Blog

Mehmet Öz’ün Gafı ve Türk Kahvesi Gerçeği

Mehmet Öz’ün Gafı ve Türk Kahvesi Gerçeği

Howard Schultz Starbucks sirketini avrupa’da gorup esinlendigi kahve dukkanlarini ornek alarak bir dunya markasi uretti, icinde her ulkeden gelen kahve var, insanliga buyuk hizmet ederken kendiside cok onemli bir girisime imza atti, kahve yemenden gelir diye sarkilarimiz var, kahvenin bu tarz cekimini Misirlilar kendilerinin yaptigini soylerler, Turkler ve Yunanlilari yemek, icki ve muzik ile yasam biciminde ayri ulke olarak gormek bile yanlistir, onlar bir elmanin yarisi gibi birbirlerine benzerler, biz rum arkadaslarimizla oyleydik, ayni seylerden zevk alir, ayni hisleri paylasirdik, niko neyse bende oyleydim.. Onlara atlantigi bizden once astilar, burdada nufuslari 3 milyondan fazla, mecliste, senatoda , yerel yonetimlerde temsil edilirler, binlerce yunan lokantasi vardir, 30 senedir bu ulkede yunan kahvesine gidince greek coffee istenir, sonralari Turk lokantalari acildi ve Turk kahvesi istenir oldu, 1700 dukkani olan Floridada Publix’e gidin bu tarz cekilen kahveye Turk kahvesi denir, Mehmet oz ustelik orada direk Turk kahvesi demiyor ve sonuctada orada Yunan kisi bile programin icinde bu kahvenin Turk kahvesi oldugunu teyit ediyor, elimize bir firsat gectiginde vurun abaliya diyoruz bu biraz ayip olmuyormu ?
Mujdat Guler Orlando FL May 30 2013 

Kuvvetler ayriliginin dunu ve bugunu !!!

Degerli Arkadaslar

Biz Turkler genelde  Tum gucu devlet yonetiminde bir kisiye , ailede babaya, sirkette patrona birakmayi sever, sonuctada sucu onlara atar isin icinden cikariz…..

Padisahlarimiz o gunun sisteminde tek adam modelindeki hatalari ortadan kaldiracak yapilanmalari nedeniyle once cok basarili olmuslar sonra dunyadaki gelismelerin gerisinde kaldiklari icinde koca imparatorluk yok olup gitmistir..

1776’dan itibaren dunyada kuvvetler ayriligi modeli denenmeye basladi, bu ruzgar 1789’da avrupaya geldi ..


1876’da bize bu ruzgar 100 sene sonra  mesrutiyetle ugradi isede demokrasinin padisahla karma yonetimi denen bu ucube yapi demokrasiye donemedigi icin sonucta osmanlinin batmasina neden oldu, birincisini padisah ikinci mesrutiyetide 1924 anayasasi kapatti.. 

Bizde kuvvetler birligi hep vardi ve Cumhuriyette zaten kuvvetler birligi ustune insa edilmis,1924  anayasasi ile tek kisiye butun gucu veren cok partili sisteme gecmeyen bir yapilanma idi.. 

Turkiye 1946 dan sonra cok partili sisteme gecti ama hic bir zaman kuvvetler ayriligi modeline gecemedi cunku muhur kimdeyse padisah gene oydu..  1950de iktidar olanlar yeter soz milletindir demesine ragmen milletin oyu ile iktidar olduktan sonra milletten uzaklasip, sadece kendilerine oy verenlerin partisi olup , es dost liberalizmi, her mahallede bir milyoner yaratacagim anlayisi ile medyayi, yargiyi ele gecirmislersede sonucta ekonomik olarak borcla kalkinma modeli nedeniyle moratoryum ilan etmek durumunda kalmislardir.. 


1960 ihtilali aksak demokrasimize verilen en buyuk darbe olmustur.. Demokrasiye ara verilirken en buyuk kazanim 1961 anayasasi olmustur , bu anayasa kuvvetler ayriligini saglar gibi olsada , ,  1982 anayasasini aynen 1924 gibi “Kuvvetler birligi ” ilkesine sadik kalarak , siyasi parti liderine padisah yetkileri verdi, Cumhurbaskanligi nasilsa cantada keklik hep askerde kalacak dusunulerek sorumsuz  buyuk yetkiler verildi..

Bu ucube sistem sivilllerin eline gecince onlarda balli borek misali yemede yaninda yat diyerek dikta anayasi ile bu sistemi yillardir halka demokrasi diye pazarlamaya  devam ettiler..

