BU “BÜYÜME” HALKA NEDEN YANSIMIYOR?

BU “BÜYÜME” HALKA NEDEN YANSIMIYOR?

Degerli Arkadaslar,
Her gun Turkiye buyuyor derken , siz bazen kendi kendinize biri bizimle dalgami geciyor  dediginizi duyar gibi oluyorum , Gungor hoca bu konuyu ele almis ve ekonomik acidan irdelemis !!
Onun yazisina gecmeden su anonim sozu hep hatirlayin..

“Büyüme ülke insanı için REFAH demektir. Bizde, beş harfli büyümenin dört harflik bölümünün yarattığı imkanlardan, yarattığı refahtan ülkenin küçük bir bölümü bol kepçe yararlanırken, kalan tek harflik bölümden ülkenin büyük bölümü ancak çay kaşığı kadar pay alabiliyor.”


Siyaset-Ticaret- medya seytan ucgeninde, mevcut anayasa ile siyaseti ele geciren yargi ve denetimide ele gecirdiginden es-dost ekonomisi ve yargi ve denetim adaletinin saglanmamis ve saydamligin olmamasi tabiki gelir adeletini bozuyor.. Hoca asagida esasinda onemli bir buyumenin olmadigini olsada gelir adaleti olmadigi icin bunun halka yansimadigini cok ama cok guzel izah etmis… !!


—————————–



1) Büyümüyoruz. Krizde indiğimiz çukurdan çıkıyoruz. Henüz tam olarak çıkamadık. 
Büyüme, sabit fiyat ile milli gelir artışından izlenir. 1998 yılı sabit fiyatları ile yılın ilk 6 ayındaki milli gelir rakamları şöyledir:
– 2008 49.5 milyar TL
– 2009 44.4 milyar TL
– 2010 49.0 milyar TL 

Görülüyor ki, henüz 2008 yılı milli gelir rakamına ulaşamadık. Fakat 2 yıl boyunca ülke nüfusu 74.7 milyondan 76.5 milyona yükseldi. Yüzde 2.5 arttı. Bu artan nüfus da sofraya oturdu. Gelir artmazken nüfus artarsa, sofradaki aşı daha çok insan paylaşmak zorunda kalır. Her birinin boğazına daha az aş girer.

2) Milli gelir rakamı artmıyorsa, açıklanan büyüme oranları yanlış mı? 
Kriz bizi çok üzdü. 2009 yılının ilk 3 ayında yüzde 14.6, ikinci 3 ayında yüzde 7.6, yılın ilk yarısında yüzde 12.2 oranında küçüldük. Bu yılın ilk 3 ayında yüzde 11.7, ikinci 3 ayında yüzde 10.3, yılın ilk yarısında yüzde 11.0 oranındaki büyüme gerçekleşti. Bu büyüme ekonomiyi geçen yıl indiği çukurdan çıkarmaya yetmiyor bile.

3) Halkımızın tüketim harcamaları 2008 yılının gerisinde. 
Yerleşik hane halkının yılın ilk yarısındaki toplam tüketim harcamaları sabit fiyat ile artmadı. Çünkü gelirleri artmadı. Tersine ne artan nüfus ne de azalan milli gelir nedeniyle kişi başı gelirler düştü. Yılın ilk 6 ayındaki toplam tüketim harcamaları şöyle:
– 2008 35.2 Milyar TL
– 2009 32.9 Milyar TL
– 2010 35.1 Milyar TL 

Görülüyor ki harcamalarda 2009 yılına göre artış var. Ama harcamalar henüz 2008 yıl rakamına ulaşamadı.

4) Gıda harcamaları da artmadı mı? 
Sabit fiyatlarla yılın ilk 6 ayında gıda harcamaları şöyle:
– 2008 9.5 Milyar TL
– 2009 9.4 Milyar TL
– 2010 9.5 Milyar TL 

İki yılda nüfus 1.8 milyon artmış iken gıda harcamaları aynı. Denmek ki insan başına düşen gıda harcaması gerilemiş.

5) Giyim, mobilya harcamaları nasıl? 
Giyim, ayakkabı harcamalarında gerileme var. Yılın ilk 6 ayındaki harcamalar 2008 yılında 2.7 milyar TL idi. 2008’de 2.1 milyar TL oldu. 2010’da 2.4 milyar TL olarak gerçekleşti.
Giyim harcamaları azalırken mobilya harcamalarında artış var. 2008 yılının ilk 6 ayında 4.2 milyar TL olan mobilya harcamaları, 2009 yılında 3.7 milyar TL’ye gerilemişken, 2010 yılında 4.5 milyar TL’ye yükseldi. 

6) İnşaat piyasası canlanıyor mu? 
Yılın ilk 6 ayında 2008 yılında kamu ve özel inşaat harcamaları 5.2 milyar TL iken 2008 yılında 4.1 milyar TL’ye geriledi. 2010 yılında 4.7 milyar TL oldu. İnşaat piyasası henüz kriz öncesi çizginin altında.
Son söz: Milli gelir artmıyor. Hem milli gelir artmadığı hem de nüfus çoğaldığı için kişi başı gelir düşüyor. Soru şu: Bu durumda nasıl oluyor da lüks otomobil, pahalı mobilya satışlarında, lüks konut piyasasında canlılık var… Cevap şu: Gelir dağılımındaki çarpıklığı unutmayınız. Kriz dönemlerinde bu çarpıklık daha da artar. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olur.”

Gungor Uras 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.