındaki evlatlar…

İlkokul öğrencisinden, dünyanın en parlak üniversitesindeki hocaya kadar, her yaştan kızlar!

Bu yazı onlardan sadece bir iki örneği anmak için yazıldı…

Evlada karşı duyulan sevginin ne olduğunu bilen…

Yaşamını, çocuklarının mutluluklarında gören biri tarafından.

***

Mustafa Balbay…

Gazeteci yazar…

Yağmur…

Daha çok küçük, ilkokul öğrencisi…

Babasından ayrı kaldığına ağlıyor, sevgisi cama çarpıyor, durumu anlamaya çalışıyor.

Tuncay Özkan…

Gazeteci, yazar…

Nazlıcan…

Ergenlik çağında, lise öğrencisi…

Kendi sorunlarıyla, okulla uğraşırken babasını özlüyor.

Dursun Çiçek…

Albay…

İrem…

Avukat oldu, babasını savunuyor…

Kışladan Hasdal’a, Albay Dursun Çiçek Vakası adıyla bir de kitap yazdı.

Çetin Doğan…

Emekli Orgeneral…

Pınar…

Harvard’da başarılı bir hoca, eşi ünlü ekonomi profesörü Dani Rodrik’le birlikte Balyoz, Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçeklerdiye bir kitap yazdı.

Ve Ali Tatar…

Haksızlığa uğradığı düşüncesini kaldıramayarak intihar eden Yarbay…

Kızı Gökçen’e, “Canım kızım, çok iyi çalış, iyi yerlerde ol ki, benim hesabımı sorabilesin” diye vasiyeti var.

***

Silivri’deki babalar, eşleri, oğulları ve kızları:

Yukarıdaki örnekler kamuoyuna yansıyan, aysbergin görünen yüzünün bir bölümü…

Kimbilir suyun altında, dört duvar arasında, parmaklıkların ardında, bilemediğimiz, göremediğimiz, duyamadığımız daha ne trajediler var!

Bir zanlıyı, bir tutukluyu, bir hükümlüyü hapse attığınızda:

Bir eşi, bir evladı, bir babayı, bir anneyi, bir kardeşi, tüm bir aileyi, üstelik de kişi daha yargılanırken hüküm giymeden cezalandırıyorsunuz!

Emre Kongar…!!
———————————

Emre Kongar olayi , cok guzel anlatmis , bu yaziyi 1 Mayis’ta yazmisti bugun Babalar gunu nedeniyle hem onu hemde Silivri’deki Babalari ve onlarin disardaki evlatlarini analim istedim ..

Dusunce sucunun yargilanmasi demokrasilerin en ayibidir, insanlar dusuncelerini soyleyebilmeli, Askerlerde kurmay olanlari Demokrasiye gelebilecek tehlikeler icin Kurmay olarak aleni bir sekilde demokrasiyi koruyacak konusmalar ve calismalar yapmali , eger bunlari aleni yapmaz ve bu haklari vermezseniz o zaman bu fikirler ve bu calismalar yer altina kayarki bunlar daha tehlikelidir, Birakin her kurum fikrini yerini ve makamini bilerek soylesin, ULkenin sorumlu patronlari siyasetcilerdir, yetkide onlarindir, Yapici tenkitlere onlarda acik olmali, her agzini acani , memurlastirilmis yargiclari ,medyasi ve mufettisleri ile susturmamalidir.. 

Barisa giden yolda onemli radikal reformlar yapacagiz en onemli reformlarimizdan biride Yarginin ehil ve bagimsiz olmasidir, bugun ehil ve bagimsiz bir yargic, Baba olarak dusunup, kacma ihtimali olmayacak bu insanlari tutuksuz yargilar , hizli ve adil yargilayarak neticeye giderdi…

Bu tabiki bir hayal ama ben bunu Hayal etmek istiyorum..
Cunku Babalar ve evlatlar ayri kalmasin, sorunlu evlatlar , ofkeli ve kin kusmaya hazir Babalar bu ulke icin yararli olmaz..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Yabanci sermaye , Turizm ve Global emlak pazari arasindaki iliski !

Degerli Arkadaslar

Dunyada kayitli yabanci sermaye pazari yillara gore degismekle birlikte 1.8 Trilyon $ civarlarinda , Yabanci sermayeden aldigimiz pay hic bir zaman icin % 1 leri gecmedi.. En iyi oldugumuz sene 22 milyar $ yabanci sermaye getirdik ki 30 yillik degerleri sattigimizda bile o yil zaten piyasalar iyi idi ve toplam pasta 2.2 trilyon $ idi oradada % 1’i ancak yakaladik…  

Burada en iyi olan Ornegin Amerika 150 milyar $ yatirimi iceri cekerken , kendi yatirimcisida disariya 250 milyar $ yatirim yapiyor , bizde ise Turk is adami henuz disarda yatirim yapmasi ile ilgili gereken mali ve manevi destekleri arkasinda bulamadigi icin iceriye yatirimda o oranda az oluyor..