Egemenligin kayitsiz ve sartsiz millete ait olmasi icin o ulkede Sivil bir anayasa , lidere bagimli olmayan bir siyasi partiler kanunu, milletin kendi vekilini kendi sectigi secim sistemi, siyasetciye bagimli olmayan ehil ve bagimsiz yargic ve denetci, ekonomik bagimsizligini ilan etmis ehil medya olmadan demokrasiden ve kuvvetler ayriligindan bahsetmek abesle istigaldir..

Demokrasiyi halkin beklemesi yerine onu ne siyasi liderine, ne askerine birakmali, siyasi partilere katilimla, STK gorev alarak demokrasiye gecmek icin sandikta ipin ucunu Demokratlar ele gecirip sivil anayasayi saglayarak demokrasiye gecmeyi dusunmeli ..

Bu devirde kimse kimseye demokrasiyi vermesini beklemesin, demokrasi kullarin isi degildir,demokratlar siyasete katilimla demokrasiyi saglayabilirler, baskaca bir cozumde gorunmemektedir..

Sevgi, saygi ve selam ile

Mujdat guler

Bir cocuk daga cikiyorsa hepimizin payi var !!!

‘SİSTEMİN MAĞDURU, MAHKUMU VE MECBURU OLDUK’
“Yükümüzün çok çok büyük olduğunu biliyorum. Sadece polisle çözülmeyecek bir sorun olduğunu da biliyorum. Güvenlikçi yaklaşımlarıyla bu işin çözülmeyeceğini en iyi bilenlerden biriyim. 20 yıl istihbaratçı olarak görev yaptım. Hasan Cemal’in ‘Barışa Emanet Olun’ kitabını okuduktan sonra arkasına, son fotoğraflar bölümüne şerh düşmüştüm. ‘Haklısın ama biz çok küçüktük, biz o zamanki sistemin hem mağduru, hem mahkumu hem mecburu olmuştuk. İnşallah bundan sonrası el birliğiyle bu hale getirdiğimiz, farkında olarak ya da olmayarak bu hale getirdiğimiz bu sıkıntılardan el birliğiyle çıkmaya çalışırız. “


‘ÖLEN TERÖRİSTE AĞLAMIYORSANIZ İNSAN DEĞİLSİNİZ’
Daha önce bir konferansta yaptığı bir konuşmaya da değinen Güven, o anısını şöyle anlattı:


“Konferans esnasında salondakilerin büyük ünlemlerle bakmasına sebep olan bir cümle kurdum. Biraz eleştirildim ama ‘dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz’ demiştim. Ama eline silah almış çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de entegre edemiyorsanız devlet değilsiniz. Ben bu iki duygu arasında gidip geliyorum. Benim yitik evladım dağa çıkmış keşke ulaşabilseydim, keşke ben ona normal bir hayat sunabilseydim. Keşke onun terörize olmasına mani olabilseydim diye ağlarım. Ağlarım yani her teröriste de içim ezilir. Bu Diyarbakır’ın kaderi olmamalı; gözyaşı, kan… bu coğrafya o kadar güzel insan yetiştirmiş ki. Fakat şimdi canavarlar üretiyoruz. Niye ? denetimsizlikten, kontrolsüzlükten, insana ulaşamadığımızdan, insan odaklı hizmet üretemediğimizden. Başka bir şey değil yani.”


‘BİR ÇOCUK DAĞA ÇIKIYORSA HEPİMİZİN PAYI VAR’
Uzun konuşmasında özeleştiri yapmaya devam eden Güven, gözaltına alınan veya dağa çıkan bazı çocukların özgeçmişini de okuduğunu söyledi. Güven, bu konuda da şunları söyledi:


“Nasıl özeleştiri yapmayız. Benim karakoldaki memurumun kötü davranmasıyla, benim kontrollerimde yaptığım bir aşırı güçten ötürü zaten sosyal yaşamda tutunamamış bir çocuk… ben yüzlerce özgeçmiş raporu okudum. İstihbarattaydım. Bu çocuklar yazmış, ‘ulusal kurtuluş savaşımıza katkıda bulunmak istiyorum’ en son cümleyi . ‘Evladım yaşın kaç ?… ‘12. Babam işsiz, annemi dövüyor.’ Sosyal çevre berbat. Okula güç yettiremiyorum. İşte adam sosyal yaşam savaşını devam ettiremiyor. ‘Ben savaşacağım’ diyor. Bundan ne anlamamız lazım. Çocuk kaçıyor işte. Bulunduğu yerden kaçıyor. Bunun kaçma sebeplerinden biri bensem diğeri de sizsiniz. Bu toplumda mutlaka bir sıkıntı var demektir. Bunu ortaya da koymazsak nasıl çözeceğiz ? Tabi ki konuşacağız. Çünkü kaybettiğimiz insan. Patır patır insan ölüyor şurada. Her birinin hayalleri var, aşkı var, sevgilisi var. İnsanları öldürüyoruz, hayallerini öldürüyoruz, yüreklerine kin koyuyoruz. ”


