KOÇ’SUZ 15 YIL

KOÇ’SUZ 15 YIL
Vehbi Koç’u kaybedişimizin 15. yılında onu anıyoruz. Vehbi bey “Türkiye varsa ben de varım” derdi.
Türkiye’ye olan sorumluluk izleri yaşamının her alanında görülür.
Bunlardan bazılarını daha önce yazmış olabilirim ama gene de vurgulamakta fayda var.
“Vergi” konusunda Vehbi bey miladı oluşturmuştur.
En fazla vergi ödeyenlerin her yıl açıklanması Vehbi Koç’un fikriydi. Bunun hayata geçirilmesi için uğraştı ve sonuç aldı.
Bir arkadaşının teknesiyle hayatının ilk mavi yolculuğunu yapmıştı.
Her sabah bir köyde karaya çıkıyor ve yürüyüş yapıyorlarmış.
Antalya yakınlarında köylüler ona sevgi gösterilerinde bulunmuşlar, şöyle demişler:
“İlk traktörü, ilk buzdolabını, ilk otomobili bize sen verdin teşekkür borçluyuz.
Ama biz seni asıl en çok her yıl vergi şampiyonu olduğun için başımızın üstünde taşırız.”
Kemer koyunda buluştuğumuzda bunu anlattı, gözleri dolu doluydu.

HEDİYE DEFTERİ
Vehbi bey “dürüst” insandı.
Evine gelen hediyeler için özel bir defter tutuluyordu.
Hediyeyi getiren, hediyenin tanımı, geldiği tarih, getirenin adı, teslim alanın adı ve imzaları.
80’li yıllarda evlere, işyerlerine baskınlar yapılıyor, kaçak kahve, viski aranıyordu.
Millet şişe şişe viskiyi, neskafeleri tuvaletlere dökmüştü.
Vehbi bey ise haftanın 5 günü akşamüstleri yaptığı gibi bir kadeh bol sulu ve buzlu viskisini gönül rahatlığıyla içmeye devam etmişti.
Veremeyeceği hesabı yoktu.
Bu defter tutma adedini İsmet İnönü’den öğrenmiş.
Uygulamış.
Neden sadece haftanın 5 günü birer kadeh viski?
Sağlığa faydalı olduğunu düşünüyordu.
Ancak perşembe akşamı ve camide namaz kıldığı cuma günleri içmezdi.
Günde 5 sigara kontenjanı tanımıştı kendine.
Her sigara için de bir saat belirlemişti.
O düzene dakikası dakikasına uyardı.
Vücudun içe çekmeden 5 sigarayı tolere edebildiğini söylemişlerdi.

VEHBİ?BEY VE İNANÇ
Vehbi Koç’un inancı kuvvetliydi.
5 vakit namaz kılar, ramazanda oruç tutardı.
Hacca gitmişti.
Bazen bir fikrini “hacı baban işte böyle düşünüyor” söylemiyle gülümseyerek noktalardı.
Namaz ve oruç inançlarının gereği olmasının yanı sıra kendine güven testiydi.
Bir gün o yaşında hâlâ 1 ay boyunca oruç tutabilmesi nedeniyle kendine sözlü ödül verdiğini şöyle söylemişti:
“Ramazan bittiğinde ‘aferin Koç’ dedim kendime…”
Son yıllarında eğilmekte zorluk çekiyordu.
Masanın üzerine bir yastık konmuştu. Alnını secdeye böyle getiriyordu.
“Tutumlu” olduğu bilinir ama yardım severdi.
Yardım isteğini yansıtan mektupları mutlaka okutturur eğer bir katkıda bulunması gerektiğine ikna olursa, önce ciddi bir araştırma yaptırırdı.
Acaba mektupta yazılanlar gerçek mi?
Yardımı istek sahibine nakit olarak vermek yerine istediğini sağlamayı tercih ederdi.
Örneğin hastane parası istenmişse bu bedeli doğrudan hastaneye öderdi.
Kendini emekliye ayırdıktan sonra 3 hizmete yoğunlaşmaya karar vermişti.
“Türk Eğitim Vakfı, TEMA, Türkiye Aile Planlaması Vakfı…”
Eğitim, kaliteli insan yetiştirecek kadar kaynak için nüfus planlaması ve kaliteli toprak…
Artık Zincirlikuyu’da…
Üzerine nur yağsın
Guneri civaoglu Milliyet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.