Blog

Aziz NESİN ‘i olum yildonumunde rahmetle aniyoruz !!!

Gencligimizin ilk yillarinda Aziz Nesin;i okumaya basladik, hayata basladigimizda yasadigimiz olaylar bize hic garip gelmedi, cunku bize bunlari Aziz Nesin anlatmisti…

Okulda okuduklarimiz teori idi onun kitaplarinda ise bize vaka seklinde olaylar pratik olarak anlatiliyordu…Onun sayesinde hayata cabuk adapte olduk, esprileri ile yarattigi sahislar ve yoneticiler hayatta her gun karsimiza cikti , biz onlari taniyorduk onlar ise bizim onlari tanidigimizi bilmiyordu ve bunlar hep bizim icin avantaj oldu bize bu sansi saglayanda Aziz nesin’di..

Bu konusmasinda ;

Yasadigi cevre ve egitimi nedeniyle imam hatiplere karsi buyuk bir tepkisi var bu demek degilki her imam hatipli devlet dusmani olacak ve iran ile suud’un  etkisi altinda kalacak , devletin tum kurumlarini ve askeriyeyi ele gecirmeye calisacak …

Bu kisiler siyaset yapmak istediler ikide bir partilerini kapattik, belediye baskani oldular, yargi ile baskanligini elinden aldik, onlari koseye sikistirip sistemden atalim derken , kendi elimizle yaptigimiz dikta anayasasinda padisahin muhru koseye sikistirilmis insanlarin eline gecince ne yazikki bugun o korkulan tablo yasanmaya baslandi.. Eger ulke demokratik bir anayasa yapmis olsa, siyasi partiler bagimsiz olsa, lider milletin vekilini atama yetkisi olmasa bunlarin hic biri olmazdi…

Burada abartarak anlattiklari ne yazikki uygulamada onu hakli cikardi…

Islamin bir devlet yonetim bicimi olarak algilanmasi ve islam cumhuriyetileri demokrasiye yapilan en buyuk haksizliktir.. Demokrasi ancak laiklik ve liberal ekonomi ile kendini gelistirebilir..

Ulke olarak bir yerde orta noktayi bulmamiz lazim.. Tekke ve zaviyeleri kapattik ancak sonra actik, imam hatiplere , basortusune karsi demokrasi icinde olmayacak sindirme ve koseye sikistirma mucadeleleri verdik, onlarin cogu yanlisti,devletin kurumlarini, yargiyi bu kisilere karsi kullandik,  bugunde gucu eline gecirenler ayni seyleri yapiyor, ulke kendi icinde bir hesaplasmanin icinde..

Bunlarin hepsi gereksiz ve anlamsiz , asgari musterekleri laikligin cevresinde bulup tum dinlere ve dusuncelere ozgurlugu saglayip , saydam olup, demokrasiyi gelistirmeye zaman ayirmaliyiz…

Askerin yaptigi anayasa ve kominizmin onunun din ile kesilmesi modeli iflas etmistir.. Yargi sag ve sol kavgasinda taraf olmustur o yuzden siyasetin emrine verelim ve onlari memurlastiralim bu arada ekonomik ozgurluklerini ellerinden alalim , memurlastirmayi kabul etmeleri icinde her ile hocasiz hukuk fakulteleri acip bilmez kisileri hukukcu yapalim anlayisida iflas etmistir..

Taraf olmak yerine birbirimizi kabul etmek durumundayiz, Aziz nesin’in konu ettigi durum bazilarina gore simdi gerceklesmistir bana gore ise islam cumhuriyeti modelinin turk halkina kabul ettirilmesi imkansizdir, halk ulufeden pay almak icin tamam agam der ama bir yere geldiginde hop dedik diyecegini bilenler bu yuzden “ilimli islam ” modelinin ilerisine gidemez..

