Buraya Nasıl Geldik? Buradan Nasıl Çıkarız?
İstanbul, 2 Ekim 2026 | Müjdat Güler
Buraya nasıl geldik?
Hikâye 1982’de başlıyor. O yılın anayasasıyla yargıyı siyasetin etkisine açtık. Darbe döneminin ürünü olan Siyasi Partiler Yasası ile de partileri genel başkanların iradesine teslim ettik. Yıllarca bu iki sorunu konuştuk, çözmeye çalıştık. Çözelim derken 2017’ye geldik.
2017 referandumuyla parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik ve kuvvetler büyük ölçüde tek elde toplandı. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı oldu, bakanları, üst düzey bürokratları ve yargı üyelerinin bir bölümünü atama yetkisini aldı. Kararnamelerle yönetim olağan hale geldi, Meclis devre dışı kaldı.
Bunun ilk bedelini yargı ödedi. HSK üyelerinin büyük bölümünü Cumhurbaşkanı ve Meclis belirliyor. Böyle bir yapıda yargının yürütmenin etkisinden uzak durması zordur, nitekim duramadı. Hukukun üstünlüğünün yerini siyasetin gücü aldı.
Ardından medya, sermaye ve denetim geldi. Bana göre bağımsız medyanın sesi kısıldı, sermaye baskı altına girdi, denetim kurumları işlevini yitirdi. Güçlü bir toplumsal muhalefetin oluşmasına da zemin kalmadı.
Dışarıda tablo farklı değil. Bir dönem Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlığıyla anıldık. Ekonomide ise AB’nin ve Çin’in ürünlerini ithal eden, üreterek değil tüketerek büyüyen bir ülkeye dönüştük.
En ağır darbeyi sandık aldı. İstanbul seçimi iptal edildi. Kazanılan belediyelere kayyum atandı. Seçilmiş milletvekilleri tutuklandı. Halkın iradesi yok sayıldı.
Buradan nasıl çıkarız?
Önce demokrasiye sadakatle. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Söz hakkı partilerin ya da liderlerin değil, halkındır. Demokrat olmak, işimize geldiğinde değil, her koşulda demokrasiye sadık kalmaktır.
Sonra oyumuza sahip çıkarak. Halkın elindeki tek güç sandıktır. Seçimin kutsallığı korunmalı, sandıktan çıkan sonuç kim kazanırsa kazansın çiğnenmemelidir.
Adalet ve denetim bağımsız olmalı. Yargı siyasetten arındırılmalı, mal beyanları şeffaf hale gelmeli, denetim halkın gözü önünde yapılmalı. Suçlamalar değil, belgeler konuşmalı.
Hafızamızı da diri tutmalıyız. 1970’lerde halkın seçtiği vekiller pazarlık konusu oldu, Güneş Motel o günlerin simgesi olarak tarihe geçti. Ardından 12 Eylül geldi. Demokrasiyle oynamak darbeye zemin hazırlar. O günleri unutmamak, halkın oyuna saygı duymanın ön şartıdır.
Ve taraf değil, demokrat olmalıyız. Kim yaparsa yapsın, kimin yanında durursak duralım, adaletin tarafında olmak zorundayız. Körleşmeyeceğiz, susmayacağız, eğilmeyeceğiz.
Sivil bir anayasa yapmadan, sivil bir siyasi partiler yasası çıkarmadan, saydamlığı kurmadan, gelirde ve yargıda adaleti sağlamadan demokrasiye geçmek zor. Çözüm halkın elinde, kararı da halk verecek. Bizim görevimiz demokrasi okuryazarlığını yaygınlaştırmak. Aş da iş de önemli ama demokrasi ikisinden önce gelir. Demokrasi sandıktadır. Oy, sivil anayasayı, sivil siyasi partiler yasasını ve saydamlığı hayata geçirecek partilere ve liderlere verilmeli. Demokrasi bütün sorunları çözer. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Sevgi, saygı ve selam ile,
Müjdat Güler
Demokrasisokaktasatilmaz.com