Tum hedeflerimizi yabanci sermaye’de % 1 lere kitledik, bu rakama ulasamiyoruz ve bu rakama ulasmak icin planlar yapiyoruz, burada verilen tesvikler dunya standartlarinin ustunde olmasina ragmen , temelde yapmamiz gereken reformlari yapamadigimiz icin varlik icinde yokluk cekiyoruz…

Simdi gozumuzu Yurt disina emlak satmaya cevirdik oradada dunya pastasindan hic bir pay alamazken , gerek halkimizin kulturundeki degisim, gerekse siyasetcinin tavri nedeniyle yasalarda onemli degisiklikler yapildi, urunler guzel, ulke guzel, muteahhitlerimiz basarili , malzeme ureticileri basarili , mimarlar , muhendisler hepsi cok basarili ama urun tek basina mal satmak icin yeterli degil.

Global pazarlar  guzel urun yaninda , ulkedeki Global emlak almak icin gerekli yasal , teknik ve ticari alt yapinin olmasi ve devletin denetiminin ustunde olup, mali satan emlakci ve finanscilarin global pazarin sartlarina uygun olmasi gerekir.. Cozumleri  bu blog’ta ve medyada zaten paylastik…

Burada toplam pazara ve bizim bu paydan aldigimiz paya ve alabilecegimiz paya dikkati cekecegiz..


Aldigimiz pay burada % 1 lerde degil , oradada kayitli bir veri olmamasina ragmen pazar yaklasik 2.2 Trilyon $ lik bir pazar var.. Bu pazarin yarisida bize yakin bolgelerde olusmus vaziyette…


Bu pazardan aldigimiz pay eskiden cok komikti , Bindeler bile konusulmuyordu ama simdi Binde birleri yakaladik, cok degil 10 sene icindede % 1 ler yakalanacak..


Turizm- Yabanci sermaye ve Konut satislari birbirleri ile dogru orantilidir..

Bir ulke Turizm’de bes numara ise o ulkede Yabanci sermaye icin sartlari duzeltirse oradada iyi yerlere gelir, Yabanciya konut satmak icin gerekenleri yaparsa oradada dogru rakamlara ulasir..

Bu uc gorunmeyen gelir bize ilerdeki yillarda cok ama cok onemli avantajlar  getirecek ve bu uc sektor bizim Kaynak, istihdam , dis ticaret acigini cozdugu gibi , yabancilarin ulkede olmasi , verimliligi arttiracak, daha fazla turistin , daha fazla yabanci sermayenin ve daha fazla konut alinmasina neden oldugu gibi  dogru taninmamiza vesile  olacaktir , bir anda ulkeyi her yerde savunan ve iyi anlatan binlerce Hariciye vekilimizin olmasi , bizi yanlis taniyorlar, kendimizi anlatamiyoruz gibi sorunlarida cozecektir…
 …

Borsa, finans ve sanayi sirketlerimizdeki paylari satmada % 50 barajina cok dikkat etmek gerekir , bu oranlardan daha yukari yabanci sermaye payi ekonomik bagimsizligin kaybina neden oldugu gibi siyasi bagimsizligimizi tehlikeye sokar, yabancinin azi zarar, cogu zarar, ortasi karardir..

Bu acidan ulkede yapilmasi gereken Radikal reformlari yapmamiz ve yabanci sermaye ile yabanciya emlak satisinin onunu acmanin sadece yasalara bagimli olmadigini bilerek halk , devlet is birligi ile kaynak, istihdam ve dis ticaret acigini cozecek bu iki can simidine sarilmamiz gerekmektedir..

Tabi bunlara sarilirkende akilli , bilgili ve hesapli olmak durumundayiz , sonucta dengesini bilemezsek Osmanlinin kapitulasyonlari veya Meksikalinin Texas’i olabiliriz..  Her seyin ayarini bilmek neyin yararli neyin zararli oldugunu dusunerek, dengeleri iyi hesap edecek yararli yabanci sermayeye ve ucuza buyuk toprak satmak yerine yabanciya is yeri ve konut satmaya acik olmaliyiz …

Sevgi, saygi ve selam ile


Mujdat guler


guler1@aol.com

Sanayi olmedi, inovasyona ve teknolojiye dayali sanayi’ye gecildi !!

Zaman zaman bakıyorum sanayi deyince hafife alıyorlar. Hatta bazen ‘onun dönemi geçti’ şeklinde konuşanlar görüyorum ve hayret ediyorum.  O bakımdan sanayiye biz muhakkak önem vermek durumundayız. Muhakkak sanayiye önem verirken de teknolojiyi üreterek, bilimi üreterek, teknolojiyi, ürettiğimizi biz dışarı transfer edecek şekilde sanayiye muhakkak önem vermemiz gerekmektedir. Gerçek reel sektör bir sanayidir, bir de tarımdır.