Hos modern hayat insanlari icine cektiginde insanlar ekonomik ve teknoloji olarak milenyum cagini yasarken , altinci yuzyila geri donmezler.. Deki donecegiz deselerde bu millet onlari tukurukle bogar zaten , bakmayin % 50 alinan oya, bu ulkede islam cumhuriyeti isteyenler AKP icinde % 2 bile oy oranina sahip degildir..

Her iki tarafta kebi onune koyup hatalarini gormek durumundadir, taraf kelimesi bile yanlis esasinda, hepimiz ayni geminin icinde oldugumuzu gorup ;

Intikam ve rovans kelimelerini lugatlardan silmek icin hosgorulu olup, artik bu kavgalara bir son verelim diyorum .. Neyi paylasamiyoruz, neden ve nicin kavga ediyoruz.. ? Cozum Demokrasiyi gelistirip, Laik ve saydam olan bu cennet vatanda irk -din ve dil kavgalari yapmadan
“Ne mutlu Turkiyelim diyene ” diyerek yasamayi becermek olmalidir.. !!

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Rifat hoca’nin olum yildonumu, ruhu sad olsun !!

Degerli Arkadaslar

Rifat Ilgaz’i yazdigi eserler nedeniyle tanirdim.. Kendisi ile 70 li yillarda tanistim.. Hos sohbet dolu dolu yasamis gormus ve bilgili bir insandi… Onemli eserler yazmisti ve bunlarin icinde “habamam sinifi ” onu herkesin tanimasina ve sevmesine sebep olmustu…

Bir isletmemizin bulundugu Cide ilcesinde yasamaya baslamisti , 80 senesinde ihtilalle birlikte tum gozler ondaydi… Insanlar ona cuzzamli gibi bakiyordu, aydin bir insandi ve her karanligin basladigi yerde o kalemi ile insanlari aydinlatmasin diye hemen hapse atiliyordu..

O seferde oyle oldu ve gene askerler onu alip gitti, gene eziyetler cekti ve cikti .. Onda bu olaylarin ters etki yapmadigi gibi hep vatanini ve insani sevdigini gordum..

Cok degerli bir insandi , sagliginda hemsehrileri ona gereken degeri ve  onemi vermediler..
Olmasi gereken zamanda yaninda olmadilar , hatta onu uzecek davranis ve hareketlerin icinde oldular..

Simdilerde oglu Aydin Ilgaz kitap evi acip babasinin eserlerini iyi tanitiyor , hemde onun anisina Cide’de bir ev yaptirdi, senlikleri her sene muntazam yaptirip, sagliginda verilmeyen degeri tekrar kazandirmaya calisiyor .

Bugunde aramizdaki degerleri hapislere atiyoruz, disarda olsalarda zulm ediyoruz.. Aydin insana yasama sansi vermiyoruz, toplumda liderler hep tek tip insan gormek istiyor, farkliliklara tahammul etme tabandan baslayarak yukariya dogru cikiyor..

Herkes kendi goruslerinin en mukemmel oldugunu dusunuyor..

Insanligin gelistigi yerde hala Milliyetcilik prim yapabiliyor, en buyuk biziz mantigi , megalamonluk, nefret ve hirs milliyetcilik ile birlesiyor, en buyuk ulus bizim ulusumuz diyerek tum insanlara ve uluslara saygisizlik yapildiginin kimse farkinda degil..

Din olayindada en buyuk din bizim dinimiz , en iyi din bizim dinimiz diyerek hosgoruden uzaklasiyoruz, allahin yolladigi kitaplara ve peygamberlere inaniyorum diye bes vakit namazda dua ediyoruz sonra diger din mensuplarina gavur diyoruz…

Velhasil cahil olmayi cok iyi beceriyoruz, cehalati o kadar ileri getirdikki, ekonomi fakultelerinde iktisat nosyonuna sahip olmayan iktisatcilar, hukuk fakultelerinde hukuk nosyonuna sahip olmayan hukukcular uretip caldim cayira mevlam kayira diyoruz..

