Yazar: mujdatguler
Anayasa, kanunlarimiz ve yargiclarimiz Turkiye’ye uc numara kucuk geliyor..!
Degerli Arkadaslar
Gecmiste ozel bir anayasa mahkemesi uretmistik, uyelerini Cumhurbaskanlarinin atadigi Anayasa mahkemelerine bir karar gittiginde kararin ozune bakan gazeteciler bas koselerinde macin sonucunu bir gun onceden ilan ederler, mac 9-2 bitecek, mac oynanir sonuc aynidir. Simdilerde eski DGM yerine , OYM urettik bunlarinda uye secimi ve uyelerin artik kemiklesmis , omurgali bir duruslari var..
OYM bir cok mac oynandi , hakemlerimiz oradada hep macin sonucunu 2-1 olarak sonuclandiriyorlar..
Tabi bunu yapabilmek icin siyasetciler ve kamu oyu 30 yildir onlarin aklini elinden aldi, hukuk nosyonu olmayan bu insanlara ne verirsen yiyecek hale geldi, o yuzden adaleti dagitmak icin oraya yerlestrilen bu insanlar adalet dagitmak yerine onlari oraya getirenlerin dudugunu calan Ozel yetkili Hakemler oldu.. Halk ehil ve bagimsiz hakem yerine, kendi lehine duduk calan hakemi aradigi icin biz bu hale geldik…!
Hakem ehil degilse, hakem uluslarasi normlara gore, ornegin 4+3 =7 yillik hocali hukuk fakultelerinde egitim almiyorsa, ekonomik ve siyasal bagimsizligi yoksa tabiki memurlastirilmis, bagimsizligi elinden alinmis, mufettislerin ve yogun is trafiginin altinda ezilmis bu insanlar sahadaki maci yonetemiyorlar… ULkedeki anlayis hakem sendense iyi hakem, senden degilse kotu hakem mantigi bugunlere gelmemizi saglayan en onemli yanlisliktir..
Hakem kalitemiz arttikca, futbol kalitemizde artti ve sonucta cok ilerledik, hakimlerimizin kalitesi arttikca yargi kaliteside ayni sekilde artacaktir..
Hukuk egitim kalitesini arttirmaktan baslamak uzere, once yeterlilik imtihanlari yaparak yetersiz olanlari sistemin disina atip, mac satarak milyarder olan hakemlerin mal beyanlarini alarak “nerden buldun bu parayi hakem bey ” demeden, yakinlarindan servet beyanlarini alip , adliye tuccarlarinin ulkenin en zenginleri oldugunu gostermeden, anayasa degisikliklerini yaparak yargiya siyasal bagimsizligini vermeden, mufettislerimizin ve yakinlari olan avukat ve yargi tuccarlarini mac satan hakemleri, bilmez kisi olan bilir kisi diye ortada dolasan tuccarlari, hukuk fakultelerinde ders vermek yerine mafyanin, banka batiranlarin avukatligina soyunmus milyoner hocalarimizi sistemin disina atip, Prof, apoletlerini sokup,onlara gereken unvanlari vermeden cozumler gelmeyecektir..Ustelik bu temizlikten elde edilen kaynakla ulkenin dis ticaret acigini bile cozmek mumkundur, bu rakam cok ama cok buyuktur, saydamligin olmamasi ve nerden buldun kanunlarinin cikmamasi hep hakemlerin hesap verebilecek kadar durust olmamalarindan kaynaklanir..
Gecmiste asker dostlarima , is arkadaslarima , saygin profosorlere , onemli yazarlara durumu actigimda o donemlerde tarafli hakimlere yakin olduklarindan , hakimlerimiz icin omurgali cocuklar derlerdi, simdi gordunmu bana dokunmayan yilan bin yasasin demenin zararlarini ..!!
Illa bunlari yasamak gerekmezdi, hakim yakinimdir denerek, ben hakimlere inaniyorum dedinmi iste bir gun hakem senin tarafinda olmaz ve maci kaybedersin, en iyi hakem maci tarafsiz olarak yonetebilecek, ehil ve ekonomik bagimsizligini verdigimiz hakimlerdir..