——————
Bazen ‘Sanayi öldü’ diyorlar. Sanayi ölmüyor aslında, o işi yapan insanın zihni ölüyor. O aslında günün dışında kalmış, hala babasının, dedesinin, amcasının yaptığı sanayi şeklini aynı şekilde yapmaya devam ediyor. Kendi ölüyor ondan sonra da ‘sektörüm öldü’ diyor. Aslında sektör ölmüyor.  O zaman yapacağınız şey şu; tabii ki teknoloji ağırlıklı, yüksek teknolojiye, inovasyona, yeni buluşlara önem veren bir sanayiye geçmemiz gerekir bizim. 
Silikon Vadisi’ni ben daha evvel görmüştüm. Niçin o zaman bu sefer özellikle gitmek istedim? Yeni sanayinin, yeni faaliyet alanlarının hangi istikamette geliştiğini Türk gençliğine, Türk halkına, Türk sanayicisine gösterebilmek ve bu uğurda yeni bir uyanış, bilinçlenme katkısı yapabilir miyim diye gittim oraya.

                                                         —————————- 

Şimdi size soruyorum, cebinizde veya çantanızda taşıdığınız iPhone veya iPad’ler, bunlar sanayi mi değil mi? Gittiğinizde bakıyorsunuz ortada bir tane fabrika yok ama 2 bin tane mühendis var. Google’a bakıyorsunuz, ortada bir tane benzin, mazot görmüyorsunuz, ama 3 bin tane orada mühendis çalışıyor. İşte bundan sonra bu şekilde sanayinin kayması gerekir. Adı yine sanayi olur, teknoloji olur, başka şey olabilir ama bizim bu yüksek teknolojiye dayalı bu alana atlamamız lazım.

                                                —————————————–

Son 1-2 yıl içinde en çok konuşulan konular girişimcilik, inovasyon ve Ar-Ge oldu. Herkes bunun farkına varmaya başladı. Üniversiteler yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Şu anda 40′a yakın teknopark bulunuyor. Bunların 30-35′inin çok aktif. Yeni teşvikler hep bunları destekleyecek yöndedir ve muhakkak bunun neticesi de yakında alınacaktır.
Bugün hala çok gerideyiz. Bütün başarılarımızla övünebiliriz ama o sayfayı kapatıp başka bir sayfaya baktığımızda bizim ihracatımızın içinde yüksek teknoloji ürünün payı yüzde kaç dediğimizde, o zaman şöyle başımızı önümüze eğeriz. Dolayısıyla bu payları artırmak için, Türkiye’de kullandığımız yüksek teknolojiye dayalı ürünleri kendi ürünlerimiz haline getirebilmemiz için sanayicilerimize düşen görev, bu alanda daha çok teşvik, daha çok bu alana yönelmek, belki klasik sanayiyi devam ettirirken bir de ona paralel geleceğin sanayisine veya geleceğin iş alanlarına teknoloji ağırlıklı yatırımlar yapmak olacaktır.

Abdullah Gül
Cumhurbaşkanı.

Prof. Dr, Guntekin Koksal’dan …..!!!

“Sayın Başbakan,

 Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım. 77 yaşında bir işadamıyım. Devlet bursu ile Avrupa’da okudum. Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman’da olmak üzere 17 sene TPAO’da çalıştım. 34 senedir de 1974′te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum.

SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen’de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen’de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var. Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim. Sigortasız adam çalıştırmam. Vergi kaçırmam… Köklü bir aileden geliyorum. Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir. Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım. Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım. Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum. xxx Allah’a inancım tamdır.. Allah’ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım.

 Türkiye’den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum. Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki hiç iyi görmüyorum.

Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum. Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanatlar veriyorsunuz. Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur. Ülke bölünüyor… Biz ve onlar diyorsunuz. Bu ne demek? Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir. Kendinize hâkim olun! Xxx Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim. Babanız yaşındayım.

Üniversitede hocayım. Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.

Sayın Başbakan! Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum: Bugün çok güçlüsünüz. Ya yarın? Allah bilir!!! İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar. Tarihte bu husus defaatla sabittir.

Ancak şu atasözünü hiç unutmayın! “Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var” “Keskin sirke küpüne zarar verir!” Sinirlerinize hâkim olun! Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın. İnsan kalbi sırça gibidir. Kırdığınızda tamiri imkânsızdır. Çok ağır konuşuyorsunuz. Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın! Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının “evet efendimciler“, “dalkavuklar” tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım. xxx Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir beyan etmeyin, danışın, öğrenin. Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın! Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar. Sadece sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin! Bugün birçok kamu müessesemizin işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum.

 Kadrolaşmayın! Sadece sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin. “Hayır! Yapmıyorum!” demeyin. Ben Ankara’da yaşıyorum. Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir. ( Gercekden bu tiplerin sayısı hergun artıyor , zararı RTE’ na da olacak…) xxx ** Diktatörleşmeyin ! ** Milletvekillerinize dahi beyanat vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın. Sadece türban serbestliğini Anayasa’mızda değiştirmek dahi AB’ye girmemize büyük bir engel olacaktır. Laikliğe, sizin tabiriniz ile ciğerden inanın, güvenin. Laiklik dini özgürlüklerin değişmez kanunudur. Bir hadis-i şerif diyor ki: “Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder.” Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri’nin öğütlerini bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.

Saygılarımla…

Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding Yönetim Kurulu Başkanı

.