O yuzdende degerlerin kiymetini bilmeyip , yillar sonra onlari ozel haftalarla aniyoruz..

Keske bu insanlari yasarken anlayip , hak ettikleri degerleri yasarken verebilsek..

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

guler1@aol.com

Gelir dagilimi dengesi bozuldukca suc oranlari artar….!

ALİ ŞEN HIRSIZLIK OLAYLARINA İSYAN ETTİ – Dipnot.Tv

Degerli Arkadaslar

Turkiyemizi Turizm , Finans , Emlak ve sanayi alaninda dunyaya acip , yasanabilir , sorunsuz ve guvenilir bir ulke olmasini hedefliyoruz..

Ihracatimiz artiyor, dunyada buyume hizinda rekorlar kiriyoruz, ulkenin her tarafinda gokdelenler yapip, alis veris merkezleri aciyoruz..

Evet zenginlik geliyor ancak bu geliri adaletli dagitamiyoruz.. Topladigimiz vergilerin hala % 25 ini vergi alamadigimiz kisilere faiz diye dagitiyoruz..

Ozellestirme yaptik ancak hep kar eden isletmeleri sattik,  bu isletmeler ulkeye hem gelir getiriyor hemde istihdama onemli katkilar sagliyordu o sansida kacirdik… Yillik karlarina baktigimizda miras yedi gibi ne kadar ucuza sattigimizi goruyoruz…

IMF borcunu odemek durumunda kaldik , hem pahali idi hemde onlarin istedikleri yeni radikal reformlari kabul etmedigimiz ve denetimi saydam hale getiremedigimiz icin kabul etmedik odedik..

Odedigimiz tum para 23.5 milyar $ ancak bu iktidar doneminde yaklasik 100 milyar olan dis borcumus  300 milyar $ sinirina geldi  10 yilda borclarimiz uc misli artti..

Bunun onemli bir kismi ozel sektorun borcu ve borcun kisa vadeli olanlarida rahatsiz edecek boyutlarda..Faiz odemeleri hem devleti hemde ozel sektoru uzuyor…

Vergi aflari, mali aflar, nerden buldunsa buldun hic onemli degil felsefeleri ekonomide rahatlik yaratti ancak zenginle fakir arasindaki ucurumlari arttirdi..

Iste bu rant ekonomisi zenginleri ulkede fakir halkin gozune baka baka israf ekonomisinden vazgecmedikleri icin sokakla serveti baristirmakta sorun yasiyoruz..

Calarak yaptilar anlayisi insanlari suca tesvik eden onemli unsurlardan biri , onlar benden caliyor bende onlardan calarim anlayisi yerlesiyor..

Hapishanelerimiz birer suclu uretme merkezi olmus vaziyette. Devlet sik sik aflar cikartiyor , teror  ve suc orgutleri icin sokak cocuklari , hapishaneler birer uretim merkezi..

Bu hirsizliklari yapanlar basit hirsizlar ama bunlar zaman icinde daha buyuk hirsizliklarin siyasette, finansta, uyusturucu ticareti, arsa vurgunlari, orman ve hazine arazilerinin gaspinda oldugunu gorup gravat takarak gunduz calismaya basliyorlar..

Turkiye saydamliga gecip, tepeden itibaren siyasi partilerini gelirleri itibariyla saydam yapmaz, hesap verilebilir hale getiremezse, mal beyanlarini saydam yapip, harav ve rusvet gelirlerine mani olmazsa, butcesindeki aciklari tamamen kayit disi , uyusturucu gelirleri ve kacakcilik gelirlerine baglarsa sonucta ulke suc cenneti olur..

Gelir dagilim dengesini saglamak icin denetimi ehil ve bagimsiz yapip, vergi oranlarini asagiya cekip , kumese herkesi sokmak durumundayiz..