Ehil ve tarafsiz hakimi saglamak kolay degildir, demokratik anayasa, yenilestirilmis kanunlar,ehil hakim , saydamlik ve bagimsizliklari ulke olarak saglamamiz kisa surede saglanamiyacaktir, bugun olayi kamu oyu ve tum siyasi partiler dogru anlayabilse, gecmisteki hatalarini 30 yildir ikdarda olan siyasi partiler bugun mecliste olduguna gore teshisi dogru koyup , gercekler ustunden yol alabilse bu sorunu 10 yil icinde cozmek mumkundur,teshis tedavinin % 80 idir, dogru teshis olmadan cozumler gelmiyecektir, senin hakimin , benim hakimim muhabbetleri ulkeye bir sey kazandirmaz,bu sartlarda macin sonucu onceden belli olan maclari seyretmek insana zevk vermiyor…
Omurgali hakemlerin maclari hep ayni skorla bitiyor..
Anayasa , kanunlarimiz ve yargiclarimiz Turkiye’ye uc numara kucuk geliyor…!
Hakimi ehil yapmadan, halktaki demokrasi ve hukuk kulturunu gelistirmeden anayasanin degismesi ve kanunlarin degismesi tek basina yeterli olmayacaktir…!!
Sevgi, saygi ve selam ile
Mujdat guler
Baba deyipte gecme…!!
Babamla 35 sene yasama sansini yakaladim , onu sagliginda tanimaya calistim ama babami tanimaya tam basladim derken babami kaybettim, olumunden sonra teybi geri sarmaya calistigimda onu daha iyi tanidim, seneler gecince bende baba oldugumda kendimin iyi bir evlat oldugunu dusunmeye basladim..
Babam bize tecrube vermisti, iyi bir isim vermisti ve en onemlisi varlik icinde buyumemizi saglamisti , mutlu bir insandi , gulmeyi ondan ogrendim.
Baba insanin hayatinda onemli bir destek , en buyuk destekte o adin hasmetinde , “Baba” adi oyle bir buyukki bu sana bir guvence veriyor.
Oldugundede o destegin arkandan gittigini hissediyorsun.. Tum cocuklar icin Baba sanirim boyle bir sey , ihtiyacin olmayabilir belki onu hic dinlemiyebilir veya tamamen aksi hareket edebilirsin ama “Babam ” lafi en buyuk sigortadir.. Ustelik prim bedellerini yatirmasanda bu police hic bir zaman icin iptal edilmeyecek bir projedir..
Bu police onun olumu ile sona erer,bir anda bakarsin , neleri kaybettigini zaman icinde anlarsin..
Anladiginda cok gec olur, cunku police onun olumuyle sona eren bir policedir, artik seni kapsamaz, ustelik hayatin boyunca bogazina onun olumu ile saplanan bir aci kalir..
Babalarinizin kiymetini bilin , Baba deyipte gecmeyin..
Sam babasini satin alabilirsiniz,denizi seyretmek icin gemi babasina oturabilirsiniz, sizi rahatsiz eden biri oldugunda Mahallenin babasini ziyaret edebilirsiniz , is hayatinda neticeye cabuk gitmek istiyorsaniz Babalarla hasir nesir olabilirsiniz, siyasi babalarin en buyugunu gormek istiyorsaniz Guniz sokagi , dunyada en buyuk siyaset Babasini gormek icin sn, Erdogani ziyaret edebilirsiniz ama sizin Babanizin size verdigi guveni , tadi yukardakilerin hic biri veremez.
Bunlar hepsi catma Babadir..
Bugun babanizi sevindirmeniz yetmez, Babalar her zaman sevindirilmeye muhtactir ve onlarin hayatinda en onemli sey cocuklaridir, siz onlarin kiymetini bilin zaten babalar sizin kiymetinizi bilir..