Güven, açıklamalarında, geçmişte yapamadığı için hayıflandığı bir örneği de verdi:


‘KAPISINI KIRDIĞIMIZ DEĞİL DE, KAPISINI ÇALDIĞIMIZ MI BİZİ ÖLDÜRECEK’
“Bir zamanlar demiştim; bana beş kişilik bir ekip verin, ben çocuğu dağda olan annelere gidip ulaşayım. ‘Seni öldürürler’ dediler. Ya dedim; kapısını kırarak girdiğimiz insan öldürmüyor da, kapısını çalarak girdiğimiz insan mı öldürecek yani. Bırakın onu yapsınlar hiç olmazsa desinler ki, bu adam bunu yapmaya geldi, sizde bunu yaptınız yani. Keşke o zaman yapabilseydik bunları. Bu kadar geç kalmasaydık. İnsanımıza bu kadar geç ulaşmasaydık. Bu kadar acıdan sonra yapmasaydık bu işleri. Tamam, acı çektik. Ama habire yeni acılarla da sürdüremeyiz bu işi. Yeni acılar yeni acıları doğuracak. Yeni kinleri getirecek. Yeter. Burada hep beraber yeni bir dünya kuralım diye varız.”

Diyarbakir Emniyet Muduru 

Recep  Guven ..

Askerimizi dogru ve guvenli yargilayabildikmi ?

Degerli Arkadaslar ,

Askerin vesayeti siviller ustunde cumhuriyetin kurulusundan itibaren vardi ,siviller  demokraside isler yurumediginde hep birlikte askerin gelmesi icin dua ederlerdi, askeri kislasinda tutmayanda sivillerdi, askerde iyi yetismis kurmaylari ile her zaman dogal olarak sivillerden daha iyi yetismis insanlardi.

Fahri gurler meclise cumhurbaskanligi secimleri sirasinda gelmis oturmus, beni cumhurbaskani secin demisti , sn, Demirel oyle yapti boyle yapti , demokraside her onune gelen asker kendini Cumhurbaskani yapamazdi  ama sartlar o kadar agirdiki  gene bir asker olan Fahri koruturku secmek durumunda kaldilar, asker bu kadar etkindi…

Mit mustesarligi bile askerlerindi sivil bir mit baskani dusunulemezdi.. Sn. Ozal askerin demokraside gelmesi gereken yer ve Mit mustesarinin sivil olmasi icin cok caba sarfetti ilk sivil mustesari tayin etti, yuksek askeri surada sivillerin onune usul olsun diye gelen listeye  itiraz etti, bu cok onemli bir direncti..

Asker 82 anayasasi ile ele gecirdigi kalelerde hep kuvvetli kaldi ve sivillerde kuvvetli olmak icin askeri hep arkasina aldi, askeri joker olarak kullanan buyuk sermaye gruplari varliklarinin ustune varlik katti..

Cumhurbaskanligina verien yuksek yetkilerle siviller 83’te sandigi ele gecirselerde askerin vesayetini , askerin ihtilalde ve koskte ele gecirdigi yetkilerle kaldirmak kolay olmadi.

Asker demokrasinin gelmesi icin bu ulkeye buyuk katki yapmis bir kurumdur, 1950 secimlerinin adil gecmesini saglayan DP’nin bileginin hakki ile secimi kazanmasini saglayanda askerdir.

Asker  24. ocak.80  kararlarinin arkasinda olmasa,  Turkiye icin bugun 134 milyar $ lik ihracaat ve liberal ekonomi hayaldi, Ozal tum devrimleri yaparken arkasinda Askeri bulmustur asker ekonomik devrimlerin arkasinda olmustur..Ama 82 Banker krizindede  aman beni cumhurbaskani secmezler diyerek gene ekonomik carklarin islemeyip, kumar oynayanin riskini devlet karsilasin diyende askerdir, Ozal ve Erdem bu yuzden istifa etmislerdir..