Vergilerin cogunu orta gelir ve alt gelirdeki insandan alarak gelir dagilim dengesini bozmaya devam ediyoruz..

Bu sartlarda teroru cozmemiz mumkun olmaz, turizmi gelistiremeyiz, emlak alanlar ulkeyi guvenilir bulmayabilir , finans merkezi olma hayalimiz sona erer, yatirimci cekmede zorlaniriz..

Tavuk su icer allaha bakarmis , toplumsal olaylarda

Enistem beni niye optu diye dusunmemiz gerekir..

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

guler1@aol.com

Aziz yildirim’i dogru ve guvenli yargilayabildikmi ?

Degerli Arkadaslar

Bir yil evvel sike sorusturulmasi baslatildi .. Sureci hep birlikte izledik.. Aziz yildirim ve avukatlari bu olayin bir komplo oldugunu ve isin altinda ticari cekismeler ve Fener baskanligi oldugunu guzel anlatti ve kamu oyunun onemli bir bolumunu yanina almasini bildi…

Davada o saatten sonra kimse delile bakmadi, emniyetin hazirlik sorusturmasinda ne bulmus, neden yargilaniyor hic gundem yapilmadi…

Bir yildir icerde kaldi, daha once ciksaydi en azindan kamu oyunu  aydinlatir, kendini daha rahat savunabilirdi, ayni sekilde  Adalet bakanligida  kamu oyunu aydinlatarak devam eden davalari lehe dondurme gayreti yapmak yerine taraflar saydam olur, durusmalar TV’dan verilir ve internete durusma tutanaklari ve deliller konulabilirdi….

Bunlarin hic biri yapilmadi  mukemmel olan  dava cok hizli ilerledi, bugunde karar cikti.. Simdi ust mahkemeye gidecek ve ona gore ya onanacak ya esastan bozulacak yada bazi bolumleri kabul edip bazi bolumleri bozularak tekrar yerel mahkemesine geri donecek…

Bu prosedurler yaninda davalinin tutuksuz yargilanmasi ve yuksek mahkeme safhasinda hem hazirlik yapabilmesi ve hemde kamu oyunu aydinlatip, verilen kararla ilgili gerekceli karari gordugunde kendi ile ilgili rahatlikla ilave delilleri bulabilme sansinida yakalayabilecektir..

Bu dava Turk hukukun ve siyasetin  alnina surulen bir lekede olabilir veya yarginin guven kazanmasinada neden olabilecek onemli bir yol ayrim davasida olabilir…

Bunu anlamak icin sirasi ile

1. Gerekceli karari gorup , deliller tek tek TV lerde , hukuk fakultelerinde , hukukla ilgili sitelerde ve Barolarda tartisilmali , taraftarlarda formasini cikartarak olaylara hukuk gozuyle bakabilmeli ,
2. Kamu oyu aydinlatilmali, bilgilendirilmeli ….!

Bunlar yapildiktan sonra yuksek mahkeme karari bilinclendirilmis halkla birlikte beklenilmeli …

Eger bu davada Aziz yildirimin hic sucu yoksa ve Mahkeme kararlari delile dayandirilmadan verilmisse o zaman utanmamiz ve cok korkmamiz gerekiyor… Arkasindaki siyasi , ticari ve diger baskilarin tespit edilmesi gerekiyor…

Yok deliller dogru , karar yerinde ise ve yuksek mahkemedede onanirsa o zaman kamu oyu kendisini aldatan yoneticiler, medya mensuplari ve klup idarecilerinin nasil yanlarinda olmuslarsa bu sefer karsilarinda olmasi ve onlarla resmen alay eden yapinin karsisinda olmalidir..

Dogru ve guvenli yargilamayi saglayacak

Hakimin bagimsizligi olmadigi gibi, hakimlerimiz ehil degil bu sartlarda verilmis kararlara kamu oyu dogal olarak inanmiyor ancak her inanilmayan ve kamu oyu destegi almamis kararlar sonucta yargiya olan guveni biraz daha asagiya cekiyor, siyaset kurumuda buyuk yaralar aliyor..