Sevgi,saygi ve selam ile
Mujdat guler
Bir Baba Olarak Çetin Doğan
Bir Baba Olarak Çetin Doğan
Bir komutan…
Bir orgeneral…
Bir ordu komutanı…
Bir sanık…
Bir yazar…
Bir eş…
Bir bağımsız milletvekili adayı…
Ve bir baba!
***
Çetin Doğan iki kitap yazdı.
Bir kitap da onun yargılandığı dava üzerine yazıldı.
İlk kitabı, “Ateşi ve İhaneti Gördük” 2010 yılında tam yayınlanırken Doğan hapse atıldı.
İkinci kitabı “İddianamem, Balyoz ve Gerçekler” 2011 yılında hapiste iken yazdığı kitap.
Bir de kızı Pınar Doğan ile damadı Harvard Üniversitesi’nin ünlü ekonomi profesörü Dani Rodrik’in ortak yazdıkları “Balyoz; Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçekler” adlı kitap var.
Pınar Doğan ve Dani Rodrik önce bir blog yazmaya başlıyorlar Çetin Doğan ve yargılandığı dava için…
Daha sonra bu blogdaki yazılarını kitap haline getiriyorlar.
İşin ilginç yanı Dani Rodrik de, Pınar Doğanda “liberal” görüşlü akademisyenler.
Yani darbecilikle filan bir ilişkileri yok, üstelik ordudaki “AKP alerjisine” de karşı olduklarını açık açık belirtiyorlar.
Ama Çetin Doğan olayında gerçeklerin peşindeler…
Çünkü onlar “Gerçek liberal”…
Birçok döneğin ya da dincinin yaptığı gibi“liberalliği” sahte bir kimlik olarak kullanmıyorlar.
***
Çetin Doğan İstanbul 2. Bölge’den bağımsız milletvekili adayı…
Değerli meslektaşımız Tuncay Özkan’ın İstanbul 1. Bölge’den olduğu gibi…
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in İzmir 2. Bölge’den olduğu gibi.
***
Doğan’ın son kitabı “İddianamem, Balyoz ve Gerçekler” bana eşi Nilgül Doğan’ın imzasıyla geldi:
“Her zaman gerçeklerin peşinde olduğuna inandığımız Sn. Emre Kongar’a sevgi ve saygılarımızla.
Çetin Doğan adına Nilgül Doğan, imza, 18 Nisan 2011”
***
Kitap çok etkileyici…
Türkiye’deki hukuk ve adalet konusundaki uygulamalar açısından çok ilginç bir belge niteliğinde…
Ama beni etkileyen nokta kitabın içeriği değil.
Bir baba olarak, kitabın ithafından çok etkilendim:
“Bu kitap sevgi ve şükran duygularımla Kızım Pınar Doğan Rodrik ve Damadım Dani Rodrik’e adanmıştır.
Onların binlerce kilometre ötelerden sağladıkları destek olmasaydı, Balyoz İddianamesinin çirkin bir komplo ve iftiraname olduğunun kanıtlanması ve de kamuoyuna anlatılması olanaksız olurdu.”
Ne mutlu Nilgül ve Çetin Doğan’a ki, Pınargibi bir kız evlat yetiştirmişler:
Hem başarılı bir akademisyen, hem sevgili bir evlat, hem cesur bir mücadeleci.
Ve ne mutlu onlara ki Dani Rodrik gibi bir damatları var:
Tam bir akademisyen kimliğiyle, gerçeklerin ortaya çıkması için çalışıyor.
Bu yazıyı hangi duygularla kaleme aldığımı merak ederseniz “Kızlarıma Mektuplar veİçimizdeki Zalim adlı kitaplarıma bakın!”derim.
***
Silivri’deki davaların açtığı yaraların kapanması çok uzun sürecek!
Emre Kongar…
Pesinden kostugumuz “Basari ” nedir ?
Basari Nedir…?
4 yasinda basari ….donuna isememektir.
12 yasinda basari……….arkadas bulabilmektir.
16 yasinda basari……………..araba surebilmektir.
20 yasinda basari…………………….seks yapabilmektir.
35 yasinda basari …………………..para kazanabilmektir.
50 yasinda basari …………………..çok para kazanabilmektir.