Gelelim 2003 de planlandigi dusunulen , Cetin dogan pasanin emekliye sevk edilip ,diger suphelilerinde dusuncenin oldugu donemde ihtilal yapacak yetkilere sahip olmadigi halde sonradan mevkilere getirilmis, o zaman ihtilal yapacak mevkilerde degildiniz simdi ihtilal yapin denmek istenmis yapmadiklari goruluncede,  siz gecmiste boyle bir dusunceniz olmus “neden ihtilal yapmadiniz ” der gibi acilan dava ulke gundeminin tam ortasina oturmus , halki ikiye bolmustur..

Balyoz darbe plani bir kac kisinin dusuncesinde kalan ama organize olmamis gerek kamu oyu tabani olmadigi gibi , gerekse ordunun ust kademesinden ve yurt disindan destek gormedigi icin bir oyun olarak kalmis ve ileriye gidememistir..

Bu ulke icin buyuk sanstir geldigimiz yeri gostermesi acisindan ovunulecek bir durumdur, darbenin plani yapilir , gerceklestirilemez, hatta tanklar sokaklara ciksada bu ulkede tankin ustune cikacak cok Yeltsinler olacagini gormek demokrasimizin geldigi yer acisindan cok yararlidir..

Darbe tehlikesi olmadigi bu kadar acik ve aleni iken , Balyoz darbe plani diye 7 yil once kapanmis bir dosyanin acilmasini anlamak mumkun degildir.

Olmayan bir darbe tehlikesi icin yuzlerce yetismis generalimize yapilan hos olmamistir.. 2003 te bu dava acilsa ve bir kac kisiye gorevi suistimalden kucuk cezalar verilse normal olabilirdi ama bu kadar insani icine alan ve bu kadar buyuk cezalar kamu vicdaninda hos karsilanmadi ..

Siyaset ve yargi kurumu ayni zamanda bu iddialar ile Ordumuzda buyuk yara almistir. Her uc kurumda ulkemiz icin en onemli kurumlardir, bu kurumlarin sayginligi herseyden once gelmektedir.

Turkiye gibi demokrasisini her gun gelistirmek isteyen onunde ev odevi olarak


a. Sivil bir anayasa yaparak askerin yaptigi anayasa’dan cikmak ..


b. Siyasi partiler yasasini degistirerek siyaseti lider sultasindan kurtarmak


c. Yarginin ehil ve bagimsiz olmasini saglamak ..


d. Denetimin ehil ve bagimsiz olmasini saglamak


e. Medyanin ehil ve bagimsiz olmasini saglamak

f. Gelir adaletini saglamak , yargi adaletini saglamak gibi demokrasinin temel radikal reformlarini yaparak ;

Demokrasimizi melez demokrasiler arasindan alarak gelismis demokrasiler arasina katilmasini saglamak hedeflenmelidir, demokrasimiz icin biz sivillerin ev odevlerimizi yapmayip, asker yuzunden demokrasiye gecemiyoruz mazeretini ortadan kaldirmamiz gerekiyor..

Balyoz davasi bana gore 10 yil icinde bu sorunlari cozememis siyasi irade, yargi , denetim ve medya kurumu icin bir kurtarici olmustur, biz ev odevini askerler yuzunden yapamadik mazeretini halka gostermek acisindan avantaj saglamistir…

Asker bugune kadar demokrasiye yapilan kesintilerde hep sermaye-medya ve muhalif siyasetcilerin organize ettigi hareketlerin ruzgarina uyarak hayati hatalar yapmistir..

Dun asker hata yapmis bugunde biz siviller buyuk hata yaptik, demokrasimizi gelistirip, saydamligi arttirarak , yargi ve gelir adaletini saglayarak ulkemizde istikrar ve ic barisi saglayabiliriz.

Cozumleride gene sivillerin en buyuk kalesi olan yuksek yarginin cozecegine guvencem sonsuzdur..
Asker yargiyi siyasetin emrine vererek, memurlastirilmis yargici uretti, milletvekili ile ayni maasi alan insanlarin ekonomik ozgurlugunu elinden alarak cuzdani ile vicdani arasina sikismis ehil olmayan , mufettis ve siyasi baskilar altinda kalmis , hukuk egitim kalitesi dustugu icinde ehil olmayan bir yargiyi urettti, bu yargi 30 yildir milyonlarca insani dogru ve guvenli yargilayamadi, binlerce hasar verdi, simdi askerin bu yargidan dogru ve guvenli yargilamayi beklemek yerine, biz ne buyuk hata yapmisiz demesi gerekmiyormu ?

Sevgi,saygi ve selam ile

Mujdat guler

guler1@aol.com