Yerel mahkemede yapilamayan saydamlik, kamu oyunu bilgilendirme , Hukuk fakultelerini, barolarin ve medyanin destegi bu ara donemde verilmeli …

Taraftarlik duygularindan arinip

Dogru ve guvenli yargilamaya giden yolun , yargiya guvenle saglanilabilecegini dusunup bu davada saniklara verilen cezanin gerekceli kararlarini okuyup , olayin takipcisi olmak gerekmektedir…

Bu dikkat ve tarafsiz gozle olayi incelemek ulkeye cok sey kazandirabilir…

Biz Bankalar yolsuzlugu, Susurluk , Deprem gibi kamu oyuna mal olmus davalarda hep iskaladik ve suclari bir gunah kecisi bulup onlara yukledik, elimizi yikayamadigimiz ve dogru guvenli yargilama yapamadigimiz icinde bir turlu iki yakamizi bir araya getiremedik…

Bu acidan Turkiye olarak “Sike ” davasinda dogru ve guvenli yargilamayi saglamak icin tarafsiz hakem olup, delilleri ve gerekceli karari iyi inceleyen hukukcular kamu oyunu aydinlatmali ve ozelestirilerimizi dogru yaparak suc varsa geregini yapip, eger ortada suc yoksa kisilerin hurriyetlerini ellerinden alan sistemde sorumlularin ustune gitmemiz gerekmektedir…

Elimizi yikamadan gecen olaylar bizi artik her pisligi kabul eden dengesiz bir toplum haline getirdi..

Top onumuzden geciyor, gerekeni dogru yaparsak ulkeye buyuk katki vermis oluruz..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

guler1@aol.com

Ganali Italyan Mario, Devrekli Alman Mesut !!

Degerli Arkadaslar

Dun hep birlikte guzel bir mac seyrettik… Gana kokenli Italyan milli takiminin oyuncusu Mario ile Devrekli Alman Mesut macin gollerini atan oyuncular oldu..

Mario’nun ailesi gecim nedeniyle evlatlarini Italyan aileye evlatlik vermis.. Mesutun aileside Bati karadenizdeki is imkanlari olmamasi nedeniyle Alamanyanin yollarini tutmus..

Her iki ulkenin vatandaslari  bu iki elcileri ile ne kadar ovunse azdir..

Onlar hem vatandasi olduklari ulke ile ozdesmis, bayraklarina , ulkelerine ve formalarina layik oyun oynadilar.. Hemde kokleri olan ulkelerin cocuklarina guzel ornekler olup, bizde cok iyi seyler yapabiliriz diyerek guven saglamistir..

Global dunyada geldigimiz yer acisindan bu sahneler bu oyuncular dunya barisi ve yasadiklari ulke ile uyum saglamalari acisindan digerlerine buyuk ornek olabiliyorlar..Tabi Milliyetci kesim tarafindanda onlari oraya atan ruzgarlari cozmek yerine, neden bu ulkelerin milli takimlarinda oynuyorlar diye tenkit ediyorlar..

Insan global olmada devletleri zorlayacak , renk, irk kavgalari zamanla asgariye inerken dunya global olma yolunda tek tanrili dinlerinde yok aslinda birbirimizden farkimiz hepimiz tek tanrili dinleriz , hepimiz kuzenleriz dediklerinde dunyaya baris ve refah gelecektir..

Bugun ne yazikki dunyada en buyuk prim yapan ekonomi kotuye gidip, siyasiler iyi yonetim gostermedikce, milliyetcilik one cikiyor, kayit disi arttikca din ticareti daha one cikiyor..