60 yasinda basari ……………………..seks yapabilmektir.
70 yasinda basari …………….araba surebilmektir.
75 yasinda basari ………arkadas bulabilmektir.
80 yasinda basari ….donuna isememektir.
Prof. Albert Follanberg
5. Kasim .1983 secimleri oncesinde neler olmustu ??
Degerli Arkadaslar,
1983 secimleri oncesinde Kenan evren , Demirel -Ecevit ve Erbakana siyasi yasak getirmekle kalmamis destekledikleri tum partileri arka arkaya kapatmisti , secim artik cantada keklikti , is adamlari, medya ve kamu oyu tumuyle askerin arkasindaydi, kurduklari parti secimi alacak ve onlar yaptiklari dikta anayasasi ile demokrasiye gecis yaptik diyerek ulkeyi dikta ile yonetiyorlardi, yanlarina almadiklari 650.000 kisi zaten fislenmisti , 40.000 adetide yurt disindaydi… Hapishaneler agzina kadar doluydu, bugun deli fisek yazarlari zaten hapiste, fikrini rahatca soyleyebilenler ise yurt disindaydi ama tum bunlara ragmen halk gene yapacagini yapti ve beni gazeteciler yonlendiremez, beni diktatorler yonlendiremez diyerek oyunu bagimsiz olarak kullandi,bugun hep birlikte halkin oyunu yonlendirmeye calisiyoruz, birimiz kopru gecerken at degistirilmez , digerimiz istikrar icin tekrar AKP diyoruz , hatalari var ama , ekonomi iyi diyenler cogunlukta , mutlu azinliklar halki etkileme pesinde , secimlere az bir zaman kala birakalim halk karar versin, iyi oynayan maci kazansin… !!!
Halkin ustune cok gitmeyelim ve hep aklimiza 1983 secimleri gelsin, bugunku iktidarinda aklina 2002 secimleri gelsin, orada halk liderlerin cogunu siyasi arenanin disina atmis ve tek basina AKP’yi iktidar yapmisti..
Bu halkla fazla ugrasilmaz, fazla ustunede gidilmez, ona birakin en dogrusunu o bilir ve her zaman ben halkimizin sagduyusuna inanirim..
Onun sectigi partilere ve liderlerede saygi duyarim..
Secim oncesinde herkesin farkli gorusu olabilir, herkesin farkli partisi olabilir, secim bittiginde kazanan parti lideri artik Tum ulkenin Basbakanidir , en dogru proje bu secimi kazanabilsin, secim tum partiler ve halkimiz icin hayirli olsun… !!
Sevgi,saygi ve selam ile
Mujdat guler
Babalar ve kizlari…!
Bugün 1 Mayıs…
Emek Bayramı…
İşçi Bayramı…
Bahar Bayramı.
Doğanın, sevginin, aşkın, dayanışmanın, hakkın, hukukun, insanlık değerlerinin çiçeklendiği bayram.
İnsanlık kin ve nefretle, zulümle değil, sevgiyle, aşkla, dayanışmayla, üretimle çiçeklenir, yücelir, ilerler, gelişir.
İşte 1 Mayıs bunun bayramıdır!
***
Silivri’de yatan babalar…
En büyük hazineleri olan evlatlarından ayrı kalmanın işkencesini çekenler…
Mahpusluğun yanında, kahredici evlat özlemi…
Anılar, yaşanmışlıklar, umutlar, yaşanacaklar, hayaller…
Sevgilerin en hası…
Sevgilerin en karşılıksızı…
Evlat sevgisi…
Kırılgan, narin, üzerine titrenen kız evlada duyulan, koruma duygularıyla, gerçekleştirilecek başarıların özlemiyle bütünleşmiş o tarifsiz duygu!
***
Silivri’de yatan babalar…
Parmaklıkların dışındaki evlatlar…
İlkokul öğrencisinden, dünyanın en parlak üniversitesindeki hocaya kadar, her yaştan kızlar!