Bu acidan demokrasi , saydamligin onunu kapatmak icin gucu ele gecirmis siyasi ve ekonomik diktatorler dini kurumlarida yanlarina alarak milliyetciligi one cikartip, din-siyaset ve ticaret ucgeni tum dunyada sistemlere hakim olmaya devam ediyor, bu nedenle dunyaya baris ve ekonmik refah tam anlamiyla saglanamiyor..

O yuzden Mariolari ve Mesutlari sevelim onlari takdir edelim ..Global olma yolunda insanlarin baris icinde yasamasinin yollari boyle asilacak bu ornekler insanoglunun geldigi yerde hepimiz kardesiz ve bu dunya hepimizin anlayisini beyinlere yerlestirecektir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

guler1@aol.com

Türkiye’nin on altıncı büyük ekonomi olmasının anlamı ne?

TEPAV | Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı | Şimdi 16 ama daha önce 15

Sıradan vatandaş açısından Türkiye’nin on altıncı büyük ekonomi olmasının anlamı ne? Soruya yanıtım çok kısa: Hiçbir önemi yok.
Bazen –umarım sadece bazendir- anlayışım çok kıtlaşıyor ve takılıp kalıyorum. Bir türlü anlayıp ilerleyemiyorum. Bu zafiyetimin en güncel örneği, şu Türkiye’nin dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisi olması ‘meselesi’.
Hazine Müsteşarlığı’nın her hafta güncellenen, bilgi vermek açısından çok yararlı olan ve müsteşarlığın internet sayfasından ulaşılabilecek ‘Türkiye Ekonomisi’ raporu ‘Türkiye ekonomisinin dünyadaki yeri’yle başlıyor. 2010 sonuçlarına göre Türkiye, dünyanın on altıncı büyük ekonomisi. Bu büyüklük elbette yabancı yatırımcılara Türkiye pazarı hakkında önemli bir bilgi veriyor. Ayrıca dış ilişkiler açısından da Türkiye’nin büyük bir ekonomi olması önemli. Peki, sıradan vatandaş açısından Türkiye’nin on altıncı büyük ekonomi olmasının anlamı ne? Soruya yanıtım çok kısa: Hiçbir önemi yok. Neden yok?
İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkeler listede yer almıyorlar. Ekonomileri yeteri kadar büyük değil çünkü! Sanıyorum, sıradan kişileri derinden etkileyen ve ilgilendiren hemen her konuda olumluluk açısından dünyanın en önünde gelen bu ülkelerin vatandaşları çok üzülüyorlardır en büyük ilk yirmi ekonomiye sahip ülke arasında yer almadıkları için. Öyle ya, listede İran on yedinci, Meksika on birinci, Çin ise ikinci sırada. Uyuşturucu baronlarının sürekli cinayet işlettiği Meksika vatandaşlarına, baskı altında yaşayan Çin vatandaşlarına, saçları bir miktar göründü ya da pantolon giydiler diye karakola davet edilen İran kadınlarına bakıp iç geçiriyorlardır; “Hele de ne güzel yaşıyor büyük ekonomiye sahip Meksika, İran ve Çin vatandaşları” diye.
İki ülke düşünün. A ülkesinin ekonomisinin büyüklüğü 100 mangır, B ülkesininki ise 75 mangır olsun. Yani, A çok daha büyük bir ekonomi B’ye kıyasla. A’nın nüfusu 100, B’ninki 25 ise hangi ülkenin insanları daha zengin sizce? A ülkesinde kişi başına gelir 1 mangır. Oysa B ülkesinde kişi başına gelir 3 mangır. Kişi başına gelir açısından B ülkesi A’ya kıyasla üç kat daha zengin. Demek ki ekonomik büyüklük bir şey ifade etmeyebiliyor vatandaşların zenginliği açısından.
Açık ki kişi başına gelir karşılaştırması, ekonominin büyüklüğüne göre yapılan karşılaştırmadan daha iyi. Şu durumu düşünün: Kebapçıda oturuyorsunuz. Toplam elli kişi var. Orada olanların toplam geliri 50 lira olsun. Bunu, oturan sayısına böldüğünüzde, ortalama kişi başına gelir 1 lira oluyor. Şimdi, içeriye Türkiye’nin en zenginlerinden biri girsin. Bu kişinin toplam geliri de 450 lira olsun. Artık kebapçıda elli bir kişi var, bunların toplam geliri 500 lira. Bu durumda, kebapçıda oturanların ortalama kişi başına gelirleri 9.8 liraya çıktı. Vay canına! O zengin gelmeden önce kebapçıda oturanlar, zenginin gelmesiyle birlikte birden 9.8 kat zenginleşmiş gibi oldular. Ne yazık ki, rüya fazla sürmeyecek; zengin kebabını yiyip terk edince orayı, eski hamam eski tas olacak; elli kişin kişi başına geliri tekrar 1 liraya düşecek.
Demek ki, vatandaşların zenginliğini ölçmek açısından bir ekonominin ne kadar büyük olduğu ölçütü hiç mi hiç yeterli değil. Ondan daha iyi bir ölçüt olan kişi başına gelir ölçütü de yetersiz bir ölçüt. O kişi başına gelirin nasıl dağıldığı çok daha önemli. Birkaç zenginin mi elinde, yoksa adil sayılabilecek bir dağılım mı var vatandaşlar arasında. Demek ki hem kişi başına gelir düzeyine hem de bu gelirin nasıl dağıldığına bakmak gerekiyor. Bu ölçütler de yetersiz kalabiliyor. Bu geliri yaratırken doğa tahrip edildi mi? Soluduğumuz hava, içtiğimiz su nasıl? Ne gam. Biz on altıncı büyük ekonomi olmakla övünelim. Ya da ama daha önce on beşinciydik diye polemik yapalım. Kolay gelsin.
Dr. Fatih Ozatay

“Fener-Balat-Ayvansaray ” Kentsel donusum projesi !!

Degerli Arkadaslar,


“Fener , Balat, Ayvansaray “yenileme projesi kentsel donusumde tarihi dokuya zarar v.b nedenlerle iptal edildi.


Bu karardaki eksikliklerin icindeki hatalarin  duzeltilip, bu sefer bolgenin tarihi -turistik-dinsel avantajlarini iyi dusunup orada laz muteahhitligin biraz gelismisi olan, arsa sahibi yerine TOKI’nin gectigi kat karsiligi veya kar paylasim modelli insaat yapmanin sadece bir insai islem oldugu , bolgenin avantajlarinin ve en yuksek katma deger elde etmenin yollari dusunulerek bu sefer katilimci bir proje uretilmelidir.. 


Bu katilimda tabiki TOKI siyasi kanadi temsil edebilir ancak burada olmazsa olmaz dedigimiz ,  rum -ermeni kokenli vatandaslarimiz ve yurt disindaki rumlarin ve ermenilerinde katilimi ile proje uretilmesidir ..


Bu bolge hosgoru -sanat ve tum dinlerin bir arada yasayabilecegi eskiyi anlatan icinde % 99.9 u musluman olan , icinde % 90 anadoludan istanbula gelmis insanlarin kafasina gore uretilmemeli , atalari bu bolgede yasamis yabancilarin ve din olarak % 50 si musluman , % 50 si diger dinlere ait mukemmel bir yer olabilir .


Yeni hukumet her seye konut yap ticari acigi kapat, goruntu kirligini yok et diye bakiyor, mimarlar odalari ve muhalefet ise  gecmisten kalma sol kafalari ile tas tas ustune dikme ama itiraz et mantiginda…


 Bu proje mevcut siyasi parti, muhalefet , odalar ve yargi icin cok ama cok buyuk bu bolge o kadar buyuk tarihi hazine ve bu projenin katilimli ve dikkatli hazirlanmasi halinde ulkeye her yil anormal gelir ve itibar kazandiracak bizi globallestirip cok onemli yerlere getirebilecek bir proje  olabilir…


istanbulun tarihi ozelliklerini korumasi 1500 yil istanbulun eski sahibi olan rumlarin , kapattiklari kapi adina “utanc kapisi ” dedikleri yer onlarinda icinde oldugu bir proje ile tekrar acilabilir.