Bu yazı onlardan sadece bir iki örneği anmak için yazıldı…
Evlada karşı duyulan sevginin ne olduğunu bilen…
Yaşamını, çocuklarının mutluluklarında gören biri tarafından.
***
Mustafa Balbay…
Gazeteci yazar…
Yağmur…
Daha çok küçük, ilkokul öğrencisi…
Babasından ayrı kaldığına ağlıyor, sevgisi cama çarpıyor, durumu anlamaya çalışıyor.
Tuncay Özkan…
Gazeteci, yazar…
Nazlıcan…
Ergenlik çağında, lise öğrencisi…
Kendi sorunlarıyla, okulla uğraşırken babasını özlüyor.
Dursun Çiçek…
Albay…
İrem…
Avukat oldu, babasını savunuyor…
Kışladan Hasdal’a, Albay Dursun Çiçek Vakası adıyla bir de kitap yazdı.
Çetin Doğan…
Emekli Orgeneral…
Pınar…
Harvard’da başarılı bir hoca, eşi ünlü ekonomi profesörü Dani Rodrik’le birlikte Balyoz, Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçeklerdiye bir kitap yazdı.
Ve Ali Tatar…
Haksızlığa uğradığı düşüncesini kaldıramayarak intihar eden Yarbay…
Kızı Gökçen’e, “Canım kızım, çok iyi çalış, iyi yerlerde ol ki, benim hesabımı sorabilesin” diye vasiyeti var.
***
Silivri’deki babalar, eşleri, oğulları ve kızları:
Yukarıdaki örnekler kamuoyuna yansıyan, aysbergin görünen yüzünün bir bölümü…
Kimbilir suyun altında, dört duvar arasında, parmaklıkların ardında, bilemediğimiz, göremediğimiz, duyamadığımız daha ne trajediler var!
Bir zanlıyı, bir tutukluyu, bir hükümlüyü hapse attığınızda:
Bir eşi, bir evladı, bir babayı, bir anneyi, bir kardeşi, tüm bir aileyi, üstelik de kişi daha yargılanırken hüküm giymeden cezalandırıyorsunuz!
Bu zulüm hiç bitmeyecek mi?
Emre Kongar
İstanbul’a Kıymak…
Ben onu hayat kadınına benzetmiştim…
İlk tanıdığımda hâlâ güzeldi…
Ve âşık olmuştum İstanbul’a…
Uzak Anadolu köşesinden gelmiş utangaç gence, tepelerini sere serpe gösterirken, onu ti’ye alarak kahkahalar atıyordu…
*
Zaman geçti…
Her geleni mutlu etmekten, her geleni kucağına almaktan ve simsarlar tarafından hovardalara satılmaktan bitkin düşmüştü…
Bacağında zampara siyasetçilerin, hoyrat müteahhitlerin, görgüsüz zenginlerin diş izleri vardı…
Sırtında kömür, kum, çakıl tüccarlarının bıçak yaraları…
Ormanımsı saçları yer yer açılmış, çelik çubuklara dönüşmüştü…
Eski güzelliğinden eser kalmamış, boğazında sahte taşlardan iki gerdanlık…
Güzel yüzünde silüetini bozan sivilceler, çıbanlar…
Ten kokusunun yerine, burunları düşüren kötü bir parfüm kokusu…
*
Eski sevgililerini anlatıyordu kahkahalar atarak, sarhoş olduğunda:
“İlk Mehmet aldı beni…
“Mehmet kim?..”
“Fatih…”
“……!”
“Büyük topu vardı…”
“…….!”
“Nice sultanlar, paşalar, devlet adamları koynuma girdiler sonraları… Süleyman Bey vardı Isparta eşrafından, şu boğazımdaki kolyeyi o taktı… Şunu da tombul sevgili Turgut Bey ‘bu hakikisi’ diye taktı boynuma, sahte çıktı…”
Kimi zaman ağladı:
“Ucuz ucuza sattılar beni… Köylüler bile ayakkabılarını kapının önünde çıkartıp çıkartıp geldiler, gece kondular her yanıma…”
Kimi zaman sildi akan rimelini:
“İmam nikâhı yaptı…”
“Kim?..”