Yabancilar gayrimenkul satisinda en avantaji bolgedir, kultur ve sanat merkezi olabilir.. Sanatcilarin yasadigi evlerin bazilarinin sanata hizmet ettigi bazilarinin klasik bar anlayisinin disina ciktigi alanlar olabilir , 


Yemek kulturundede global dunyanin mutfaklari ile osmanli mutfagininda oldugu cok anlamli ev lokantalari acilabilir..


Tarihle hic ilgisi  kalmamis artik kurtarilmayacak evlerde yikilir… 


Bu bolge agac ustalarimiz, insaat sektorunde yalitim, boya ve malzemede ne kadar gelistigimizi gostermesi acisindan cok yararli olabilir..


Yik , ustune gokdelen veya apartmanlar dik bu tarihi , dokusu ve ozellikleri olmayan ulkeler acisindan avantajdir, onlar Allahin yarattigi en guzel sehre hakim olmadiklari icin , kulun yarattigi en guzel sehir yapma pesindedirler..


Biz ise Allahin yarattigi bu guzel sehri nasil mahvederiz yillarca onun pesinde olduk..


Gecmiste siyasetcinin parasi yoktu oya ihtiyaci var, oy almak icin gecekondu tarzi yapilasmaya izin verdi, cunku siyasi partilerin tabanlarindada hem oy hem yonetim hemde ust kademeyi o gecekondulardan yetismis insanlar dolduruyordu , siyaset orman , hazine , vakiflar ve yurt disina gitmis ozel mulkiyetin malininda organize bir sekilde soyulmasina musade etti.. Simdi oralar cok kiymetli siyaset bu kiymeti bir tasla uc kus vurarak degerlendirmek istiyor..


Topragi satacak para alacak, oradaki insani sehirden uzaklastiracak rahat edecek , o kaynaklarla insanlarin baska isler yapmasini saglayacak, sehiri rahatlatacak,  bu aradada bu bolgelerde yapilacak insaatlarla istihdam ve uretim sorunlarina cozum arayacak..


Bunlarin hepsi normal ve normal karsilanmali, kamu oyununda bu projede bir tas atarak ilave imkanlarida  kazanma sansini yakalamasi gerekir.. Tarihi , kulturu, hosgoruyu,gorselligi , yabancilara satisi  , sanati , mimarlarimizin gelisimini, agac ustaligini, tarihi dokuya saygili yepyeni sehirler yapmayi biz burada eski istanbulun her dinden, her kokenden her milletten gelenleride projenin icine alma v.b fikirler yaratma olarak dusunebiliriz.. 


Kiliselerin ellerinde cok ama cok buyuk kaynaklar , siyasi imkanlar var, ben o yuzden bu bolgeye ne siyasetcinin baktigi gibi bir koyup uc alma gibi , yada bu projeyi iptal ettiripte ortaya yeni proje uretemiyenler veya bu ulke kendinin degilmis bende bir sey yapabiliirim , seyredeyim bak ben demistim diyenlerin gozu ile bakmiyorum..


Herkesin projenin icinde oldugu dogru bir proje uretilip, uygulanmasindan ve bunun ulkeye her yil milyarlarca dolar kazandirabilecek onemli bir yer oldugunu islemek istiyorum..


Anlatabildim ve biraz insanlari dusunceye sevkedildimse ne mutlu bana..


Sevgi, saygi ve selam ile


Mujdat guler


guler1@aol.com




www.novagroupusa.com