“Şu badem bıyık…”
“…….!”
“Sonra taşlarımı, broşlarımı, kemerlerimi çalıp sattı…”
*
Ona şu çılgın kuma projesini söyleyemedim…
*
Çünkü ben bir zamanlar âşık olmuştumİstanbul’a…
Çok güzeldi…
Bazı zamanlar yine de gidip dizinin dibine oturmak, sonra koynunda kıvrılıp uyumak gelir içimden, geçmiş günlerin anısına…
Siz ona kıysanız da, kıymasanız da..!
Bekir coskun….!
AKP iktidari artilari ve eksileri …! 2023 Hedefleri …!
Degerli Arkadaslar
AKP iktidarinda 2011 yili itibariyla Turkiyede siyasi istikrar ve guven saglandi ..
Dunya ekonomik krizlerin esigindeyken Turkiye kalkinma hamlesi yasayarak ekonomik olarak iyi yonetilen ulke goruntusu verdi ..
Icerde yapilan uygulamalarda halkimiza
1. Hastahane ve sağlık hizmetlerinde,
2. Yeşil Kart uygulamasında
3. Sosyal yardımlarla insanların aç ve açıkta bırakılmamasinda,
4. Duble yollarla ulasimda,
5. TOKI uygulamalari ile gelir durumu iyi olmayanlar konut sahibi yapildi,
6. Sehirlerin su ve ulasim sorunlarinin cozumunde basarili olundu.
7. Dokunulmayacak denilen guclere dokunuldu imaji verildi,
8. Kurt sorunu konusunda acilim arayislari icinde bulunuldu…
9. Yargiyi tarafli olmaktan cikartildi..
10. Anayasa kismide olsa revize edildi ,
Yapamadiklari
1. Demokrasiyi gelistiremedi, sivil anayasa yapamadi ..
2. Yargiyi ehil ve bagimsiz yapamadi, yargiya guven azaldi…
3. Kurt aciliminda acilim yapti ancak sonuca ulasamadi ..
4. Kayit disini 10 yilda % 37’den % 32’ye indirdi bu konuda basarisiz oldu,
5. Vergi adaletini saglamak icin kacaklari kumese sokamadi ..
6. Tarimda, hayvancilikta gereken radikal reformlar yapilmadi..
7. Medya’yi bagimsiz yapamadi, yandas medya uygulamalari endise verdi.
8. Uretim planlamasinda cok zayif kaldi, vasifli gencleri degerlendirecek proje uretemedi.
9. Dis ticaret acigina cozum bulamadi .. Acigi buyutmeye devam etti…!
10.Yabanci sermaye ithalatinda ve yabancilara konut satisinda gereken buyumeyi saglayamadi..
Turkiye bu sorunlari cozemeden 2023’teki hedefler bu yapiya gore buyuk ancak eger bu sorunlari ilk 5 yil icinde cozebilirse bu hedefler turkiye icin cok kucuktur..
Yukardaki zayif not aldigi 10 dersi iyi calisip o derslerden gecer not aldigi takdirde
2023 yilinda G7 ler arasinda girmemiz cok olanagindir.. Bu eksiklikleri yapamadigimiz takdirde
artan genc nufusun olmasi, ulkedeki yasli nufusunda artmasi, gelir adaletindeki bozulmalar, siyasi
istikrarsizligi ve guvensizligi yaninda getirecektir…
AKP lider partisi olmaktan cikip, kadro partisi olmaya yonelir ve gerek sag, gerek sol, gerek sosyal demokratlarin ve genclerin katilip , delegeleri tabana yayilmis bir kesimin fikirlerini savunan tek tip insanlar yerine cogulculuk partiye gelirse bir kac listenin savastigi parti ici demokrasinin gelisip
milletvekilleri seciminde standartlari yukseltip , kadro kalitesi arttirilsa oy alamadigi kesimlere yonelik siyaset uretip, o kesime partisini acarsa cozumler gelecektir..
Sevgi, saygi ve selam ile
Mujdat Guler
guler1@aol.com










